cumhurbaşkanlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cumhurbaşkanlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Mağdur Kim?


Artık,

Mağduriyet edebiyatını Ekmeleddin İhsanoğlu’nun, Selahattin Demirbaş’ın yapması lazım. Hayır, onlar yapmıyor. Mağduriyetten oy toplamanın ahlaki olmadığına inanıyor almaları lazım ki, asla her hangi bir mağduriyet konusuna değinmiyorlar. Tayyip’in konuşmalarına baktığımız zaman, mağdurun Tayyip olduğunu ve hala bu mağduriyetten oy devşirmeye çalıştığını görüyoruz.

Para Tayyip’te,

Başbakanlık Tayyip’te,

Söylentiye göre %56’lık oy desteği Tayyip’te,

Koskoca AKP desteği Tayyip’te,

40 gazete, 30 Televizyon Tayyip’te,

ABD, AB, İsrail, Suudi Arabistan, Katar desteği Tayyip’te,

Memleketin zenginlerinin para ve güç olarak desteği Tayyip’te,

Sakallılar Tayyip’te,

Üniversiteler Tayyip’te,

….

Garibim hala mağduriyet mavalı okuyor.

Gözüne dizine dursun.

Yıkmaya çalıştığın Cumhuriyete Başkan olmak kim, sen kimsin?

Fakir kim, mağdur kim, sen kimsin?

Bakasın, göremeyesin. Ses girsin duyamayasın. Dokunasın algılayamayasın.

Lanet dilemiyorum. Bilmesen de, Sen de bir kulsun.

Sana acıyorum.



17 Nisan 2014 Perşembe

Cumhurbaşkanlığı ve iki Kişilik Seçim


Anlaşılan o ki;

Tayyip Erdoğan, bir basamak çıkarak, Köşk’e oturacak.

AKP içinde bir hareketlenme var. Üç dönem milletvekili hakkını kullananlar rahatsız, bu madde delinecek gibi.

Soru şudur:

Tayyip Bey yukarıya çıkınca, Partinin başına ve Başbakanlık’a kim gelecektir.

Sanırım çoğunluk Abdullah Gül diyecektir.

Hayır, derin savaşın içindekilerden birisi de Tayyip-Gül kavgasıdır.

Eğer, büyük öngörücülerin bildirdiği gibi Tayyip Bey rakipsiz olarak aday olur ve yukarı çıkarsa;

Abdullah Gül, emeklilik dönemine geçecektir.

Yalnız, bu arkadaşlar Cumhurbaşkanlığı’nı çantada keklik görüyorlar.

Ne, sen ben varız, ne de kararı verecek millet. Oturmuşlar bir-kaç kişi karar vermişler.


Gülmek serbesttir.

Nerenizle isterseniz.


8 Nisan 2014 Salı

Tayyip Bey Kime Güveniyor?


PKK (BDP)’yi unuttuk: özellikle 17 Aralık soruşturmaları sonunda ortaya çıkan belgeler PKK’yı 4 ay boyunca unutturdu.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri aleve sarınca, bir-kaç gün evvel iktidar partisinin %43’lük oyuna bakarak, seçilemeyeceğini filan düşünenlerimiz (ben de içindeyim) oldu.

PKK’yı unutmuşuz. Nasıl ki, Güney Doğu’da özerklik ilanına hazırlandıklarını söylemişlerdi, nasıl ki, İstanbul’da bölebildiği kadar oyları bölmüştü, nasıl ki, İsyan çıkartırım kabadayılığını hoyratça dillendirmişti…

Hep cesaret aldıkları yer elbette Tayyip Bey’di. Bunun adını da, barış, özgürlükler, insan hakları koymuşlardı.

Şimdi puslar dağılıyor artık. PKK’nın Tayyip Bey’i destekleyeceği aşikâr oldu.

Peki, karşılığı ne?

Ve bu oyun nasıl bozulacaktır?

%43’lük AKP oyları içinde: İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir, Urfa, Ağrı, Erzincan.. gibi illerde özellikle MHP’den giden oylar da var. Sair partilerin de verdikleri oyları hesaba katarsak ki, bu oyların toplamı %7’yi aşmaz ise durum kötü. PKK desteği ile Tayyip Bey seçilir.

