Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Cumhurbaşkanı’nı Biz Seçeceğiz

Ali Rıza Bozkurt ismini bir yere not ediniz; biz devam edelim.
Şu günlerde, iktidar önde gelenlerinin gözlerine dikkatle bakıyor musunuz, iktidar destekçisi yandaş kalemlerin köşelerindeki yazılarının satır aralarındaki beyinlerinin gizli noktalarından gelen, ifşa ettikleri ve kendilerinin bile farkına varmadan kalemlerinden, ağızlarından çıkan sırları çözebiliyor musunuz?
Büyük bir devletin idaresindeyseniz, dünyanın neresinde bir olay oluyor veya olacaksa, neresinde bir devlet idarecisi seçilecekse büyük devlet olmanın verdiği sorumlulukla ve bu sorumluluktan doğan yetkiyle oralara etki yapmak ve olacakların istediğiniz gibi olmasını düzenlemeye çalışmak büyük devlet olmanın gereklerindendir. ABD’nin de Türkiye’de olacak hadiseler üzerinde etkili olmayı istemesi de kendi açılarından doğru, herhangi bir devletin böyle bir düşüncede mümkün olmayacağı gibi bir inanç da olmak yanlıştır (bir anlamda emperyalizm). Elbette, ne gibi bir gücü, ne gibi bir imkânı varsa kendine yakın kişileri id…

İsraf Şeytanın Hedefidir

Bir haller olmuş, düşünemeyen, sorgulamayan, verilen yükleri ömür boyu taşıyıp, getirisinin ne kadar olması gerektiğini bilmeyen, yasalar karşısında hangi haklara sahip olup, bu haklara nasıl ulaşılacağından bihaber, bir tutam otun peşinde koşan, ona bile ulaşamayan garip bir topluluk!.
Nerede bir yanlışlık var, nasıl bir hata içerisindeyiz, niye böyle oluyor?
Cafcaflı dizilmiş alış-veriş merkezlerinin terekleri yanlarından geçeni cezbediyor. İhtiyaç olmasa da el, gayr-ı ihtiyari uzanıyor tereğe ve el arabasına neyi attığının bile farkında olmadan alıyorsun. Ödeme anına kadar da rahatsın. Cüzdanındaki üç-beş bankanın kredi kartlarını ödeme aracı gibi değil, kredi gibi kullanmayı öğrendin. Biri olmasa diğerini rahatlıkla uzatıyorsun kasiyere. Eline verilen alış-veriş fişini cüzdanına yerleştiriyor ve dışarı çıkıyorsun. Banka kredisi kullanarak satın almış olduğun arabanın kapılarını çook uzaktan cırt diyerek açıyorsun (o anların zevkini hissetmeye çalışın), bağaj kapısını açarken gözleri…

Yıldız, Güzel, İbadet…

"Yıldızların altında ibadet ne güzel şey"
Meşhur şarkından bu satırı yazmıştı bir arkadaşımız.
Bu cümlede üç kelime (kavram) öne çıkıyordu, onu bildirmiştim: yıldız, güzel, ibadet…
Bu kelimeler üzerinde biraz çalışalım. Bakalım ne sonuca varılacak, demiştim.
Gerçekten güzel ve çok sevilen bir şarkıdır. Dinlerken üzerinde fazla düşünmeyiz. Şöyle derinlikli düşünebilmek için sükûna ihtiyaç vardır. Sükûndan kastım, acılarını içinden, derinden, içinde hissedebileceğin bir yalnızlık. Etrafına duvarlar çektiğin an. Dünyanla bir başınasın, ne bir koku, ne bir ses. Kokuda senin, ses de senin. Sen varsın o dünyada.
“Ben bu şarkı sözlerini dünyevi anlamdaki yar(sevgili) ile sohbet etmek, konuşmaktan ziyade, kulun bir gece yarısı yıldızlı semalarda Allah'ın varlığı ve birliği üzerindeki derin bir tefekkürle yapmış olduğu dua zenginliğinin yar ile (Allah) sohbete ve ona yakarışa dönüşmesidir, diye düşünürüm. İnşallah haddimi aşmamışımdır..”
Bildirimi geldi sorumuza. Bunun üzerine vazif…

