27 Şubat 2012 Pazartesi

Değerli Değersizlik


İdrake gelen açılımlar, her beyinde farklı çağrışımlara gebedir. Her beyin de şuur (Kendisinin tecellisi ile) müsaade edildiği kadarıdır.

Değer; Belli bir konuda toplum olarak, topluluk olarak topluca kanii olup, aynı (benzer) manaların yüklenildiği durumdur. Konudaki mana kişiden kişiye farklılık gösterse de, kabul olunan biribirlerinin kabullerine karşı çıkmamalarıdır. Küçük tenkitler olsa da bunun ehemmiyeti yoktur. Değer verenlerin sayısı çoğaldıkça, değer verilenin değeri de artar. Paha biçilmez olur.

Değersizlik; Yukarıdaki açıklamanın tersi durumdur. Konunun da, verilen mananın da hiç bir önemi yoktur. Hiç bir işe yaramaz (şey)lerdir. Asıl değersizlik, değer verilene değer verenlerin sayısal çoğunluğudur. Çünkü çoğunluk, sürüleşmiştir. Düşünme yetisini kaybetmiş, reklam niteliğindeki resim, söz, şekillere inanır olmuş ve kabul etmiştir. Anlam yitirilmiştir. Varsa da yoksa da (değer verilen) kişinin, grubun, bildirdiği cümleler veya yansıttığı resimlerdir (özellikle TV’ler ve renkli basın kanalı ile).

Engizisyon mahkemelerinde sözde yargılanıp idamla cezalandırılan Hakk’ı söyleyenler tek başına olmalarına karşılık, cezayı verenleri ve uygulayanları destekleyen çoğunluk belki de zevkle idamları seyrediyordu. Derisi yüzülen Hallac-ı Mansur tek başınaydı. Zulüm kararını verenleri ve uygulayanları da destekleyen, tasvip eden ve belki de zevkle alkışlayan çoğunluktu. Kerbelâ’da yaşananları da düşünecek olursak, iktidarın (gücü elinde bulunduran, silah ve para gücü elinde olanların) yalakaları ve bir kuytuda yalnızlığını yaşayan Evlad-ü Resûl.

Hakk’ı söyleyen daima yalnızdır. Hakk’ı söyleyen ve “Hakk’ı tutup kaldırmak” taraflısı daima tek başınadır.

Bir televizyon sohbetinde Yaşar Nuri Öztürk Hoca “yalnızlığın büyüklere özgü bir haslet, bir misyon olduğunu söylemiş, mesela Atatürk’ün yapayalnız” olduğunu belirtmişti.

Değer misyondadır. Hakk’ı söyleyen değerlidir.

Kimin kime değer verdiği önemlidir. Kimin neye değer verdiği önemlidir. Hem değer veren hem değer verilen;  değer verenin kabiliyeti, idraki, şuuru nispetinde kefeye girer.

Yoksa değer verenlerin sayısının çok fazla oluşu, çoğunluğa hitap eder.

Hakikate değil.

Yalnızlığı seçmiş, Hakk’ı bildiren, Hakk’ın sözünden çıkmayan Hakk Erenleri hiç mi hiç ilgilendirmez.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Devlet Kuracaklarmış!

AKP’nin eski MKYK üyesi Ayhan Oğan ne demişti? “Yeni devlet kuruyoruz, kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan.” Bu söz söylendikten s...