Ben %43’lük oylardan iskontolarımı yaptığım zaman %40’a ulaşıyorum. Bu oran Tayyip Bey’i Cumhurbaşkanı yapamaz.

Öyleyse neye güveniyorlar?

Biz neyi atlıyoruz?

Öyle kesin konuşuyorlar ki (dün M.Ali Şahin gibi) Cumhurbaşkanlığı çantada keklik adeta.

Evet.

Ülkücü oyları alabileceklerine, 12 Eylül 2010’un yeniden tekerrür edeceğine inanıyorlar. Bunun alt yapısını hazırlamakla meşguller.

Başarabilirler mi?

Bendeniz başaramazlar diyemiyorum. Salakça oy kullananlar olduğu sürece, bence önlerinde mani yok.

Problem biz de.

Kandırılacaklar sınıfında olan bizleriz.

Ne diyelim?

Allah ferasetlerini açık bulundursun. Tuzağa düşenleri uyandırsın.

Amin.



13 Ağustos 2012 Pazartesi

Cumhurbaşkanlığı Adaylık Savaşları



Öteden beri tartışılıyor. Cumhurbaşkanı’nın görev süresi beş yıl mıdır, yedi yıl mı? Hükümet bir yasa ile düzenledi. Beş yıl olarak kanun çıkartıldı. Anayasa Mahkemesi’ne gidildi. Mahkeme, Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin yedi yıl olduğuna ve sonraki seçimlere de katılabileceğine hükmetti. Erkler savaşı adeta.

Savaş, basın üzerinden sürdürüldü sonraları. Hükümet yanlıları, Beyefendinin Devlet Başkanı olabilmesi için her türlü yayını yaptılar. Bu arada da, mevcut Cumhurbaşkanı’nın asla aday olmayacağını belirttiler. Psikolojik bir karartma savaşıydı bu. Partilerine başka bir partinin genel başkanını transfer ettiler. Aslında daha önce birlikte çalıştıkları bir kişiydi bu transfer kahramanı. Birlikteydiler, yeniden birlik oldular, olan buydu. Basındaki tetikçileri vasıtasıyla, yeni transferin, Başbakan’ın Devlet Başkanı olduktan sonra Genel Başkan olacağını duyurdular. İlginç bir seyir izliyordu siyasi ataklar. Bu halde mevcut Cumhurbaşkanı oyunun dışında kalıyor, evine istirahata gönderiliyordu. İstenen buydu.

Besbelli bir şeydir, her siyasinin beyninde kırk tilki dolaşır, kırkınında kuyrukları birbirine değmezmiş. Oyunu sahneye en kaliteli rejisörler ustalığında koydular.

Mevcut Cumhurbaşkanı önce, basın danışmanı tarafından “Cumhurbaşkanı’nın aday olmasını engellemeye yönelik bir yasak konulması kendisini gerçekten üzdü ve kırdı” açıklamasını yaptırdılar. Aslında ‘bomba’ etkisi yaptı, bilenler öyle diyorlar. Bu açıklamaya parti yetkililerinden Hüseyin Çelik cevap verdi: “Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında sıkı bir kardeşlik hukuku vardır, kimse bizi kavga ettiremez..” gibi bir açıklama yaptı. Bir kavga vardı, uzaklarda duran bizlerin anlamadığı bir kavga. Siyaset burçlarında bunalım kol geziyordu fakat bunu millete belirtmemek de gerekiyordu. Yol bulmada ustadırlar, şöyle hallettiler. Nasılsa bolca düdükleri vardır. Bir düdük öttürürler hallolur giderdi.

Mehmet Ali Birand’a yazdırdılar 1 Ağustos tarihinde, şunları yazdı; “Gül’ün gerçek niyeti 2014 seçimlerinde aday olup, Başbakan ile yarışmak değil. Niyeti, partiye kendi açısından bir çeki düzen vermek.” Vay, vay, vay demez misiniz? Durun durun cümlenin devamını da okuyalım. “Bu açıklamanın, bizim sokak Türkçesiyle, ‘Beyler dikkat edin, yakında başınıza ben geçeceğim. O zaman bunların hesabını da sorarım..’ demek olduğunun da hemen herkes farkında”. Gördünüz mü, talepler, tehditler, istenenler, bildirilenler nasıl açıklanırmış? Nasıl dizayn edilirmiş bir takım yerler.