Zafiyet Yönetimi

Devletler – milletler, içinden çıkardıkları Adamlar sayesinde ayakta dururlar ve asırlara hitap eden sağlam ayaklar üzerinde seyahatlerini yaparlar. Dört dörtlük bir tanımını ortaya koymadan adamın, neyin medeniyetinden, kimin medeniyetinden söz edilecektir. Yükselmek ancak, basamakları sağlam merdivenlerle mümkündür. Adam, dayanılacak en sağlam basamaktır. Basamaklar çürüdükçe düşüşler, yuvarlanışlar kaçınılmazdır. Adamlara yer açmalıyız hayatımızda. Adam ilmi ile adam ahlakıyla doldurmalıyız dünyamızı, onları incitmeden, kırmadan, küstürmeden. Ha, incinmezler, kırılmazlar, küsmezler. Peki, dünyamızdan kendileri çekilebilir mi? Olabilir derim bu soruya, ancak çekilmek anlamında değil de, -hele biraz seyredelim neler olacak- anlamında. Bu zamanda onların yerlerini başkaları dolduracaktır, tam da onlara denk olmayan. Koyunun bulunmadığı yerlerde ortaya çıkan Abdurrahman Çelebiler bunlardır. Her yaptıkları yardımın karşılığını para olarak tahsil ederler. Tek amaçları daha fazla zengin o…

Hayal Perdesi

“Sözünde durur musun”sorusu, sanırım cevaplanması en zor sorudur.
Neyse döneriz buraya, biz hayal perdesi başlığına giriş yapalım.
Karagöz oyunun temel yardımcı aleti, seyredenlerle, oynayan arasındaki perdedir. Oynayanın elindeki çubuklara tutuşturulmuş kuklaların, arkadan gelen ışık sayesinde, gölge halinde perdeye yansımaları ve oyuncu ustanın, çeşitli, ses ve müzik eşliğinde taklit konuşmaları.
Şimdi seyirci yerindeyiz. Salon ışıkları söndü. Perdenin ardından ışık belirdi. Gölgeler düştü perdeye. Bir yandan zilli tef, bir yandan: -“Hay-ı Hâk” sesleri. Oyun, Hâk ile başlıyor. Gölgeler perdede canlanıyor ve sohbet derinleşiyor. Yollar, kalabalıklar, deniz, ay, güneş, ağaçlar.. her biri perdede arzı endam ediyor. Hayal, perdede can buluyor.
Bir an, bir gösteride olduğumuzu unutup, olayların akışına, hikâyenin gidişatına bırakıp kendimizi, hatta kendimizi de oyunun içine atıp, hemhal oluveriyoruz. Bir yandan Karagöz’ün yumruk yiyişine gülüyor, bir yandan Hacivat’ın olur olmaz laflarına (ç…

‘Yâsiyn Suresi’ Ölüler İçin midir?

“İnsanlar uykudadır, ölümü tadınca uyanırlar!” (Hadis)
Adet olmuştur, ölmek üzere olanın yanında Sure-i Yâsin okunur. Kabir ziyaretlerinde de ihmal edilmez okunur. Her ne olursa olsun, Oku’mak, zikretmek, hatırlamak önemlidir. Okurken, tefekkür de edilir çünkü. Tefekkür, ibadetlerin en önemlisi.
Cennet mekân Mehmet Akif Ersoy Safahat’ında;
“İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyle bilin, Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için!” Bildirir.
Mushafı duvarlara asarız, işlemeli kesesi içine. Orada asılı kalır, gelene gidene övünmek için herhalde. Sonra, mezarlıklarda ölülerimize okuturuz. Okuyucularda hazırdır hani, etrafında dönerler. Okuyup günlüklerini çıkarmak için.
Velhasıl, anlamsız, işe yaramaz, lüzumsuz meşgalelerimizdir bunlar.
Şimdi bir-kaç kelime üzerinde fikir dolaşımı yapalım.
Uyku, ölüm, uyanmak.
Üç kelime de birbirine bağlı. Uyku yarı ölüm derler zaten. Aslında tam ölümdür. Dünya ile ilişki kesilir. Uyku ile ölümü aynı anda değerlendirebiliriz. Hakk’a aşina olmayan kişi ölüdür. Ölü …

‘Musul, Ana Sütü Gibi Helaldir Bize

Bir dostumuzun sosyal ağda yazdığı mesajı şöyleydi:
“Özal, Ortadoğu Coğrafyasını en iyi okuyan liderlerdendi. Rasyonel ve pragmatik bakıyordu meselelere.”
Aslında bu anda ‘fetih’ konusu ve ‘Fatihan’ın amaçlarından bahsetmek gerekirdi. Ne yapacağımı şaşırmış durumdayım.
Oy toplamak kastıyla makarna-kömür dağıtanın da bir ‘pragmatik’ davranış içinde olduğunu söylemek mümkün. Bir paket makarnaya karşılık, ev halkının tamamının oyları, eh, iyi bir pazarlık. Kâr etmek veriyorken değil, alıyorken mümkün derler. Alacaklarımızın kıymeti, verdiğimizin kıymetinden çok çok fazla, öyleyse güzel bir alış-veriş yapmışız. Kâr hanemiz kabarıyor.
Özal’da geleceği planlayarak, vereceğimizin karşılığının ‘kırk’ olacağını hesap etmişti de, Amerikan askerleri ile birlikte hareket etmenin çok çok kârlı olacağını düşünmüştü. Düşünmüş müydü acaba? Yoksa, Kerkük, Musul petrollerinin cazibesi aklını başından mı almıştı!. Böyle bir davranışı, daima kârlarını maksimize etmek isteyen bir idarecinin halini tabi ki, …

