Ana içeriğe atla

Sosyal Medya Mesajları


Sosyal medya ilginç bir ortam. Zaman zaman yazdığım küçük paragrafları bir kenarda toplama gereği hissettim. Aşağıdaki paragraflar onlardır.

***

Geçenlerde yazdığım bir mesajda,“benden söylemesi Kıbrıs’ta bir şeyler oluyor” demiştim. bu görüşüme katılanlar olmuştu. Anlaşılıyor ki, son sürat Kıbrıs iki toplumlu bir federasyon’a doğru itilmektedir. Bu, RUM tarafı, AB, ABD görüşüdür. Oya işlenir gibi değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bence Kıbrıs’ın İLHAK’ı zamanı gelmiştir. Milletimizce kabul görmesi mümkün olmayan politikalar üzerinde oyalanılmasın. İLHAK Çözümdür.

İki toplumlu federasyon çözüm olamaz. Çünkü Rumlar megalo idea fikirlerinden vaz geçmemişlerdir. Federasyon kabul edilirse, 1970 yılları öncesine dönülmesi kaçınılmaz olur. Acılar yeniden yaşanır. Bize de yeniden bir Barış Harekatı yapmak işi düşer.

***

Kafesin arkasında ifade veren Mübarek’in resmini iyi incelemek lazım. Köpeklik yaptığı kapılardan kendine reva gösterilen bu hareket sonrası,milli olmanın,milli politikalar uygulamanın,bağımsız olmanın yüce faziletini bir daha hatırlamanın faydalı olacağını, hatta hiç unutulmaması gerektiğini düşünüyorum.Mübarek’in durumu,yalakalara ders olsun. BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR.

***

AKP davetiyle yurda dönen Burkay hakkında açıklamalarda bulunan SADETTİN TANTAN; ”Arınç övgüler yağdırdı, Bağış ve Günay federasyoncu Burkay’la bir araya geldi, Burkay’da taşerondur. Ortadoğu uluslar arası bir rekabet ve çatışma merkezine dönüşmüştür. PKK teröre devam ediyor. Halkı bilinçlendirme çalışmaları yapılıyor. Buna karşılık, İktidar ne yapmak istediğini bilmiyor. Öcalan-Burkay hattı ayrışmayı körüklemek için oluşturulmuştur.

***

Arınç: (Biz ideolojisi olmayan bir Anayasa istiyoruz, hiç bir kırmızıçizgimiz yok.) CNNTÜRK’te dedi. Bu kadar renksiz, bu kadar bigâne, bu kadar anlamsız bir parti olabilir mi? madem, ideolojiniz, kırmızıçizginiz yok, ne işiniz var orada. Allah encamımızı hayr eyleye.

***

Suriye’de işler kızıştı; Yabancı ajanlar Suriye’de istedikleri gibi at koşturuyorlar. Ayaklanma dedikleri provakosyonlar neticesi olanlardır. Devlet gerekli tedbirleri almaktan başka yaptğı bir şey yok. Bu arada ölçüsüz güç kullanımı da olabilir. B.Arınç’ın dünkü mesajı kime idi? Ben,İran için “sen karışma AB(D) istediği gibi at koştursun” dediği şeklinde anlıyorum.Dış Politikamız Dış Güçlere havale edilmiş gibi.

***

Erdoğan: ”Sabrın sonuna geldik,D.İşleri Bakanım mesajlarımı kendilerine kararlı bir şekilde iletecek. Bundan sonraki süreç verilecek cevaba göre şekillenecek. Suriye bizim iç meselemizdir” (Gazeteler). Erdoğan’a danışmanlarını değiştirmeyi öneririz. Sizi yanlış yönlendiriyorlar,yanlış bilgilendiriyorlar.Büyük bir hata içindesiniz. Ne yani,orduya hücum emri mi vereceksiniz? Hani ortak kabine toplantısı yaptığınız Esad, bu Esad değil miydi. Ne değişti ki. Allah Korusun

***

İlginç bir bağımsızlık örneği; Bizim başbakan Suriye'ye elçi gönderecekti ve mesajlarımı kendilerine kararlı bir şekilde iletecek" demişti ya, Suriye'den cevap geldi: Yeni Şafak'tan "Suriye yönetimi, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "açık bir mesaj vermek" üzere Şam'a göndereceği Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'na  "daha kararlı bir cevap verileceğini"  bildirdi. Haydi Erdoğan bu lafa da bir laf gerekir. Bekliyoruz.

