silkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
silkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Ötüken'e Ne Oldu?


“Ben Tanrı gibi ve Tanrı’da olmuş Türk Bilge Hakan, Sözlerimi işitin: Halkı düzene soktum, şimdi onlar kötü durumda değiller.”

Ötüken, sıradan bir toprak parçası değildir. İnsanlar her toprak üzerinde dirliğini sağlayabilir, bekasını yaşayabilir. Ötüken Türk için, kanun, dirlik, düzen, beraberlik, sağlam duruş, bir oluş, amaç birliği, andalık, kardeşlik… Demek. Yaşanılan toprak ancak Ötüken ile vatan olur. Ötüken, vatandır. Eğer yaşadığın yerleri Ötüken yapabilmiş isen “sonsuza kadar devlet sahibi olup” hükmedersin. Ötüken, kanuna, ananeye kısaca Hakan’a bağlılıktır. Ötüken’e bağlılık Türk’ün yaşama azminin bir göstergesidir. “Aç halkı doyurdu, yoksulu zengin etti, azı çoğalttı.” Ötüken’in kesin kuralıdır. Hakan önce halkına bakar, önce halkının karnını doyurur, yoksulluk sona erer. Vatan toprağı üzerinde millet refah içinde yaşar ki, düşmanlar, milleti parçalamak isteyenler, vatan toprağında gözü olanlar tespit edildiğinde askerlerini korkusuzca düşman üstüne sala. Askerin itiraz etmeden verilen emirleri yerine getirmesi ise, ailesinin karnının tokluğu, geleceğinin temin edilmesi ile ilgilidir. Bu sebeple, Ötüken’de kurulmuş düzen, konulan yasalar, töre hakan ve millet tarafından itirazsız uygulanır, ta ki, sonunda ölüm bile olsa. Hakan, “gece uyumaz, gündüz oturmaz, ölesiye çalışır, Türk halkını düşmansız kılmak” kuralı da Ötüken’in millet beynine kazınmış kurallarındandır.

***

Önce;

“devletten baba mı olurmuş” diyerek alaylı bir tavırla devletine sahip çıkanlara karşı durdular. Bu fikri uzun süre basın yayın ortamında işlediler, milletin beynine kazıdılar.

Sonra;

“Devlet ayakkabı mı üretirmiş” diyerek, yine alaylı bir tavırla devletin sahip olduğu ekonomik değerleri bir bir satışa çıkardılar, sattılar. Bugünlerde, vatan topraklarının, arsalarının, tarlalarının satışına kadar geldi sıra.

Köyde yaşayanlar, toplam nüfus oranın %15-20’lere çekilmesi AB dayatmalarıyla kabul görünce, köyde yaşayanların şehirlere akın etmesini desteklediler. İki yönlü keşmekeş yaşandı. Birincisi, köyde genç nüfus kalmayınca, tarla tapan ekilemedi, hayvanlara bakılamadı, evin önündeki küçük bahçede bile bir tutam ot bulmak imkânsız hale geldi.

Şehre göç edenler, mesleksiz olduklarından iş bulamadılar, şehrin uzak kenarlarında yaptıkları, hazineden çalınma arsalar üzerine sallapati kondularda hayat sürmeye başladılar. Yasadışı yaşayanlara ucuz insan gücü bulmanın yolunu açtılar. Şehrin sınırları içinde, hoyrat bir köylülük yaşayan bu insanlara, köylerinde adam gibi yaşamayı bir türlü anlatmadılar.

Üretimden vazgeçtiler, ithalatla ülkenin ihtiyaçlarını giderdiler. İthalat arttıkça devletin borçları yükseldi. Faizler ve geri ödemeler de borçlanılarak yapılınca, dış ve iç borçlar yükseldikçe yükseldi.

Her sahaya kargaşa hâkim oldu.

Globalleşme dedikleri, dünyayı birkaç aileye teslim etme projesinde, işçiye, memura doyacağından fazla maaş verilmemesi kuralınca, millet açlığa alıştırıldı. Tok millet açlaştırıldı, daha da fenası açgözlü bir hale getirildi. Açgözlülük kargaşayı artırdı.

***

Anlayabildiniz mi, söyler misiniz;

Ötüken’e ne oldu?

Aslan, Fare.. Kedi...

  Aslanın sindiği, sinmek yanlış oldu, köşesine çekildiği zamanlarda, farelerin kükremesi doğaldır. Fare kükreyince yine doğal olarak, kedi ...