maliyeti 300 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
maliyeti 300 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2012 Pazartesi

Ekonomi Tahmini ve Maliye Bakanı


30 Aralık 2011 tarihli “2012 tahminleri ve öneriler” başlıklı yazımızda, 2012’de Avrupa’da kriz beklentisinin olduğu, bütçelerinin %5 civarında küçük yapıldığı bu nedenle Avrupa küçülmesinin Türkiye’ye de yansıyacağı, ekonomi yazarlı, üniversite hocaları, Merkez Bankası Başkanı tarafından bildirildiğini yazmıştık. Dolayısıyla Türkiye’yi zor bir 2012 yılının beklediği izah edilmişti.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek düzenlediği basın toplantısında;

“Geçen yıl cari açığın ciddi şekilde artığını belirten Şimşek, bunda bir takım yapısal sorunların olmasıyla birlikte konjontürel faktörlerin de etkili olduğunu”,

“Cari açığın artmasında ‘Arap Baharı’nın, Avrupa Birliği’nde iç talebin çok zayıflamasının ve global emtia fiyatlarının 2010 yılına göre çok hizla yükselişe girmesinin de etkilediğini”,

“Cari açığın 2011  yılında muhtemelen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 10'u civarında bir  rakam olacağını”,

“2011 yılsonuna doğru iç talebin geriye çekildiğini, 2012 yılında da geriye çekilmenin devam edeceğini”,

“2011 yılsonunda enflasyonda artışlar görüldüğünü, artışın yol ortalarına kadar devam edeceğini, yol sonuna doğru düzeleceğini”,
Anlatarak şa bilgileri ilave ediyor.

“...Çünkü başarı, refah seviyesinin, istihdam düzeyinin artmasıyla, reel  büyümedeki artışla ölçülür. Bu açıdan çok güçlü bir makroekonomik performans var.  Çok güçlü bir refah artışı var. Bu başarı tesadüf değil. Özellikle 2002 yılının  sonundan itibaren mali disipline verdiğimiz önem, bence bu başarının temel taşını  oluşturuyor. Yapısal reformlar da bu başarıda çok önemli katkıya sahip. Gerek  yapısal reformlar gerekse mali disiplin, siyasi istikrar olmadan tabii ki  sağlanamaz, başarılamaz. Yani buradaki asıl başarı, siyasi istikrardadır. Güçlü  siyasi iradededir ve doğru politikadadır.” (Hürriyet’ten alınmıştır)

Önce, karanlık bir resim çiziyor Sayın Bakan. Reel büyümedeki artışla ölçülebilen refah seviyesinin yükseldiğinden bahsediyor. Bu refah seviyesinin yükselmesini ise, siyasi iradeye bağlıyor. Siyasal iktidarın güçlü bir şekilde iktidar koltuklarında oturduğunu vurguluyor. Buralar ayrı bir anlatım-eleştiri konusudur. Biz kendi konumuza geçelim.

Cari açık yüksek, işsizlik oranı artıyor, enflasyon yükseliyor.. bu verilerin konjonktürel (bu kelime sığınılacak bir liman gibi siyasiler için) olduğu kadar, asıl olarak ‘yapısal sorunlardan’ kaynaklanmaktadır. Yapısal sorunlarda bir iki kalem oynatılmasıyla düzelmez. (Peki, 10 yıldır ne yaptı bu hükümet?)

Bu duruma göre, 31.12.2011 tarihli yazımızdaki önerilerimizi tekrarlamakla nihayetlendirelim.

Neler yapılmalı?

 1. Borçlanmadan mevcutlarla idare edilebilmelidir.

 2. Borçlanma mecburiyeti varsa, kesinlikle Türk Lirası ile ve uzun vadeli olarak borçlanılmalıdır.

 3. Mümkünse hazırlardan satış yapılarak idare yoluna gidilmelidir.

 4. uzun vadeli borç verilmemeli, kısa dönemlerde hazır değerler ve borçlar gözden geçirilmelidir.

 5. Acil ihtiyaçlar haricinde yeni yatırıma girilmemelidir.

19 Ocak 2011 Çarşamba

Stadyum Islıkları

Evimiz şehir stadyumunun çok yakınındadır. Her hafta sonu amatör spor karşılaşmaları, iki haftada bir de şehir futbol takımının müsabakası olurdu. Kalabalıklara alışık yaşadık hayatımızı, gürültülere alışık, sloganlara alışık. Sırasında kavgalara tanık olduk, kanlı bıçaklı, kimi zaman silahlı. Islık temelidir protestonun. Islık kardeşidir alkışın. Kopan ıslık tufanından gol atıldığını, diğer bir ıslık sağnağında golün kaçırıldığını, kesik kesik gelen tiz ıslık gürültüsünde rakip takımın gol attıını, ıslığın gülme krizlerini andıran şeklinde rakip takımın gol kaçırdığını anlardık. Öyleki ilk biz öğrenirdik sahadaki oluşagelen futbol sonuçlarını, hatta ailecek sahadan gelen ıslık ve gürültülere göre nelerin olduğunu tahmin yarışması yaptığımız bile olurdu.

Amigo ünlü bir futbolcu kadar ünlüdür, hemen her takım için. Orta saha elemanı, savunma oyuncusu ne kadar önemli ise amigoda o kadar önemlidir, futbol takımı için. Nasıl idare eder, nasıl yönlendirir kalabalık seyirci kitlelerini. Eminim ki, tüm yöneticiler kıskanırlar amigoları. Hayrandırlar ona, kitleye hâkim olma özellikleri için. On binlerce seyirci güruhu bir gözleri ile onu takip ederler, bir hareketi emirdir onlar için.

