1 Haziran 2011 Çarşamba

Bir Başörtüsü Sorusu

Sorduğu sual tam da şöyleydi altı hafta evvel; “islam'da neden tesettür var? kadınlar neden kapanmak zorunda? neden erkekler ile kadınları bu kadar ayrıştırıp harem/selam olmak zorunda? arada sevgi falan yok en yakın akrabalara bile nerdeyse öcü gözüyle bakan kapalı tanıdıklarım var. anlayamıyorum”

Cevap verildi tabii, alışkın oldukları bir tarzları olabilirdi, bildiklerinin dışında bir cevaba razı olabilir miydi? Kırmadan onu, kendi fikrimi anlatabilmeliydim. Onun gibi düşünmek, kabul etmek zorunda da değildim.

Ülkemizin yıllardır tartıştığı bir konu bu, TV’lerde, gazetelerde, politik arenada bitmez tükenmez tartışmalar yaşandı. Bilen de bilmeyen de konuşturuldu. Kimi kızların başlarının örtünmesinin özgürlükler bağlamında açıkladı, kimsenin giyimine karışılmaması gerektiğini anlattı, kimileri de İslâm’ın emri olan “Tesettür”ün tam da laikliğin bir gereği olarak, bu kurala uyanların hayatına karışılmaması gerektiğini anlattı. Kasım 2002 den önce her gün, özellikle her Cuma günü, camii önlerinde, üniversitelerin önlerinde başları örtülü kızlar ve destekçileri gösteriler yaptılar, kızların okul önlerinde başlarını açmak zorunda kaldıklarını TV lerde her gün gösterdiler, bu kızlarla röportajlar yaptılar, ağlayan kızları gazetelerin başköşelerinden yayınladılar. Kasım 2002 den sonra ise, bıçakla kesilmiş gibi bu sorun kapandı gitti. Ne bir gösteri, ne bir nümayiş. Oysa okullarda, devlet dairelerinde aynı yönetmelik uygulanmaya devam ediliyordu.

Bir cevap verilmeliydi. Duyan duyar, anlayan anlardı. İster kabul eder, ister kendi bildiğine ısrar ederdi. Kime ne. ”Tesettür, cinselliğin teşhir edilmemesi, dolayısıyla kadının toplum içerisinde cinselliğiyle değil, kişiliğiyle ön plana çıkmasını amaçlar.” Bu cevap soruyu bana soranın kendi cevabı idi. Hiç de karşı olduğum bir cevap değildi. “kadının cinselliği ile değil, kişiliği ile ön plana çıkması..”

Şöyle cevaplandırdım. “Ayette geçen KADIN kelimesi üzerinde uzun tefekkür gerektir. Öyle ki, mecazen kullanılmış olmalıdır. Şu ana kadar diyanet, ilahiyat ve sair kaynakların bahsettiği mananın yanlış, eksik, tefekkürden uzak, asrın idrakinden bihaber olduğunu düşünüyorum. Emir verilmiştir ve bütün uzuvları ile emre uyulmaktadır. Tıpkı "gizli kubbeleri altında" sakladığı gibi... Sorunuzun devamı da sanırım bu bakış açısından cevaplanılmıştır.” Bu cevaba karşı herhangi bir eleştiri ya da görüş gelmedi. Öylece kapandı gitti. Gerçi okuduğundan da emin olamadım. Mutlaka bir soru, değerlendirme olmalıydı, ama olmadı. Değer verilmedi bizim görüşümüze, çünkü kendilerini dev aynasında görüyorlarmış.

Hiç olmazsa blog’da anlatayım, belki bir eleştiri, bir görüş alırım diye ümid ettim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Devlet Kuracaklarmış!

AKP’nin eski MKYK üyesi Ayhan Oğan ne demişti? “Yeni devlet kuruyoruz, kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan.” Bu söz söylendikten s...