Ana içeriğe atla

PKK’nın ‘sınır dışına çekilmesi’ Ne Demektir?



PKK’nın ‘sınır dışına çekilmesi’ni istemek ne demektir?

1.    Örtülü af demektir.

2.    Çekilmeye karar verin, biz yardımcı olalım demektir.

3.    Neredeyse yarıdan fazlası için; ‘zaten suç işlemediler, o halde Türkiye’de kalabilirler’ demektir.

4.    İşledikleri cinayetler, yaptıkları yıkımlar unutturularak, siyasette aktör haline dönüştürülmek isteniyor demektir.

5.    Elinde silahı olanların gücü kabul edilerek, bundan böyle herkesin silahlanarak istediklerini dayatabilecekleri, eylemlerle güçlerini kabul ettirebilecekleri demektir.

6.    PKK’ya ‘silahların susması’ demek, sakın silahınızı bırakmayın, “zaten terör örgütü silah bırakırsa, yenilgiyi kabul etmiş sayılır” demektir.

7.    Çok başlı PKK örgütünü yalnızlaştırmaya yönelik olabilir. Bunun için öncelikle yurt dışı bağlantılarını kesmek, öncelikle yurtdışından aldıkları yardımları (stratejik ve lojistik) kesilmesine dönük olmalıdır, aksi halde, buyurun çıkın ne isterseniz onu yapın demektir.

8.    Kandil ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde bulunan örgüt liderlerine, daha dikkatli olun, sizleri etkisiz hale getirmek istiyorlar demektir.

9.    İmralı Canisi’nin lider olarak kabul etmek, bu örgütün hayatiyetinin devam ettirilmesini istemek demektir.

10. Çatışmasızlık lafını beyinlere kazıyarak, Türk Ordusu ve Polisinin elini kolunu bağlamak demektir.

11. PKK’nın zaferini kabl etmiş olmak demektir.

12. Ayrıca, PKK’ya yalvar, yakar olmak; “Biz şu anda çok zayıfız” mesajı vermek demektir.

13. Nitekim: Tüm bu gelişmeler, ‘bebek katili’nin Başbakan’a yazdığı bir mektup üzerine gelişmiştir. O halde ön alan PKK’dır. Düzenleyici çalışmaları yapan PKK’dır. Koca Türk Devleti’nin elemanları sadece figüran konumundadır demektir.


Sözü olan söylesin diyorlar.

Sözümüz şimdilik bu kadar ama tamamı değil.

Yorumlar

  1. BİZ YAPMADIK !!!
    Türkiye'de Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeyle Kürt sorununun çözümü için yeniden adımlar atılırken, Paris'ten PKK'ya suikast haberi geldi. PKK'nın Paris'teki enformasyon bürosuna kimliği belirsiz silahlı kişilerce düzenlenen saldırıda, aralarında örgütün kurucularından Sakine Cansız'ın da bulunduğu üç PKK'lı öldürüldü. Ankara'dan ilk açıklamayı yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, "PKK'nın kendi iç hesaplaşması gibi" diye konuştu.
    ---------------------------------
    Sayın Apo, değerli PKK üyeleri vallahi billahi biz yapmadık. Biz dostuz, bin yıllık kardeşiz. Bu suikastı kim yaptıysa aramızı bozmak için yapmışlardır. Lütfen, bir yanlışımız olduysa özür dileriz... (!)
    YILMAZ KARAHAN

    YanıtlaSil
  2. Şimdilik dışarıda uslu uslu oturun.Seçimden sonra tekrar gelirsiniz demektir....