Şeytanının Secdesi

“Ben bir hayvanım” tespitini pek çok mütefekkir metinlerinin içine yerleştirmişler ve sonra gelenler sırf bu yarım cümleden dolayı sigaya çekmişlerdir, cümlenin ikinci yarısını hiç dikkate almadan. “Tanrı’nın inayetiyle insan olacağım.”
Kimisi, karşıdan gelen birisinin, elbisesini, ayakkabısını, şapkasını, sakalını, gözlüğünü görür. Diğeri ise, gözlerinin içinden girerek ruhunu. Kendini yani. Giysisine bakarak ikram-izzette bulunur bir kısmı, diğeri ise ezeli ve ebedi varlığın soluğunu arar, nezaketi bundandır. Boğazındaki, Avrupa’dan getirilmiş kravatı saygı duyulacak büyük bir kişi olarak kabul ettirir kimisine, mahallenin pejmürde delisi baş tacıdır diğeri için.
Kazanım nedir? Başlanılacak işe edeple başlayıp, irfan ile çıkmaktır. Bedenin terbiyesi ile ulaşılır edebe, edep ile girilen haneden çıkılır irfan ile.
Akıllı ilim adamlarının bir gayesi de, ‘ölüm’e çare aramaktır, ölümsüzlüğü bulmak. Bilse ki, ölen ‘bedendir’, ölen havandır. Şuur, boyut değiştirir, yani ölümsüzlük zaten mevc…

Tekerrür, Cehaletin Eseridir

Amaç;
Türkleri etkisizleştirmek ve Türk illerini ele geçirmek olunca, dünyanın yamyamları birleşebiliyorlar. Revan Şehrinin Ermenileştirilmesi ve Erbil Şehrinin Kürtleştirilmesi durumunda da görmüştük aynı oyunu.
ABD askerleri Irak’ı işgal ettiği günlerde, Kürt Peşmergelerini Kerkük’e gönderip, nüfus dairesi ve Tapu dairesinin yağmalanması, talan edilmesinde de aynı amaç vardı. Bilahare, 100 Binden fazla Kürt Peşmerge’nin Kerkük’e yerleştirilmesi de oyunun bir parçasıydı.
BOP Eş Başkanı bunları biliyor muydu, bilmiyorum. Oyuna aracılık ettiği ve yardımcı olduğunu bilse de bilmese de bir gün gelir sorulacak olacağını biliyor.
Özellikle Bayrak indirilmesi hadisesindeki kimyasının bozulmasının sebebi budur. Hiç istemediği halde bazı cümleleri, yalan-yanlış kurmasının sebebi budur. Hesap günleri yaklaşıyor.
Ne de olsa,
Derin Strateji Üstadıyla yan yana çalışıyor. Dünyanın en akıllı adamları danışmanlık hizmetleri veriyor. Kendisi de maşallah, bir akıllı, bir akıllı ki, sormayın. Leb demeden, l…

Başardın Ey Eş Başkan!

Aklına yerleştirdikleri anlamsız politikaları inadına uyguladın ve uygulamaya devam ediyorsun, ne olursa olsun uygulamaya devam edeceğini de sık tekrarlıyorsun. Doğrusu başarısız olduğunu söylemek de zor.
Askerin başına çuval geçirildiğinde söylediğin ‘-müzik notası mı’ sözün kulaklarımızda tazecik duruyor. Habur rezaleti yaşanıyorken, yapılanların‘-çözüm sürecini baltaladığı ve çözüme ihanet’olduğunu söylediğinde de benzer bir ruh hali içindeydin. Atlayarak söyleyeyim. Bayrağımıza tecavüz edildiğinde, suçu komutanların üzerine atman ve yapanın ‘-bir çocuk ve provokatör’ olduğunu söyleyişini hiç unutmayacağız, böylece tecavüzü küçümseyip, neredeyse mütecavizi aklamanın bir başka çeşidiydi çünkü. Ne tür bir hareket gelirse uygulamalarınıza karşı, bunun kendinize bir darbe olduğunu pişkinlikle söylemeniz ise, gülünç ötesi. Daha hükümetinizin kurulmasının üzerinden bir ay geçmişken, darbe ile sizi düşürebilecek bir ihtilal provası ve planlamalarının yapıldığını 8 yıl boyunca iddia etmeni…