16 Eylül 2015 Çarşamba

Bölünmeye Yardımcı Olanlar


Siyasi mücadele, ‘fikirlerim kabul edilsin’ beklemesi değildir.

Mücadelenin yapılacağı alanlar demokrasi içinde belirlenmişse de, yeni çalışma alanlarının açılması, yeni yepyeni sahalarda siyasi faaliyetlerde bulunulması da mümkündür, elbette kanunlara (hukuka) aykırı olmamak kaydıyla.

Sokaklar, meydanlar, kahvehaneler, köy odaları, mahalle toplantıları, evlerdeki sohbetler… Bunlar eskidi artık. Eskidiyse de hiç mi kullanılmayacak? Olur mu öyle şey. Biz bunların tamamının kullanılmaya devam edildiğini farz ederek konuşuyoruz. Bunlar klasik siyasi çalışma yöntemleri, aralıksız kullanılacak.

Ne kadar meydanlarda, kahvehanelerde, evlerde toplantılar yaparsanız yapınız, ümit verememiş iseniz, toplantılarınızın siyasi verim kazandırması düşünülemez. Umut olmak ise, halkın elindekilerinin aslında borçları olduğunu ve doğan her çocuğun binlerce liralık borcun üstüne doğduğuna inandırmalısınız. Evvela yapılacak, ellerinde aslında hiçbir şeyin olmadığına inandırmak olmalıdır. Bu çalışmalar da kalabalıklar arasına sıkışmış insanlara anlatmakla değil, yüz yüze, bizatihi konuşarak, tartışarak anlatılabilir. Evet zordur, herkese yüz yüze ulaşmak çok zordur. Ama başka çare yok gibi. Kısa sürede mümkün görülmeyen bu işlem için, gerçekten inandırıcılığın kuvvetlendirilmesine yönelik yapılması gereken ilk işlem; B İ R L E Ş M E K T İ R… mesaj vermenin en kolay yolu, birlik, beraberliğin gözlere gösterilmesidir. Yazık ki, birleşmeye yönelik her hangi bir hareket göremiyoruz. Birleşemiyorsanız, bölünmenin yanındasınızdır.

Siyasi çalışmalarda karşılaşılacak ve tespit edilecek iki önemli psikolojik kişisel tespit vardır;

1. İnanılacaksınız.. 2. İnandıracaksınız.

İnanılmayan, inandıramaz da. Kandırma eylemi sohbetimizin hiç bir yerinde, hiçbir harfinde olamaz. Kandıranların hangi vahim hallere düştüklerini çok yakın geçmişte birlikte yaşadık. Kandıranlar, gün gelir kandırılırlar, bu kaçınılmaz sonuçtur.

Kirli olanlar, siyasete soyunmasınlar. İlk tespit budur.

Siyaset; basamakları hızlıca geçmek için gerekli bir yol filan değildir. Tam aksi, dünya ve ahiret çalışmalarında insana köstek olan acayip bir yoldur. Başlangıçta ve işin içinde olmayanların anlayamayacağı ilginç meslektir siyaset. Siyasette tek amaç hizmet olmalıdır. Gelir sağlamak, mevki edinmek, şöhret yükseltmek gibi amaçları olanlar asla siyasete bulaşmamalıdır, çünkü bu imkânları orada bulamazlar. Maalesef, bu gerçek insanlar arasında bilinememekte ve aklı eren, ermeyen herkes kısa yoldan köşeyi dönmek iştiyakıyla siyasete katılmak istiyor. En büyük yanlış.

“Düşman”! Öyle tesirli çalışıyor ki, nereden vuracağını da belli etmemekte oldukça usta. Resimler, filimler, yazılar, röportajlar.. Çok çeşitli sahalarda hazırlıkları var. Tam bu noktada; siyasi rakipleri ‘düşman’ olarak görmek doğru değil, güreş minderinde rakip olarak görmek gerekiyor. Ancak, ‘düşman’ tanımımızın arkasındayız. Türkiye’mizde an itibariyle, demokrasi mücadelesi değil, ‘Sevr’ taraftarları (yani düşmanlar) ve milli güçler ayırımı, bilinçli olarak yaratılmıştır. Biz de bu ayırıma denk olmak üzere söylüyoruz. Düşünebiliyor musunuz, siyasi rakiplerinizden birisi kendisinin BOP Eş-Başkanı olduğunu ilan ediyor! Buyurunuz size, demokrat kurallar içinde mücadele edeceğiniz bir rakip!. Bununla demokrat mücadele değil, olsa olsa meydan savaşı yapılır. Bu sebeple ‘düşman’ dedik. İster kabul edilir, ister dava edilir.

 Artık, siz bilirsiniz.

Önümüzdeki yıllarda da siyaset yapma niyetiniz varsa; Cumhurbaşkanı’nın “Fiilen rejim değişmiştir, yasaları buna göre ayarlayın” talimatını ve AKP milletvekilinin “Seçim sonucu ne olursa olsun, seni Başkan yaptıracağız” nutkunu unutmamanızı öneririm.

Faziletli insanların fazilet rejimi olan Cumhuriyet, elimizden kayarken, hala ayrılık peşinden gidenleri tarih affetmeyecektir.


2 yorum:

  1. Yılmaz Karahan :
    Hayatımızın her alanında siyaset var. O halde siyasi söylemler ve tavrında etkili olmak zorundayız.

    YanıtlaSil
  2. Isa Alemdag;
    Bizi ilgilendiren her konuda (vatan, siyaset, dis iliskiler, Turkluk, egitim v.s...) cozum uretmeliyiz. Bu bilgi ve cozumleri alasilir ve kolay bir sekilde her kitleye aktarmaliyiz. Cahillik bizim en buyuk problemimiz.

    YanıtlaSil