26 Eylül 2012 Çarşamba

Hastalık, Frenler ve Balatalar



Frenler tutmaz oldu, balataların değişmesi gerek.

“Çok açık ve ağır konuşuyorum. Kurumlara yönelik, milleti galeyana getirmeye yönelik bu davranışlar şerefsizliktir. Kurum personelinin moralini kırmaya yönelik bu girişimler en hafif tabiriyle sorumsuzluktur, alçaklıktır.”

“Bakıyorsunuz bu güzel bir teklif demiyorlar. Niye, öbür taraf çok daha tatlı da onun için.”

“Yahu bugüne kadar siyer-i nebi yoktu da kaç tane gönderdiniz aya be. Bu zihniyet 10 yıllar boyu Kur’anı yasakladı, ezanı yasakladı. Türkçe okunacak dediler. Bu zihniyet şimdi aya insan göndermekten bahsediyor.”
 (10.09.2012 tarihli gazeteler)

Abdüllatif Şener Hulki Cevizoğlu ile yaptığı televizyon sohbetinde şunları söyledi:

“İlk başladığı andan itibaren kavgacı bir üslubu benimsedi. Öfke oyunuzu artırabilir ama ülkenize zarar veriyorsa sorumlu siyasetçi böyle davranmaz.

Tepki görmeyeceği bakanlarını azarlardı.

Çok yoğun bir yolsuzluk ortamı vardı. Bu ortamda olmak istemedim. İhale kanunundaki değişiklik yirmiyi geçmiştir. Bakanlıklardaki teftiş kurulları hâkimiyetini yitirmiştir. Demokrasi dediğiniz şey bir kişinin her şeye hâkim olmadığı sistemdir.

Suriye’de yaptıkları tam bir İsrail tezidir. İsrail ne istiyorsa katmeri ile yapan bir Erdoğan var. Ama İsrail’le kavgalıymış gibi bir görüntü vermeye çalışıyor.

Suriye Politikasının tek sorumlusu Başbakan’dır. İşler iyiye gitmedi deyip Dışişleri Bakanı tasfiye edilecek. Kemal Unakıtan dediniz. Ona o işleri yaptıran Başbakan’dır. Unakıtan yıprandı, Başbakan tertemiz duruyor. Dışişleri Bakanı’na aynı şeyi yapmaya çalışıyor şimdi.

Türkiye’de terör olaylarının artmasının bir numaralı sorumlusu Başbakan’dır.

Bu kadar yanlış yapan bir iktidarın kalabilmesini anlamak mümkün değildir.”
(10.09.2012 tarihli Yeniçağ Gazetesi)

 Frenler tutmaz olunca artık, makinenin diğer parçalarına da güven kalmaz. Vardığınız tamirciye “-ya usta bir de şuraya bakıver” diye aklınıza gelen parçayı da söylersiniz. Usta bu, sizin sözünüze göre hareket edecek değil ya! Bildiğini, anladığını uygulayacak.

Böyledir. Mevsim sonbahara ulaşınca küpler temizlenir yeniden, pazardan gelecek taze sebzelere, meyvelere yer açılır, bu kışa doğrudur. Yeni ürünlerle yapılacak turşular, kurutmalar, kızartmalar küplerde yerini almaya hazır beklemekteler. Hep sebep frenlerin tutmaması halidir. Hazır kışa girerken temelli bir bakıma ihtiyaç vardır.

Usta, her şeyi en iyi bilir maşallah. Artık danışmanların, uzmanların, işi bilenlerin lafları, raporları, konuşmaları bir hiçtir. Usta bu, her şeyi herkesten iyi bilir.

Bu sebeple makinenin parçalarını istediği gibi değiştirecekmiş (değiştiriyormuş) oysa tamircisinin böyle bir ihtiyaç duyduğu yok, hatta gerek yok diyor. Tamiratı gereken balataları değiştirsek yeter diyor, ama duyan yok. Aslında motordaki arızaya kulak veren yok. Motor arızalı motor. Blok patlatmış bir motorla bir metre bile gidemezsiniz. Siz asıl motoru değiştirin. Veya tamirci motor yenilesin.

Usta’nın, bir zamanlar bağır-çağır yanına çektiği medyanın büyüklerinde de bir hareketlilik var bu günlerde ve hatta bugüne kadar kesin olarak kendisine biat eden ve asla sözünden çıkmayan yandaşlarda bile bir haller var. Usta’nın gidiciliği yüzünden okunur olmuş olsa gerek. Zira onlar iyi koku alırlar ve gidiciler ile gelicilerin görüntülerini iyi bilirler. Pozisyon alırlar, işleri budur. Onların vatan, millet, din, insanlar, halk… Gibi bir dertleri yoktur. Varsa da, yoksa da kazançlarına kazanç katmak dertleridir. İster eskiden olduğu gibi patron medyatörlerden, ister yandaştörlerden olsun fark etmez. Para ılıman limanlarda demirlemeyi sever. İsteyen, yandaş medya sayfalarına dikkatlice olmak kaydıyla göz atabilir, göreceklerdir.

En mühim problem olarak, demokrasinin yarattığı diktatörlük önümüzde duruyor. Bu hastalığa öncelikle Ustalar yakalanır ve peşinden yandaşlarını da sürükler. Hastalık budur. Tedavisi ise imkânsız. Çünkü kendileri hastalıklarını kabul etmezler, doktora gitmeyi kabul etmezler, bir hekimle karşılaştıklarında da hikâyelerini anlatmayı ret ederler. Çünkü kendileri en sağlıklı, en bilgili, en iyidirler. Böyle görürler. Bu sebeple de hastalıkların en ağırıdır bu durum. Çürüme yavaş yavaş tüm bedeni sarmaktadır, fakat kendileri iyilikten, sıhhatten, afiyetten bahsetmektedirler yazık.

Usta’ya şifa diliyorum.

Açıkçası;

Ben de bu yazıdan bir şey anlamadım.

1 yorum:

  1. Nidai Seven:

    Rehber, karga ve usta misali.

    YanıtlaSil

Devlet Kuracaklarmış!

AKP’nin eski MKYK üyesi Ayhan Oğan ne demişti? “Yeni devlet kuruyoruz, kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan.” Bu söz söylendikten s...