24 Nisan 2015 Cuma

Görmemek, Duymamak En İyisi…


“Neye direnç gösterirseniz varlığını sürdürür” * başlıklı yazımızda da belirttiğimiz gibi, karşı olunan, istenmeyen, düşman gibi görünen ne varsa ilgilenmemek en iyisi. Görmezden gelmek değil, ilgilenmemek, üzerinde durmamak, ona karşı hareketlerde bulunmamak…. Lazım olan tedbirde kusur etmemek ve fakat onunla asla ilgilenmemek, önemsememek, değer vermemek. Böylece unutulacak. Bırakın sizi o eleştirsin, size karşı ağıza alınmayacak lafları etsin… Siz hiç duymayın. Umursamayın, kıymet vermeyin…

Bu manadan olmak üzere şöyle bir sonuca varabiliriz: “Kötüden uzak yaşamak elinizdedir. Tercihleriniz, Hayat kalitesini belirler.” Öyle değil mi, hayat kalitemizi, tercihlerimiz belirlemiyor mu?

Vardığımız sonuçta üç kelime öne çıkmaktadır. “Elinizde”, “Tercih” ve “Hayat”. Tercihiniz sonunda elinize geçen, hayat kalitesini belirliyor. Hayat, dirilik demektir. Uykudan uyanmak demektir. Uyuyan kişide hayat emaresi horultudan ibarettir. Bir bakıma hayal dünyasında. Dirilmek, yaptığımız tercih sonucudur. Neyi tercih ettiğiniz, nelere karşılık onu tercih ettiğiniz önemlidir. Mesela, bir çocuğun eline verilmiş altın oyuncaklarını, üç kuruşluk renkli şeker karşılığı değiştirebileceğini düşünelim. Ki, bu örnek doğrudur. Çocuğun kendisine, o an için lazım olacak şey şekerdir. Şekerin tadına dayanamaz, öylesi bir çekim kuvveti vardır şekerin çocuk zihninde. Ya, uykudan uyanınca (büyüyünce) altınları feda ettiğini, hem de hiçbir değeri olmayan şekere karşılık feda ettiğini anlarsa!, ha, nasıl olur, neler olur?

Demek ki, tercihlerimizde bin düşünüp, bir davranacağız. Nerden biliyorsun ki, doğru diye savundukların yanlış olmasın. Nerden biliyorsun ki, yanlış dediklerin bir gün karşına doğrular olarak çıkmayacaktır. İki sus bir söyle, kırk düşün bir söyle gibi vecizelerimiz bize hep bu manaları anlatır.

Hayatımızda ne varsa tamamı tercihlerimiz değil midir? “Gündelik yaşamımızı devam ettirmek için de birçok karar alma süreci içerisine giriyoruz. Bunların bazıları oldukça önemsiz görünse de, bazıları da bir o kadar hayati kararlar.” (Zuhal Yeniçeri, Pivolka, Başkent Üni. 14. Sayı). Bu noktada söylemeliyiz, tercihlerimizin ayak bağı olması, zincirlerimizi bile isteye tercih ettiğimiz de vakidir. Önceki tercihlerimiz, şimdi yapacağımız tercihimize açılan kapı olacaktır. Rahatlıkla söyleyebiliriz ki, ‘şimdi’ yapacağımız tercihte asla ‘özgür irade’den bahsedemeyiz. Ne evvelki tercihlerimizi göz ardı edebilir, ne de tercihimizi yaparken çevreyi unutabiliriz. Hem bildiklerimiz, hem içinde yaşadığımız çevre bizim ayak bağımız oluyor ve tercih kararı verirken bizi kıskıvrak yakalıyor, bağlıyor, cendereye alıyor.

Gerçi bilemek zordur hangi karar hayatidir, hangisi değil. Lakin bizce hayati olduğunu düşündüğümüz kararları verirken aceleci ve ısrarcı olmamamız, bilgiyi öğrendikten sonra bir-kaç günlüğüne demlenmeye bırakmamız, yerinde ve doğru bir hareket (tercih) olacaktır.

Haziran ayının ilk haftası milletvekilliği genel seçimlerine koşturuyoruz. Eli kalem tutan, ağzı laf yapan herkesin ittifakla kabul ettiği bir gerçek vardır ki, bu seçimler hayatidir. Sağdan da, soldan da, iktidar yanlıları da, muhalifleri de hep aynı kanaati paylaşıyorlar. Bu düşünce bizim içinde geçerlidir. Hayatidir, çünkü bir taraf federasyonlaştırma, özerkleştirme, başkanlık sistemine geçme gibi ülke menfaatleri dışında siyasaları gündeme taşımaktadırlar. Bu düşüncelere karşı duranlar içinde bulunuyoruz. Öyleyse, siyasetlerinde bu yıkıcı ve bölücü fikirlerini propaganda edenlerin, ne söylediklerini iyice not almak ve gerekli hazırlıkları yapmak görev olmakla birlikte, siyasi meydanlarda onlara asla cevap vermemek, onları yok hükmünde görmek çok önemli bir siyaset uygulaması olacaktır. Zira onların parası, yandaşları, medyası, destekçisi dış devletleri çok çok kuvvetli, onlarla meydanlarda, ağız dalaşına girerek izlenilecek kavgada baş etmek neredeyse imkânsız. Buna inanarak tekrar ederiz ki, onlara cevap vermemek, yalnızca kendi yapacaklarımızı, siyasi uygulamalarımızı anlatmak ve bu silahı en etkili şekilde kullanmak üstünlük sağlayacaktır. CHP Genel Başkanı’nın iki Bayramda iki ikramiye vereceğini açıklaması örneğini inceleyiniz. İktidar yanlılarının vücut kimyaları bozuldu. Hepsi birden cevap yetiştiriyorlar. Burada kazançlı sadece bu teklifi getirendir. Karşı duranlar kaybetmiştir.

Sosyal medyada da onlara ait, çocukları dâhil hiçbir resim, söz, espri, hakaret, eleştiri paylaşılmaması, onların unutulmasını sağlayacaktır. (Bu görev gençlik teşkilatlarına düşmektedir.)

Bırakalım, onlar bizi eleştirsinler, küfre varan sözlerini meydanlarda bize karşı bağırsınlar gırtlaklarını yırtarcasına. İnanın bu daha hayırlıdır.

Unutmayınız; “neye direnç gösterirseniz varlığını sürdürür.”


*http://www.haberiniz.com.tr/yazilar/koseyazisi132012-Neye_Direnc_Gosterirseniz_Varligini_Surdurur.html

1 yorum:

  1. Mehmet Gökbayrak:
    Bu görüşlere katılmamak ne mümkün. Allah Türk milletini layık olduğu bir yönetime kavuştursun, Zira bu millet, bir gün söylediğini ertesi gün yalanlayan bir anlayıştan derhal kurtulmalıdır.

    YanıtlaSil

Devlet Kuracaklarmış!

AKP’nin eski MKYK üyesi Ayhan Oğan ne demişti? “Yeni devlet kuruyoruz, kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan.” Bu söz söylendikten s...