20 Ocak 2012 Cuma

Özelleştirme ve Türkiye Uygulaması


Özelleştirme bir finansman tekniğidir.

Üretimine devam eden, fakat artık devletçe işletilmesine gerek kalmayan fabrikalar, tesisler, kuruluşlar elden çıkartılarak (bedeli mukabili satılarak) yeni alanlarda, yeni sektörlerde, yeni icatların tesislerinin kurulması ve üretim faaliyetlerinin devamı için yatırım yapılabilmesi amacıyla kaynak temin etmenin bir yoludur.

Devlet, sahip olduğu kamu iktisadi kuruluşları ile milletin zenginliğini, refahını biriktirir. Evladı vatan’a çalışılacak işyerleri, ithal edilen pahalı ürünlerin, ülke içinde üretilmesi ile maliyetine yakın bedelle satılarak refah seviyesinin yükseltilmesi, işletmelerin ekonomik faaliyetlere iştiraki ile pazarın düzenlenmesi, fiyatın belirlenmesinde yardımcı olması gibi olumlu tarafları da vardır iktisadi kamu kuruluşlarının.

Gün geldi;

Milletin göz bebeği iktisadi kuruluşlar, ehil olmayan ellere teslim edildi, üretimlerini devam ettirebilmeleri için lazım olan yatırımlar yapılmadı, yenileme çalışmaları ertelendi, gereğinden fazla kişi (işçi-memur) çalıştırılarak verim düşürüldü, çalışma azmi ve isteği olan personel istemediği pozisyonlara (adeta) sürülerek çalışma azimleri kırıldı, üretim ihtiyacı ham madde alımında gerekli titizlikler gösterilmedi, o ham maddeyi üreten ehliyetsiz firmalardan alımlar yapıldı, depolar kullanılamaz halde bekleyen makineler, alet edevat, ham madde.. ile dolduruldu, kuruluşlar ya dar alanlarda çalıştırılmaya zorlandı, ya da sık sık yer değiştirilerek hafızası arşivlerinin yok olması veya yıpratılması sağlandı…

Bu olumsuz etkilerin biri veya birkaçı işletmelerin her biri üzerinde hoyratça uygulandı.

Böylece, verim düştü, üretim yara aldı ve zarar etmeye başladılar.

Zararlar açıklandıkça lazım olan yatırımlardan kaçınıldı, yatırımlar yapılmayınca zararlar katlandı… ve… Kuruluşların ZARAR ettiği yüksek sesle dillendirilmeye başlanıldı. Öyle bir dillendirilme ki, basın-yayın kuruluşları, (gazeteler, TV’ler) vasıtasıyla, gazeteciler, köşe yazarları, öğretim elemanları, liberaller, Soros’cular, Tesev’ciler, bir kısım üniversiteler, iktidardaki partiler, muhalefettekiler.. Topluca, koro halinde, Kamu İktisadi Kuruluşlarının zararlarını anlattılar. Birde güzel cümle buldular: “Devlet ayakkabı üretir mi, bez üretir mi?”. El birliği ile milleti ikna ettiler. Özelleştirmelere karşı durabilecek kişileri, beyinleri faşist, yobaz, iş bilmezler gibi suçlamalarla etkisiz hale getirdiler.

Sıra geldi tek tek elden çıkartmaya.

Bir basiretli iş adamı, satmak istediği bir makinesini, evini, tarlasını önceden araştırır, bedelini tespit eder ve o bedel üzerinden satmaya çalışır. Doğru olan budur.

Kamunun sahibi olduğu, işletmeler, kuruluşlar, fabrikaların yok pahasına satıldığı, bu işlemi yapan, o gün hangi parti iktidarda ise onların yandaşlarına, taraftarlarına bedelinin çok çok altında (adeta) bağışlandığı, birkaç ay sonra da satın alanın, aldığı bedelin birkaç misline elden çıkardığı, gazetelere yansıdığından, TV’lerden söylenildiğinden bilinmeyen bir konu değildir.

Şehrin güzel bölgelerinde kurulu bulunan fabrikaları, işletmek üzere! Yapılan satışlarının akabinde, makinelerinin satılıp, binalarının yıkılıp arsa olarak satışının yapıldığı ve büyük rantlar elde edildiği bilinen bir gerçektir.

Fabrikanın satışı yapılmazdan önce, yeni makineler, ham maddeler alınarak depolarının doldurulup satıldığı, bilahare alan kişi tarafından o makinelerinin satılarak, ödenen bedelin karşılandığı,geri kalan değerlerin ise net kar olarak kaldığı pek çok kere yazıldı çizildi.

***

Özelleştirme bir finansman tekniğidir demiştik. Özelleştirme satışlarından elde edilecek gelirleri, yine yatırıma dolayısıyla üretime aktarmak gerekmekte idi.

Bizde böyle olmadı. Satışlardan elde edilen gelirin önemli bir kısmı araştırma yapan şirketlere aktarıldı. Özelleştirme idaresi adı altında ayrı bir kurum oluşturularak, özelleştirilme kapsamına alınan kuruluşları bu idare bağladılar haliyle, Türkiye’nin (hatta dünyanın) en büyük holdingi oluşturuldu. Büyük büyük kuruluşlara, KİT’lere ehil olmayan sıradan kişiler yönetici olarak atandı. Satışlardan elde edilen paralar başka alanlarda harcanıldı.


Hâsılı, özelleştirmelerden beklenen yarar sağlanamadığı gibi, işsizlik arttı, fiyatların yükselmesine yardımcı oldu, ülkemiz bir ithalat cenneti oldu, pek çok (satılan fabrikalara hizmet veren) küçük işyerleri kapatıldı, ‘yapısal sorunlardan kaynaklanan’ denen cari işlemler açığı durmadan yükseldi…

Sonuç olarak.

Elimize yüzümüze bulaştırdık.

1 yorum:

  1. Hüseyin ÖLmez :

    Değerli Arkadaşım güzel bir çalışma kutlarım. 2007 yılında birlikte çalıştığımız ve beni atıp mahkeme kararıyla dönememden sonra; Halk Bamkın özelleştirilmesinin iptali için açtığım ve yürütmenin durdurulması kararı aldığım, ama 657 nin kuralları içinde susmak zorunda kalıp, başkalarının sahip çıktığı dilkçemi de okudum. SONUÇ, Özelleştirme ve yabancı sermaye özentimiz (!) nedenile; Türkiye başka Devlet Bankalarının cenneti oldu......

    YanıtlaSil

Devlet Kuracaklarmış!

AKP’nin eski MKYK üyesi Ayhan Oğan ne demişti? “Yeni devlet kuruyoruz, kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan.” Bu söz söylendikten s...