    YanıtlaSil
  3. Kadir Büyükkeleş:

    İleriki senelerde başka istek ve talepleri olduğu zaman eğer karşılanmazsa tekrar Türkiye'ye gelip Karakol basacak,şehirlerde eylem yapacaklar.Velhasıl terör aynen devam edecektir.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

“Kâh Çıkarım Gökyüzüne…”

Tahir Karagöz gençliğinin baharında yaşadığı olayı bizatihi anlatmıştı. Saadetin Kaynak’ın öğrencisidir. Müziği, besteyi, şarkı okumayı, ondan öğrenmiş, ses eğitimini onun yanında yapmıştır. Sonraları çok güzel şarkılara, çok güzel bestelere de imzasını atmıştır. Eserlerinde Kaynak’ın tesiri hemen göze çarpar. Mesela sözleri Yunus Emre’ye ait olan “Sordum sarı çiçeğe” isimli beste ona aittir. Tahir Hoca namıyla maruftur. Camii Musikisi üzerinde çalışmaları vardır. Gençliğinde nadir bulunan bir ses ve müzik eğitimine sahip olduğu için, özellikle mübarek gecelerde (kandillerde) zengin evlerinde ‘Mevlit’ ,’İlahi’, ‘Kur’an’ okumaya davet edilirmiş, o sıralarda Ankara Kale semtinde, Aslanhane Camii müezzini olarak çalışmaktadır.
Aslanhane Camii’ne yakın bir evde otururlar. O gün Ramazan’ın 27. Gecesi Kadir Gecesi kutlanacaktır. Ankara’nın Çankaya semtinde bir eşrafın davetlisidir. Hem oruç açılacak, hem de teravihten sonra Mevlit okunacaktır. Siyah takım elbiselerini, beyaz gömleğini, krava…

“Zeytindağı”ndan Cümleler; Falih Rıfkı Atay

Karargâh Kudüs’te, Zeytindağı’nın tepesindeki Alman misafirhanesinde idi. Şehre vardığım zaman iki gümüş çeyrekten başka param yoktu. Hemen karargâha yerleşmezsem, ne geri dönebilir, ne de otelde kalabilirdim.
***
Karargâha yirmi yaşında gitmiştim; şimdi yirmi dört yaşındayım. Ümit hayal ve iyimserlikten yoğrulan bu altın çağ, bir dede başı kadar yıpranmış, çileden geçmiş ve ağırlaşmış, onu omuzlarımın üstünde güç tutuyorum.
***
En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı.
***
Bütün devlet iktidarını teslim alıp da, hükümeti eski devir adamlarına bırakan başka bir devrin partisi tarihte görülmüş müdür, bilmiyorum. İttihat ve Terakki, Büyük Harbin ortalarına kadar, bir türlü sadrazamlığı kendine lâyık görememişti.
***
Muharrirlerden biri şair Abdülhak Hâmit’i tenkit eder. Hâmit, Sait Halim Paşa’ya sızlanır. O da Hikmet Bey’i çağırıp; -Bir gazetecinin âyan-ı kiramından bir zata dil uzatmak ne haddi? (Bir gazetecinin soylu bir kişiye dil uzatması ne haddine?…

Yalan ve Siyaset Üzerine

Yazının başlığı “Siyasette yalan caiz midir?” Umberto Eco, Tempo Dergisi.
Başlık dikkat çekici, okutmaya sevk ediyor kendisini. Yalan ve siyaset! ve siyasette yalan caiz midir?
Siyasetçiler her konuştuklarında mangalda kül bırakmazlar, konuşamayacakları bir konu, bilmedikleri bir husus yoktur. Maşallah bilgi küpüdürler. Acaba böyle mi?
Yoksa meşhur olan bir Türk sözünde “şeyh uçmaz, müridi uçurur” denildiği gibi, siyasetçinin taraftarları mı siyasetçiyi yalancı konumunda bırakır? Sustuğu zaman eleştiririz, konuştuğu zaman eleştiririz. Bir eylem yaptığı zaman, eylemsiz kaldığı zaman eleştiririz. Bu kaderidir siyasetçinin. Sanırım bu durumu da bilerek siyaset yaparlar. En sağından, en soluna kadar durum böyledir.
Layık olduğu için siyaset yapan (yaptırılan) kaç kişi vardır bilmiyoruz. Onlar televizyonlardan, röportajlardan uzak bir hayat yaşıyorlar. Tek işleri, kendilerine verilen görevlerdir. Sessiz sedasız işlerini yaparlar. Onlara sözümüz yoktur. Sözümüz, bilinen, tanınan daima göz önünd…