Tribünlerin idaresi amigoya bırakılmıştır. En önemli orta alan idarecisidir her zaman. Onun hareketleri ile seyirci kalabalığı hareketini sloganını, hareket tarzını, bağırış notasını, bir anda değiştirir. O dur sahanın tek hâkimi. Ne derse odur. Bir hareketi ile her şeyi değiştirir. Sahada top koşturan futbolcular bile onun yüreklendirmesiyle nice savaşları kazanmışlardır.

***

Wikileaks belgelerinde açıklandı. Tunus Başkanının karısı vaktiyle fakir bir kuaförmüş, başkanla evlendikten birkaç yıl sonra çok zengin olmuş. Bu haber gündeme oturunca, Tunus Halkı arasında kulaktan kulağa bir nakış gibi işlendi. Duymayan kalmadı. Bütün millet içten içe kıskançlık, haset ve iştahla hırsızlığın açıklanması ve gereken cezaların verilmesini ister oldular.

Yüksek mektep bitirmiş fakir mi fakir bir Tunuslu, namus timsali, gurur, haysiyet timsali fakir bir Tunuslu. Bu fakir, ekmek parası kazanmak, çocuklarına bir dilim ekmek götürmek için, bir cadde kenarına küçük bir tezgâh kurar ve ıvır zıvır satmaya başlar. Polis gücü Fakir Tunuslunun kanunlara aykırı hareket ettiğini belirterek fakiri döver, döver,döver.. Onuruna yediremez fakir. Bir gün çıkar dışarı insan kalabalıkları arasında yakar kendini. Gün bu gündür. Olan olmuştur. Fakirin kendisini yakma olayı dilden dile, kulaktan kulağa, ondan buna, şundan ona derken tüm ülke ahalisi tarafından duyulur. Birinci bayanın hırsızlıkla, kazandığı zenginliği ve Fakir Tunuslunun ekmek parası uğruna kendini yakması birleştirilince öfke sel olur setleri yıkar geçer.

Öfkeli gençlik ve işçiler başta olmak üzere, tüm Tunus halkı Başkanı protesto ederek, görevlerini bırakmasını istemektedirler. Onunla da kalmıyor, mutlaka yargılanması, lazım gelen cezaya çarptırılması gerektiği halk içinde yayılmakta, yayıldıkça da öfke zirve yapmaktadır.

Derken başkan dayanamaz. 23 yıl kan kusturduğu halkını bırakıp, ülkesini kaçarak terk eder. Yıllar boyu kendisini kullanan dostları yatacak bir yer bile vermemişlerdir.

***

Galatasaray Futbol Takımının maçlarını oynaması için tahsis edilen stadın açılış törenlerinde: spiker   “Başbakan”ın sahaya teşrifini duyurur mikrofondan. Nasıl olduğu anlaşılamayan bir uğultu kopar, protesto ıslıkları bütün geceyi kaplar. Memleketin önemli bir habercisi, köşe yazarı, kitap yazarı, haber sunucusu, demokratların önde gideni…”eyvah” der. Kendince bir tedbir düşünür, hemen orada “sansür” gelir aklına. “alın sesi” emrini verir, bu emir yayını izleyenlerce duyulmuştur. Naklen yayında bulunan televizyondan artık saha ıslıkları kesilmiştir. Türkiye rahatlamıştır. Olayları kapatmıştır eksik aklınca.

***

Başbakan stadı terk etmek zorunda kalır. Etrafı ile birlikte çıkarlar. Morallerinin bozuk olduğu her halinden bellidir. Türkiye’nin başbakanı ıslıklanmış, protesto edilmiş olacak gibi değildi. Terk ettiler.

***

Daha sonraki günlerde ıslıklı protestoların “organize” olduğu Başbakan tarafından açıklandı. “ama orada bir organizasyon var mı? açıkça söyleyeyim bir organizasyon var ve bunu da kimse son zamanlardaki bazı spesifik olaylara mal etmesin.” Demiştir.(Gazeteler).

Eğer söylenildiği gibi “organize” ise, organizatörü bulup çıkarmak, millete göstermek, dava açmak, yargılamak devletin görevlerindendir. Bunu beklemek de bizim hakkımızdır.

Ama öyle görünmüyor. Spontane oluşan bir olay gibi görülüyor. İşte korkulacak durum. Spontane oluşan hadiseler çığ gibi büyür. Kontrol altına alınamaz. Eş zamanlarda Tunus’ta yaşananlar doğrular niteliktedir. Organize olmasını arzu etmeleri bundandır. Ortada amigo yok. Kitleler kendi hallerinde demokrat haklarını kullanarak ıslıklamada bulunmuşlardır.

Bu arada ağanın oğlu ev satmaya, çalığın oğlu petrol sondalamaya devam ediyordu.

Pahalı cipleri ile yandaş iş adamları ticareti ile meşguller idi. Zenginliklerinin kaynağı bir türlü açıklanamıyordu.  Galatasaray taraftarı oldukları tahmin edilen küçük bir grup ıslık çalarak, Almanya’da emsali 85 milyon dolara mal edilen, benzerinin yapılarak kendilerine armağan edilen 300 milyon dolarlık statda protesto etme haklarını kullanarak tatminlerini artırıyorlardı.

Aslan, Fare.. Kedi...

  Aslanın sindiği, sinmek yanlış oldu, köşesine çekildiği zamanlarda, farelerin kükremesi doğaldır. Fare kükreyince yine doğal olarak, kedi ...