ÖZÜR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÖZÜR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2012 Pazartesi

Teşekkür

Şöyle bir düşündüm. İnsanlığa bahşedilen en önemli kelime nedir?

‘Teşekkür’ kelimesini buldum.

Dünya nizamını, insanların arasını düzelterek, gönüllerini hoş tutarak sağlayan önemli bir kelime, önemli bir eylem. Ertelenmesi, geciktirilmesi, vazgeçilmesi mümkün olmayan bir borç, bir edim. Yer ve zaman aranmaz, uygun vakit beklenmez, karşının halinin nice olduğu araştırılmaz… Anında, hemen yerine getirilecek bir görev. Gecikilirse kıymeti yoktur, yerine getirilmezse görünürde bir cezası yoktur. Yumuşak bir sesle, inanarak söylendiği zaman karşının kalbini kazanır, gönlünü kurar, en kaba, en hoyrat durumlarda bile karşının yumuşamasına sebep olur, kızgınlıkları giderir, kırılmışları barıştırır.

“Yalnızca Vechullâh adına sizi yediriyoruz… Sizden ne bir karşılık ve ne de bir teşekkür istemiyoruz”. (insan/9)

Yaradan’ın seslenişidir.

İlminden, kullarına sonsuz Rahmaniyetiyle ikramlarda bulunur. Teşekkür beklenmez, zamanında ihtara gerek kalmadan yerine getirilmesi istenmektedir. Şan’ı yüce ve “her an bir şan alan”ın cömertliği ile sonsuzluk ilminden, yeni merhaleler açılır. Anahtarı da teşekkürdür.

Bir kez gönül yıktın ise/Bu kıldığın namaz değil/Yetmişiki millet dahi/elin yüzün yumaz değil”
 +++
  “Bir gönül yaptın ise/Er eteğin tuttun ise/Bir kez hayır ettin ise/Binde bir ise az değil”

Tarihi kelâmlarda verilen öğütler, iyi değerlendirilmeli, derununa düşünülmeli, oradan bugüne ışık tutacak sonsuzluk dersi alınmalıdır.

“Şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemesidir… Kim şükrederse şüphesiz ki şükrü nefsinedir! Kim nankörlük ederse, Rabbim Ganiyy’dir, Keriym’dir.” (Neml/40)

İnsan beyninin algılamasının gelişmesi, her an çok çeşitli merkezlerden akan bilginin içselleştirilmesi, bu bilginin ete kemiğe büründürülüp işe yarar hale getirilmesinin altında hep, “Gönül Yapma” emrinin inceliği yatmaktadır.

İşimiz çok zor değil, sadece teşekkür ederek hayatımızı hale yola koyabiliriz.


28 Kasım 2011 Pazartesi

Özür Dilemek ve Hakikat


Erdoğan’ın özrünün hiçbir anlamı yoktur. Devletlerin özrü nasıl olur? Erdoğan kendisi adına özür dilemiştir. Kendisini bağlar. Belki partisini de bağlar. Lakin sanmam. Partisinden bu özre karşı çıkacak onlarca vekil vardır. Sadece kendini bağlar, ya da bu metni yazan ‘muhtemelen Y.Akdoğan’ı bağlar, yani danışmanını. Niye korkuyorsunuz? Neden korkuyorsunuz? Rahat olunuz, hayatınızı kendinize zehir etmeyiniz. Her şey siyaset değil, her şey oy değil. Bakınız, yandaş yazarlarınız bile yüz vermedi çoğunlukla bu özre. Tekrar söylemek iyidir Erdoğan’ın özrünün hiçbir anlamı yoktur. Anlamsız kaygan bir yolda kendini yormaktadır. En önemlisi de Erdoğan özür dilerken devleti suçlama noktasına varmıştır.

Haklı olarak, Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Profesör Yusuf Halaçoğlu; “Başbakan buna nasıl karar verebilir. Meclise getirsin bakalım. Dedesi yaptıysa özür dilesin. Başbakan şahıstır. Başbakanlık adına yapamaz, bunu yapabilmesi için Meclisten karar çıkartması lazımdır” derken doğruyu söylüyor.

Atatürk’ün üzerinde durduğu en önemli konu, hatta düşman kuvvetleri boğazımıza kadar dayandığı anda en önemli gördüğü konu, yurt içindeki eşkıyaların ayaklanmalarının bastırılmasıdır. Hatta cepheden asker çekerek, Anadolu içlerindeki ayaklanmaları bastırmak üzere eşkıyanın üzerine salmak ve daha sonra cepheye yürümek en önemli politikalarındandır. Neden? Çünkü iç bütünlüğü sağlanmayan bir millet cephede ne yapacaktır? İç bütünlüğü sağlamlaştırılamayan askerle cephede ne yapılabilecek? Hiçtir bu soruların cevapları.

“Trakya’nın maneviyatını yükseltmek maksadıyla, Anadolu halkı, baştan aşağı yek-vücut bir hale getirildi, kararlar istisnasız, bütün komuta heyetleri ve arkadaşlarımızla birlikte alınıyor. … İngiliz himayesi altında müstakil bir Kürdistan kurulması hakkındaki propaganda ve taraftarları bertaraf edildi, Kürtler Türklerle birleşti.” (Nutuk:Cilt 1,Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları)

İşte mesele budur. Anadolu’nun bütünlüğünü kurtarmak ve ileriki günlerde bu bütünlüğü korumak. Bu itibarla Erdoğan’ın özrünün hiç kıymet-i harbiyesi yoktur. Yok hükmündedir. Zamanın gerçekleriyle değerlendirilmeyen tarihi vakalar üzerindeki yorumlar hatalara gebedir. Hatalar ise yeni yeni hataları doğurur.

Bugün Dersim özrü dileyenler, yarın Kürt katliamı yaptığınızı söylediklerinde nereye kaçacaksınız? Neyi nasıl savunacaksınız. Akıllı olun, tarihiniz size onur duyacağınız sayfalar bırakmıştır. Vakarınızla o sayfalardan üzerinize düşen bilgiyi alın ve tarihinizle gurur duyun.

Bugün de ülkemizin en önemli meselesi olarak, bölücülük durmaktadır. Bu problem halledilmeden, sosyal sahada, ekonomi alanında yapılacak ilerlemelerin hiç manası olmayacaktır. Bölücü terör odaklarını kendilerine destek veren yabancı ülkeleri de açık ederek, ortadan kaldırmak, tesirsiz hale getirmek, dağları temizlemek, büyük şehirlerin bile ana arterlerinde hoyratça kanlı eylemler yapan bu gözü dönmüş eşkıya artığı yapılanmayı dağıtmak, zararsız hale getirmek devletimizin en önemli görevidir. Bu görevi yapıyorken de devletimizin tek bir dayanağı Türk Milleti olacaktır.

Aslan, Fare.. Kedi...

  Aslanın sindiği, sinmek yanlış oldu, köşesine çekildiği zamanlarda, farelerin kükremesi doğaldır. Fare kükreyince yine doğal olarak, kedi ...