22 Eylül 2015 Salı

Yine, Yeni Birleşme Denemesi…


Birleşemediniz. Kayıp, Türkiye Hanesine yazılacak. Henüz vakit geçmiş değil. Birleşmek de ille de milletvekili sıralarına adamlarını yazdırmak değil. Güç birliği denenmelidir. Birlikten kuvvet doğar atalar sözü, fiilen uygulamaya geçirilmelidir.

Problemi anlaşılabilir bir şekilde tanımlayabiliyorsanız, çözümü bulur ve sizden uzak durmayı tercih eden taraflara güzel ve anlaşılabilir bir Türkçe ile anlatabilirseniz, anlayışla karşılanacak ve güç birliğine yakın olduklarını göreceksiniz. Bir siyasi partinin seçim kazanması meselesi değildir içinde bulunulan durum. Çok daha derinlerde biriken problemlerin çözümü eğer bugünden yapılmazsa ileride hiç kimsenin siyaset yapma imkânı da kalmayabilecektir. Gidiş, bu yöne doğrudur. Hal böyle olunca, kimse milletvekili seçilemeyeceği için güç birliğinden uzak duracaktır diye bir düşünceye kapılmak tehlikeli bir karanlık kuyudur. Bu düşünceden uzak durmak ve ne olursa olsun, küçük gibi görünen siyasi partilere ve sivil toplum kuruluşlarına müracaat edilerek destekleri istenilmelidir. Bu görüşmelerde tavizler istenmesi muhtemeldir. Vatan, devlet, millet aleyhinde olmayan taleplere evet demenin hiçbir zararı olmayacaktır.

Tüm anketler de ve yorumcuların dillerinde olan şudur: 7 Haziran seçimlerine göre fazla bir değişiklik yoktur. Seçmenler pozisyonlarını muhafaza etmekteler. Birinci parti sıfatını halen taşıyan iktidar mensupları ise, alamadıkları 1 (Bir) oyun peşine düşmüşler ve ellerinden geleni yapmaktalar. Devlet kesesinden yaptırılan mitinglerle işe başladılar. Tarafsızlığını yitiren Cumhurbaşkanı, bir siyasi partinin genel başkanı ve il başkanı ile birlikte sahne alarak, iktidar partisine oy istiyor. Diğer partiler sanki ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Oysa ilk yapılması gereken, birleşerek alan daraltma taktiği uygulanmalıdır. Rakibin siyaset yapma alanının daraltılması demek, oy alma ihtimali olan halk kesimlerini onlardan evvel kendi siyasi çizgine çekmek demektir. Bu da görüşerek, konuşarak, taleplerinin dinlenilerek olabilecek bir iştir.

Terör can almaya devam ediyor, dış politikada yerlerde sürünüyoruz, Suriye’de aranan çözüm için bir araya gelen Rusya, ABD ve İran üçlüsünün yanına bile sokulamadık. Hani, Ortadoğu’da bir yıldız olacaktı Türkiye, model olacaktı? Olmadı, olamazdı. Yaparlar mı diye hiç sorulmadı. Dış politika da yokuz. İşçinin, memurun gelirlerine göre alım gücü günden güne düşüyor. İnsanımız borçla yaşamaya çalışıyor. Kredi kartlarını ödeyemediklerinden icrai takibe intikal edilenlerin sayısı her gün artıyor. Cüzdanlarındaki birden fazla kredi kartlarını ‘takla attırarak’ yaşamaya çalışıyor insanımız. Aradaki bir banka kısa bir süreliğine kredilerini kapatsa zincir kırılacak, takip oranları tavan yapacak. Fabrikalar ve ticaret erbabı önünü göremediğinden orta ve uzun vadeli kararlar alamıyorlar. Yeni yatırımlar yapılacağı yerde, mevcut kapasitede kısıtlamalara giderek, işçi, memur, mühendis kadrolarını işten çıkarıyorlar. Böylece işsizler ordusu gün be gün artıyor. Küçük aile işletmelerinde yapılan hayvancılık sıfırlandı. Köylü, ihtiyacı olan iki yumurtayı bile ‘satın alma’ yoluna gidiyor, tabi para bulabilirse. Ev ihtiyacı olan basit üretimleri bile yapamıyor, çünkü köy nüfusunun iş yapabilecek yetenekteki gençleri şehre göç ettirildi. Oralarda işsiz, güçsüz, parasız, pulsuz zaman geçiriyorlar.

Anlatılan sosyal durum dikkate alındığında, muhalefet partilerinin kazanmaması ihtimali çok zayıf gibi görünüyor. Bu anlatılanlar iktidar için hiç de iç açıcı veriler değil.

“Aklını işletmeyenler üstüne pislik” yağacağını buyurur Allah C.C.

Herkesin kabul ettiği gibi, ‘tehlikeli bir badiren’ geçmekteyiz. Bu badire ancak, ‘BİRLEŞİLEREK’ atlatılır. Son ana kadar birleşmenin yollarını tıkamadan, aramaktan bıkmadan talepler, teklifler götürülmelidir. El elden üstündür derler. Birlikten kuvvet doğar derler. Aklını işletmekten korkanların, çekinenlerin, yardımcı akıllara ihtiyacı vardır. Millet geleceği için yardım talep etmekten çekinilmemelidir. “Halka hizmet, Hakk’a hizmettir” kelamı gereğince, kurtuluşa birleşerek gitmek gerekiyorsa, bu yol denenmelidir.

Çünkü tahmincilerin ortaya koyduğu sonuçlara göre 7 Haziran seçimlerine benzer bir sonuç bekleniyor. Bunu ters yüz edip, tüm tahmincilerin yanılmalarına sebep olunmak için, birleşerek, ‘üst akıl’ların yaptığı planlar bozulmalıdır.

Hem sağda hem de solda birleşmenin, güç birliği yapmanın önünü tıkayanları tarih affetmeyecektir.


1 yorum:

  1. Abdullah Alagöz ;
    Kaygısı olmayanın birleşme niyeti de olmaz. Hiçbir mesaj maalesef yerini bulamıyor.Gözler kapalı, kulaklar sağır, vicdanlar kararmış.

    YanıtlaSil

Devlet Kuracaklarmış!

AKP’nin eski MKYK üyesi Ayhan Oğan ne demişti? “Yeni devlet kuruyoruz, kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan.” Bu söz söylendikten s...