5 Ekim 2015 Pazartesi

Politika Değişimi Ne Demektir?


Elbette ülke dışında uygulanan politikalar, sırası geldiğinde hemen değiştirilir. Buna itirazımız olamaz. Sırası geçtikten, atı alan Üsküdar’ı atladıktan sonra yapılan değişiklikler, değil politika, politikasızlık ve diğerlerinin takip edilmesi yöntemini anlatır.

5 yıldır katil Esed hemen gitmeli politikasını sürdüren bizimkiler, daha dün Putin’in yanında “Esad’la geçiş” dönemini söylemeleri dudaklarda bıraktığı tebessümle anılacak.

Rusya dönüşü ise, “Putin Suriye’den ne istiyor, bizim 911 Km sınırımız var, ona ne oluyor?” gibi lafların edilmesi, politikadaki değişikliği değil, kafa karışıklığını gösterir.

Suriye’de politika değişmeli miydi? Elbette değişmeliydi. Kaçırılan fırsatları anmak acı bıraksa da, hatırayı tazelemekte yarar var. IŞİD militanlarının, Musul Konsolosluğunu basarak, çalışanlarımızı ve askerlerimizi esir ettiği günler, tam da Suriye politikasında değişiklik yapılacak günlerdi. Konsolosluğa 15-20 dakikada helikopterler ulaşabilecekken, askerlere teslim olun talimatının verilmesi, mantıkla açıklanabilir değil. Dağınık ve sadece destekçilerinin verdiği cesaretle Musul’a saldıran ve Irak ordusunun boşalttığı alanda, adeta köpeksiz köyde değneksiz gezmek deyimiyle açıklayabileceğimiz sırada, Musul’da yalnız bırakılmış ve desteksiz kalmış Türklerin esir edilmesi anlaşılır değildir.

İşte tam o sırada, Diyarbakır, Urfa, Şırnak gibi askeri üslerden kaldırılacak helikopterler yardıma koşacaklardı. Bu sırada da Suriye politikasında yapılacak radikal değişiklikle, IŞİD belası kıstırıldığı kovuğunda yok edilecekti. Ne Suriye’nin kuzeyi sorunu, ne Koridor tartışmaları, ne de Suriye’nin kuzeyinin boşaltılması sırasında ülkemize zorla göç ettirilen Kürtlerin problemi olacaktı.

Bu söylediklerimizi biz aynı gün yazmıştık. Derin strateji uzmanları görememişler miydi acaba? Bugün gelinen noktada, “Esed ile geçiş” dönemini dillendirenler, ne olurdu o günlerde bu politikayı söyleselerdi de, başımızdaki belalar o gün atlatılsaydı? Kinle, intikamla, hırs ile dış politika yürütülebilir mi? Olmayacağını gördük.

Rusya’nın, Suriye’yi bırakmayacağı bilinmiyor muydu? Tam aksi, başından beri biliniyordu. Şimdi, Suriye içlerine üslerin kurulması, uçaklarının havalanması ve savaşa fiilen iştirak etmesi sonucunda ortaya çıkan savaş durumunun, Allah muhafaza dünyayı kaplaması ihtimalinin doğması üzerine endişelenen uzmanlar, çıt kırıldım düşüncesinden de çıkamazlarsa, Türkiye’nin de savaşın bir tarafı olacağı muhakkaktır.

Buyurun, ABD yetkilileri, ‘Suriye ılımlı muhalefetinin eğitilmesi ve donatılmasının bir sonuç vermediğini, bu nedenle PYD güçlerinin eğitileceği ve donatılacağını’ açıklıyorlar. Yetmedi, PYD’nin, PKK ile bir benzerliğinin olmadığını ve PYD’nin, ABD’nin kara ordusu olduğunu ısrarla vurgulamalarının karşısında eli-kolu bağlı oturmanın da üzüntüsünü yaşamaktayız. Neden? Çünkü Türk Dış Politikacıları ve yürütücüleri ne söylemişlerse tersi çıkıyor. Hiçbir öngörümüz yerine oturmuyor.

Suriye politikamızdaki dalgalanmalar yetmemiş gibi, bir de Kıbrıs sorunuyla uğraşıyoruz. Yunan Başbakanı bile, ‘Yunan-Türk ilişkilerinin düzelmesinin şartını, Kıbrıs çözümüne bağlamış ve birleşmiş Miletler Genel Sekreteri’nden Türkiye’ye baskı yapmasını’ istemiş. Bu konuya daha önce de dikkat çekmiştik. Hala nelerin yapıldığını bilmiyoruz. Kapalı kapılar ardından Kıbrıs’ın ve Doğu Akdeniz’in elimizden çıkarılmaya çalışıldığını düşünüyoruz. Anlayacağınız, tel tel dökülüyoruz, Dış Politikada.

“Kürt sorunu vardır ve benim sorunumdur”dan, “kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır”a gelinene kadar harcanan zaman, devlet ömrü için belki önemli değildir. Lakin boşa harcanan her anın yerine doğrusunun yapılması, belki de bozulması için harcanan zamanın On katı kadar sürenin geçmesini gerektirecektir. Şimdi durum daha farklı. PKK’nın taşeron bir terör örgütü olduğunun kabul edilmesi ile asıl savaşın başkaları ile olduğunun da kabul edilmesi gerekecektir. Tetikçiler sıradan ve yetiştirilmiş ve başka ülkelerin menfaatleri için çalışan örgütlerdir. Öyleyse asıl düşman perdenin ardındadır. Bunun deşifre edilmesi gerekirken, biz onlarla stratejik ortaklıklar kuruyoruz ve sürdürmeye ısrar ediyoruz. Bu konu da Suriye politikası ile doğrudan ilintilidir. Demiyor muyuz ki, PYD, PKK’nın Suriye koludur diye. PYD’de bizim için bir terör örgütüdür.

Politika değişikliği, ileri kafaların işidir. Yanındakinden destek alarak veya korkarak bazı lafları gevelemek yerine, aklına müracaat ederek, doğruyu bul ve uygula. Desteklemezsem namerdim.

Ayak tökezlemesi normaldir. Aynı yolda üç kere tökezlerse artık o yolu terk etmek lazımdır. Ayağının kırılmasını beklemek ahmaklıktır.


3 yorum:

  1. Ahmed Kürşad Gemici:

    Ortadoğu’da bizden habersiz kuş uçamaz !

    YanıtlaSil
  2. Abdullah Mehricihan :

    Ahmak güzel final olmuş.

    YanıtlaSil
  3. Halil Kaya :
    Dört zıpır sana Ortadoğu'nun ve Türkiye'nin sultanı muamelesi yaptı diye öyle olmazsın.Bölgeye nizam vermeye kalkmazsin.Don Kişot daha reel tepkiler veriyordu,emin olunuz.Onüç yıldır hangi makro stratejilerinizde doğruya ulaştınız?Var mı gösterebileceginiz bir örnek?Sakın altı ay geçmeden köstebek yuvasına dönen yolları öne sürmeyiniz,onlar strateji degil,harama zaafınızin haramzade çocuğudur.

    YanıtlaSil

Devlet Kuracaklarmış!

AKP’nin eski MKYK üyesi Ayhan Oğan ne demişti? “Yeni devlet kuruyoruz, kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan.” Bu söz söylendikten s...