Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bayramlık Yazı ve Kardeşlik!

“Kardeş kavgasının kazananı olmaz!”
Eyvallah.
Cümlede verilen mesaj doğru.
Söz, hayatında eşleştiği vakit değerlidir.
Gerçi, “geriye bakmamaya” çalışanlardanız, lakin test amacıyla bir de geriye dönüp, bu söze göre bir değerlendirme yapmak gerekmez mi?
Kardeşi ile kavgaya tutuşup, başarısızlıktan sonra bu sözü söylemenin, diğerlerini güldürmekten maada bir işe yaramayacağını da görmek lazım.
Irak, Libya, Mısır, Yemen, Suriye…
Ne kavgalar, ne provokasyonlar, ne lüzumsuz girişimler. Hatırlıyoruz.
Onlar, kardeş kavgası değil miydi? Diye sormak bile boşa.
Hala, yapılan hataların düzeltilmesiyle meşgulüz.
Liyakatsiz, başarısız, becerisiz kişilerle buraya kadarmış.
***
BOP, emperyalist bir işgal hareketidir.
Bu hareketin bir uygulayıcısı olmak, hangi kardeşliğin gereğidir?
Peki, bırakalım dışarıyı içeride, son İki Yüz Yıldır yekvücut olması için çalışılan bir milleti 36 etnik kökeniyle anlatmak hangi kardeşliği anlatır? Parçalamak kolaydır, iş ki bütünleştirmek, beraberliği sağlamaktır, kaldı ki, hala et…

Bir Dosta Arzdır

Ramazan Ayı boyunca iftar saatinde sohbetler yapan bir Profesör Hoca Efendi’ye açık mektuptur;
Sayın Hocam,
1. Ramazan sohbetlerinizde Maun Sure’sini anlatırken, “Orada bahsedilen namazlar cahiliyye müşriklerinin namazlarıdır.” Demiştiniz.
Soru: Kur’an’ı Kerim an itibariyle canlı değil midir? An itibariyle o sure geçerli değil midir? Cahiliye müşrikleri an itibariyle mevcut değiller midir?
2. Bir sohbetinizde, ‘Ubudiyet’ kavramını izah ederken, çok sathi kaldınız. Ya anlatmaktan çekindiğiniz için ya da bilginiz o kadardı. ‘HAK’ ismini dikkate alarak bu kavram üzerinde daha derinlikli çalışmalısınız.
3. Cehennem bahsini anlatırken, ilginç olarak, büyük azap içinde olanların, “azap içindeyken ne yapacaklarını bilemeyecekleri” mealinde bir söz ettiniz. Sanırım sizin yorumunuzdu bu. Oysa Sure-i Yasin’de cennettekilerin (tabi ki bazılarının)“meyvelerle meşgul olacakları!” (Yasin/57)bildirilmiştir. Yüksek azap içinde olanlar ise ne yaparlar? Olsa olsa Allah derler. Allah demek, Allah ile birlik…

“Kardeş kavgasının kazananı olmaz!”

Eyvallah.
Cümlede verilen mesaj doğru.
Söz, hayatında eşleştiği vakit değerlidir.
Bir de geriye dönüp, bu söze göre bir değerlendirme yapmak gerekmez mi?
Kardeşi ile kavgaya tutuşup, başarısızlıktan sonra bu sözü söylemenin, diğerlerini güldürmekten maada bir işe yaramayacağını da görmek lazım.
Irak, Libya, Mısır, Yemen…
Ne kavgalar, ne provokasyonlar, ne lüzumsuz girişimler. Hatırlıyoruz.
Onlar, kardeş kavgası değil miydi? Diye sormak bile boşa.
Hala, yapılan hataların düzeltilmesiyle meşgulüz.
Liyakatsiz, başarısız, becerisiz kişilerle buraya kadarmış.
***
BOP, emperyalist bir işgal hareketidir.
Bu hareketin bir uygulayıcısı olmak, hangi kardeşliğin gereğidir?
Peki, bırakalım dışarıyı, içeride son İki Yüz Yıldır yekvücut olması için çalışılan bir milleti 36 etnik kökeniyle anlatmak hangi kardeşliği anlatır? Parçalamak kolaydır, iş ki bütünleştirmek, beraberliği sağlamaktır. Ezbere alınan ve pişmanlık ifade eden lakırdılar anlamsız beyanlar ötesine geçemez.
Böyle zamanlarda susmak en iyisidir, en …

Zorunlu Eğitim

Milli Eğitim Bakanı demiş; 'Türkiye'deki zorunlu eğitimi 13 yıla çıkaracağız”
Demek ki,( 4 + 4 + 4) sistemi yanlışmış. Ve zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaranların amacı, din eğitimini engellemek için değilmiş. Yaptığınızın yanlışlığını Binlerce kez tekrar ettiler, duymadınız. Sonunda kendiniz de bu aşamaya geldiniz. Dindar ve kindar gençlik yetiştirmek şiarından da hemen vaz geçin. Bilmiyorsanız, danışın.
Eğitimi azaltmak değil, bilakis ömür boyuna çıkartmak gerek.
Ha,
Sizden birileri söylemişti;
Eğitim seviyesi yükseldikçe bize oy vermiyorlar.
Amacınız ve prensibiniz oy toplamak olunca, halkın cahilleşmesi, ilimden geri kalması sizin neyinize!.
Alınan bir karar yanlış olabilir. Yanlışlık uygulama sonunda anlaşılır.
Anlaşıldığı anda da yanlıştan dönmek ve hata yaptığını deklare etmek üstün bir özelliktir.
Alınan bu kararı böylesi bir anlamda okuyorum. Hatalarından dönenler, tehlikeli yollara sapmazlar bir daha.
Haydi hayırlısı…

Yarım Kalan Yazılar…

Başbakan Binali Yıldırım, "Lozan'ı ortaya koyup Lozan üzerinden siyaset yapmak Sayın Kılıçdaroğlu'na bir şey kazandırmaz. O defterler açılınca üzüleceği çok şeyler göreceksiniz. Fevkalade ayrıştırıcı bir dil kullandı" dedi. (gazeteler) Kılıçdaroğlu’nun üzülüp üzülmemesi benim umurumda değil. Lozan Defteri’ni açalım ve gerçekleri öğrenelim. Kimin üzülüp, üzülmeyeceği gerçekten umurumda değil. Eğer, Başbakan olarak bir söz söylemişseniz, bunun ilmi ve sosyolojik sorumluluğunu da kabul etmişsiniz demektir. Haydi, bakalım neymiş bu Kılıçdaroğlu’nun üzüleceği konular. Çok mühim bir iddiada bunup, gerisini getirmemek bizim siyaset meydanlarında görebileceğimiz cinsten bir şey, ne demek ‘Lozan konusu tartışılırsa, gerçekler üzücü olur’ ne demek? Böyleyse, aylar geçti hala neden doğruları önümüze getirmiyorsunuz? Yakışır mı size?
***
İçinde bulunduğun toplumun kabulleri, algıları ve ilmi seviyesini dikkate alırsak, yeni olan bir konuyu anlatmak çok zordur. Hele de yarım-yamalak…