Efendim sonra, araya hafta tatili girer. Tam fırsat, tam sırasıdır. Çalışan beyinler gelecek düzenlemesinde tam başarılı performans sergiler. Hem halkın gönlünü yapmak, hem propaganda yapmak, hem de iç işlerinde düzenleme faaliyeti yapmak için tam sırasıdır hafta tatilinin. Cumartesi günü öğlen namazı için Hacı Bayram Camii seçilir, iyi bir seçim, usta komutanın topa ayar vermesi gibi, atışın yapılacağı yerin önemi büyüktür. Kameralar hazır, basın mensupları hazır, caminin çıkış kapısında görünür hazret. Motor. Oyun başlamıştır, perde açılır. Camiden çıkan kalabalıklar arasında bir Cumhurbaşkanı, resim mükemmel… ve o soru sorulur, basın danışmanının ortaya sürdüğü ve parti yönetiminden gelen cevap. Tarihi sözünü oracıkta, halkın içinde, öğlen namazını kılan Müslümanların arasından seslenir; “Tayyip Bey’le arkadaşlığımız, ilişkimiz kardeşlik hukukundan da ileridir”. Atış yapılmış ve hedefini bulmuştur. Kumandan muzafferdir. Planlanmış, yazılmış bir senaryonun oyunlaştırılmasından ibarettir. Başarıyla da oynanır.

Ayar verilmiş, hedef gösterilmiş… İş bitmiştir.

Bir siyasi savaş böylece tatlıya bağlanmıştır.

Bu savaşı okuyamayanlar, senaryosunu yazamayanlar, oyunda rol kapamayanlar ise bizim gibi hariçten gazel okumaya devam ediyorlardı…

21 Ocak 2012 Cumartesi

Cumhurbaşkanlığı Süresi


Cumhurbaşkanı’nın kaç yıl daha orada oturacağı gündemimizi doldurdu.

Bizi niye meşgul eder bu sorun?

Bana ne, sana ne, ona ne, bize ne?

Kanun yapıcı kanunla süreyi belirler, muhalefet karşı görüşlerini ileri sürer, meclis onaylar, kanunlaşır veya ret edilir. Bu kadar. Bizi niye meşgul ediyorsunuz?

Süre 7 yıl olursa;

1- Mevcut Cumhurbaşkanı, süresinin sonunda yeniden aday olamaz.

2- Milletvekili seçimlerine daha 2 yıl olacağından aktif siyasette de yer alamaz.

Hıımmm.. Cumhurbaşkanı mağdur olacaktır.

Süre 5 yıl olursa;

1- 2012 yılında yapılması gereken Cumhurbaşkanlığı seçimlerine mevcut Cumhurbaşkanı yeniden katılabilecektir. (5 + 5 yıl olduğundan)

2- İkinci bir aday çıkartması halinde AKP gücü parçalanacaktır.

3- Mevcut Cumhurbaşkanı’nın aday olmaması halinde de, seçimlere daha 3 yıl olduğundan aktif siyasette olamayacaktır.

Hımmmm.. Cumhurbaşkanı mağdur olacaktır.

Ne ince bir politika. Ne ince bir siyasi oyun.

Ben derim ki;

Oyununuz ne ise ne. Bizi karıştırmayın. Kavganız kendi içinizde kalsın, mücadeleniz birbirinizle olsun, bizi karıştırmayın.

Anayasa’ya aykırı mı?

Koca koca Anayasa Mahkemesi üyeleri boşa mı oturuyorlar o koltuklarda. Varsın, incelesinler, incelesinler, incelesinler.

Yeter ki, oyunun içinde bir oyun ortaya koyup, bizlere yeniden kara kara düşünme ortamı yaratmasınlar.

Varın, oynayın oyununuzu.

Bizi karıştırmayın işin içine.

Aslan, Fare.. Kedi...

  Aslanın sindiği, sinmek yanlış oldu, köşesine çekildiği zamanlarda, farelerin kükremesi doğaldır. Fare kükreyince yine doğal olarak, kedi ...