ayrılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayrılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Yol Çatı


    “Pervasızca kullanılan ‘yol ayırımında’ tanımlaması üzerine”

Yol ayırımlarında uzaklaşmalar ve ayrılıklar hatırlanır.

Sevimsizdir nedense ayrılıklar. Ayırımlarda gözler yaşlıdır. Buluşma noktalarında sevinçli. Hep, ya yol ayırımlarında, ya garajlarda, otogarlarda, istasyonlarda bir başına kalmıştık.  Acılıdır ‘ayırımlar’. Ayrılanların ayrılık noktası hüzün mekânlarıdır.

Her ayrılışın da yeni bir başlangıca yolculuk olması umulur. Böyle isteriz. Mademki ayrıldık, bir gün buluşuruz diyerek.

Umutları taze tutmakta yarar vardır.

‘Yol ayırımında’ bulunmak şudur. Ya makas değiştireceksin (yıllarca içinde bulunduğun fikir ortamından) ve dostlarından ayrılacaksın, ya da inatla yola devam edip yoldan çıkacaksın.

Felakete davet budur.

Niye “yol ayırımında bulunmak” tanımı ille de ayrılık işareti olsun? Yeni bir düşüncenin, yeni bir ilmin açılımının yapılması, yeni bir projenin deklare edilip hayata geçirilmesinin talep edilmesi niye felaketimiz, ‘ayırım’ olsun?

Ayrılmadan, ortak bir fikrin etrafında olunarak, birleşerek, güç birliği yaparak yola devam etmek daha etkili ve gerekli değil midir?

Yol çatları ayrılıkların değil, başlangıçların noktası olsun.

Eskimişleri, değersizleri atmak ayrılığa sebep olamaz. Değişim hayata uyumu anlatır, ilmî gelişmelere kabulü. İlmin işlendiği, kullanıma sunulduğu doğru veriler neden bizlerin ayrılığı olsun? Bizi hedefe götürecek kıymetli vasıtaya neden binmeyelim? Yıllarca başarı ile yapılan görevler sonunda nöbet mahallini bir başkasına teslim etmek niye ayrılığa işaret olsun? Devamlılık gerektirmektedir bunu. Devlet görevleri de, şirket işleri de böyledir. Yorulanlar kenara çekilir, mola yerleridir buralar, yol ayırımları değil. Hizmet devam edecektir. Hizmetin devamlı olması esastır.

Hele o işi, daha iyi yapan bir ehil ele teslim edilmişse, hizmeti devreden zevkle teslim eder, tebessüm ile seyreder. Burada ne ayrılık vardır, ne de sıkıntı. Çünkü o inançla davranırlar. “Allâh sizlere emanetleri ehil olanlara verilmesini emreder” (Nisa/58) inanırız ki, emanete zulüm onların tabiatında yoktur.

Yorum, eleştiri yaparken iftiraya yol açılmamalıdır, insaf elden bırakmamalıdır, saygıda kusur edilmemelidir. En sert sözlerimizi, en haşin eleştirilerimizi bile yumuşaklıkla söyleyebilirsek tesiri daha büyük olacaktır. “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır”.

Yol çatları ayrılığın değil, bütünlüğün başlangıcı olsun.

Kim ki, parçalanmayı teşvik ediyor, ciğerleri parçalansın.

Birlikte, istişarede Hakk vardır.

Aslan, Fare.. Kedi...

  Aslanın sindiği, sinmek yanlış oldu, köşesine çekildiği zamanlarda, farelerin kükremesi doğaldır. Fare kükreyince yine doğal olarak, kedi ...