Öncelikle, kavramlar dünyasını iğdiş edip, milletin aynı kelimelerle, aynı manayı yüklediği kavramları alt üst edecek, sonra da milleti kendi haline bırakacaksın. Gör bakalım aynı topraklarda doğup büyüyen iki kişinin kavgasını…
Maddi manaları taşıyan kelimelere dokunmazlar. Her zaman taş taştır, demir de demir. Farklı manalar çağrıştıran kavramlar üzerinde oynarlar. ‘Türk’, ‘Türkiyeli’ gibi. Aynı dili konuştuğunu sanır iki arkadaş, yılların dostu. Meramları farklı olunca, benzer kelimelerle konuşsalar da aynı dili konuşmuyorlar demektir.
Millet, aynı kelimeye aynı manayı yükleyenlerdir bir tanıma göre.
Kavramlar, kültür birikiminin, anlayış ve anlama kabiliyetinin direkleridir. Taşıyıcı kelimler rastgele anlamlandırıldığında konuşma ve anlama zorluğu çekilir.
Tarih boyunca hep aynı manaların yüklendiği kelimelere, yavaş yavaş ama sürekli çok farklı manaları yükleyerek, konuşmalar yapılıp, hikâyeler yazılıp, sinema filimleri çekilip, tiyatro eserleri sahnelenip halkın yıllardır kullandığı ve aynı manaları yüklediği kelimelerin işlevlerini değiştirdiğin zaman, kargaşa dile vurur. Beyinler allak bullak olur. Kavram kargaşası milleti bir biriyle anlaşamaz hale getirir. Bunun üstüne artık, anayasaları da değiştirirsin kolayca, ülkede ne gibi ekonomik kıymet varsa satarsın kimse anlamadan ve kavgaya girmeden. Satma kelimesini değil de özelleştirme kelimesini kullanacaksın. Anayasa demeyecek ama ileri demokratik, sivil anayasa diyeceksin, halk ne dediğini anlamayacak. İyi bir şey söylediğini sanacak. İyi bir şey söylediğin için de amacına kolayca ulaşacaksın.
Kavramlar, kavrama kabiliyeti kadar ilgilendirir kişiyi.
O halde kavrama kabiliyetini azaltmak ve köreltmek için kişileri düşünmeye sevk edici haber, yorum, edebi eser, film gibi sanatsal etkinliklerin yerine, “gözyaşlarına ve acılara boğacak, o insanları küfre sürükleyecek, akıllarına daima en kolay yapabildikleri ve yapmaktan zevk aldıkları faaliyetler getirecek” eylemler hazırlanır. Topluca ve sürekli olarak ‘sanki aynı merkezden hazırlanmış’ haberler, yorumlar, görsel efektler ard arda verilir. Büyük tartışmalar, büyük kampanyalar düzenlenir. Zavallı millet korumasız ve korunaksız bir halde teslim alınır. Sonrası kolaydır.
Her şey bir plan dâhilinde ve büyük paralar harcanarak, dünyanın en önemli beyinleri ile çalışılarak yapılır bunlar.
Evini satarak parasını borsaya yatıranları mı, insan vücuduna zararlı olduğu kesinlik kazanan ayaküstü yenebilen zararlı hamburgerlerin kapış kapış satılmasını mı, satışı bazı ülkelerde yasaklanan kola içiminin köylere kadar girmesini mi, ayranın unutulmasını mı? Hangisini örnek vermeli. Bütün bunlar hep beyinlerin tersyüz edilmesinin sonuçlarıdır.
Son yıllarda siyaset ekonomisinde de kullanılmaya başlandı bu yöntemler. Siyasi parti propaganda metinleri, filimleri, fotoğrafları tamamen milletin kavram beyninin istenilen biçimde şekillendirilmesi çalışmalarından ibarettir.
Beyin sağlığımızı korumak için, aile saadetimizi kollamak için, hayatımızın huzur içinde devamı için kavramlar külliyatımıza sahip çıkıp, ilmin ve medeniyetin doğuracağı tabii gelişmeler dışında, kelimelere atalarımızın yüklediği manaları yükleyerek konuşmalı, kullanmalıyız.