hidayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hidayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Başarı Nedir Gözüm?



Başarmak;

Neyi neye göre mukayese ile ulaşılır başarıya?

Başarısız olanla, başaran arasında ne gibi ayrıcalık, ne gibi farklılık vardır. Sınıfını geçen öğrenci başarılı, kalan başarısız mıdır? Cevabı zordur bu soruların. Sınıfını geçip, okulu daha önce bitirip sonra da hayatının sonuna kadar işsiz, güçsüz gezenleri, ailesinden kalan mirası harcayarak hayatını devam ettirenleri biliriz. Sınıfında kaldı diye, okulunu geç bitirdi diye aşağıladığımız kişinin ise hayatının ileri devresinde başarıdan başarıya koştuğunu da biliriz. Devletin güzide makamlarına oturduğunu ve işini de başarıyla devam ettirdiğini biliriz.

Kişinin iç âlemiyle, dünyadaki tavrının eşleşmesi asıl başarıdır. “Dışının içi gibi olması” başarılması zor olan bir amaç, ulaşılması zor bir süreçtir. Nefis illeti insanın başında bela olduktan sonra, nefsi alt edip; tevazuuya bürünmek, kabule girmek, acziyetini anlamak o kadar da kolay olmayacaktır. Başarı lütf-u İlahi iledir. Lütuf etmezse neyi nasıl başaracağız ki? Bir yetimin başını sıvazlamak başarıdır. O yetim ile aynı sokakta yıllar yılı yaşayıp da bir kere bile halini sormamak ise başarısızlık. Nasıl olur böyle bir hal denemez? Olmuyor işte, ilahi Lütuf demiştik.

“İkinizin de üzerine Nâr’dan alev ve duman (bilinç bulanıklığı) irsal edilir de başarılı olamazsınız.” (Rahman/35)

Dünyada kazanılan hiçbir makam ve mevki, parasal büyüklük sahipliği başarı olarak adlandırılamaz. Taa ki, sahip olduklarımızı insanlığın hizmetine arz etmiş olmayalım. Hizmete sunulmayan hiçbir varlık bizim zenginliğimizi ifade etmez. Asıl zenginlik, emaneten sahibi bulunduğumuz (zilyedimizde bulunan) mal, mülk, para, altın, fabrika, ev, arsa, tarla… Ne varsa mutlak olarak insanlık hizmetine arz edilincedir. Aksi halde cimrilik, pintilik sıkıntılı bir hal olarak kişi hayatını ve manevi hayatını mahveder. Bu tip kişilerin hayatları rahat değildir, sürekli olarak bir korku halindedirler, çünkü ellerindeki mallarının bir şekilde çalınacağını, mülkiyetinden çıkacağını düşünerek yaşarlar ve işleri güçleri mallarının elinde kalması için tedbir düşünmektir. Hastalıklı bir haldir bu, rahatsızlık üst seviyededir.

“iman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, Rableri onları Rahmetine dâhil eder! İşte bu apaçık başarıdır” (Casiye/ 30)

Namaz kılar, niyaz eder, naz eder. Nazlıdır. Hazinesini saçmaz ortalık yere. Gerçek sahibine verir. Bu kere de cömerttir. ‘Rahmetine ulaşanlar’ ise sırrı ilahiyi sahibine teslim etmekle yükümlüdürler ve görevi bihakkın yerine getirirler. Talep etmekle başlanılır, niyet etmekle. Hele bir çık yola;

Bir gün uğrar semtinize dildâr!

“Allâh korunanları, açığa çıkardıkları başarılarla kurtuluşa erdirir! Onlara kötülük dokunmaz ve onlar mahzun da olmazlar.” (Zumer/ 61)

Söz bitti, söz bitince sükûn başlar.

Ayet-i Kerimede bir güzel açıklanmış. Kelimeye uzanan mana kısıtlı anlatımıyla, zorlamayla daralır. En iyisi burada bırakmak.

Doğruları daima Bilen Bilir.

Başarı Allah’tandır.

12 Temmuz 2011 Salı

Özlenen - Özleyen

Özlenen Kim?

Özleyen Kim?

Bir Öz var doğrudan

Bir Öz var.

Hidayetiyle Hidayete erenler,

Özün birliği içinde,

Öz olur giderler.

Huuu...

Aslan, Fare.. Kedi...

  Aslanın sindiği, sinmek yanlış oldu, köşesine çekildiği zamanlarda, farelerin kükremesi doğaldır. Fare kükreyince yine doğal olarak, kedi ...