***

Tarımcıoğlu: ”Terörü durdurmak için gerekenleri anlatıyor.Anayasa’daki yanlışları söylüyor.MHP’nin açılıma toptan karşı çıkmasının hatalarını da bildirdi bu arada…” Peki, biz senin milletvekilliğinizi de biliyoruz. O günlerde bunları neden gündeme getirmediniz. Neden o Anayasa maddelerinin değiştirilmesi için çalışmadınız. Ö.Yeniçeri’ye ,Ankara’ya geldiğinde özel şeyler anlatacağını da söyledi.Bunun takipçisi olmak lazım. Bakalım nelermiş.(Kanaltürk)

***
"Terörle mücadelemiz KARARLILIKLA sürdürülecektir".Biliyorum. Bu ülkede yaşayan herkesin ezberlediği ve duymaktan bıktığı bu söz, en son olarak YAŞ toplantılarından sonra tekrar edilmişti. Onun üzerine, Devletin kaymakamlığı basıldı, Polis Şehit edildi, Polis aracı bombalandı, iki asker şehit edildi... Anlamadım. Bizde bıkkınlık yaratan bu KARARLILIK!! ne zaman devreye girecek!..

***

Sanıyorum zaman zaman bu tip paragraflar yazılacaktır. Sadece sosyal medya sayfalarında kalmasına gönül razı değil.

 Eh, fena da olmadı hani…

Yorumlar

  1. "Eh, fena da olmadı hani…"
    Katılıyorum, iyi olmuş....

    YanıtlaSil
  2. Evet, çok iyi olmuş. Göz gözden üstündür(!), gözümüzden kaçanları okuduk.Elinize sağlık...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

“Kâh Çıkarım Gökyüzüne…”

Tahir Karagöz gençliğinin baharında yaşadığı olayı bizatihi anlatmıştı. Saadetin Kaynak’ın öğrencisidir. Müziği, besteyi, şarkı okumayı, ondan öğrenmiş, ses eğitimini onun yanında yapmıştır. Sonraları çok güzel şarkılara, çok güzel bestelere de imzasını atmıştır. Eserlerinde Kaynak’ın tesiri hemen göze çarpar. Mesela sözleri Yunus Emre’ye ait olan “Sordum sarı çiçeğe” isimli beste ona aittir. Tahir Hoca namıyla maruftur. Camii Musikisi üzerinde çalışmaları vardır. Gençliğinde nadir bulunan bir ses ve müzik eğitimine sahip olduğu için, özellikle mübarek gecelerde (kandillerde) zengin evlerinde ‘Mevlit’ ,’İlahi’, ‘Kur’an’ okumaya davet edilirmiş, o sıralarda Ankara Kale semtinde, Aslanhane Camii müezzini olarak çalışmaktadır.
Aslanhane Camii’ne yakın bir evde otururlar. O gün Ramazan’ın 27. Gecesi Kadir Gecesi kutlanacaktır. Ankara’nın Çankaya semtinde bir eşrafın davetlisidir. Hem oruç açılacak, hem de teravihten sonra Mevlit okunacaktır. Siyah takım elbiselerini, beyaz gömleğini, krava…

“Zeytindağı”ndan Cümleler; Falih Rıfkı Atay

Karargâh Kudüs’te, Zeytindağı’nın tepesindeki Alman misafirhanesinde idi. Şehre vardığım zaman iki gümüş çeyrekten başka param yoktu. Hemen karargâha yerleşmezsem, ne geri dönebilir, ne de otelde kalabilirdim.
***
Karargâha yirmi yaşında gitmiştim; şimdi yirmi dört yaşındayım. Ümit hayal ve iyimserlikten yoğrulan bu altın çağ, bir dede başı kadar yıpranmış, çileden geçmiş ve ağırlaşmış, onu omuzlarımın üstünde güç tutuyorum.
***
En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı.
***
Bütün devlet iktidarını teslim alıp da, hükümeti eski devir adamlarına bırakan başka bir devrin partisi tarihte görülmüş müdür, bilmiyorum. İttihat ve Terakki, Büyük Harbin ortalarına kadar, bir türlü sadrazamlığı kendine lâyık görememişti.
***
Muharrirlerden biri şair Abdülhak Hâmit’i tenkit eder. Hâmit, Sait Halim Paşa’ya sızlanır. O da Hikmet Bey’i çağırıp; -Bir gazetecinin âyan-ı kiramından bir zata dil uzatmak ne haddi? (Bir gazetecinin soylu bir kişiye dil uzatması ne haddine?…

Yalan ve Siyaset Üzerine

Yazının başlığı “Siyasette yalan caiz midir?” Umberto Eco, Tempo Dergisi.
Başlık dikkat çekici, okutmaya sevk ediyor kendisini. Yalan ve siyaset! ve siyasette yalan caiz midir?
Siyasetçiler her konuştuklarında mangalda kül bırakmazlar, konuşamayacakları bir konu, bilmedikleri bir husus yoktur. Maşallah bilgi küpüdürler. Acaba böyle mi?
Yoksa meşhur olan bir Türk sözünde “şeyh uçmaz, müridi uçurur” denildiği gibi, siyasetçinin taraftarları mı siyasetçiyi yalancı konumunda bırakır? Sustuğu zaman eleştiririz, konuştuğu zaman eleştiririz. Bir eylem yaptığı zaman, eylemsiz kaldığı zaman eleştiririz. Bu kaderidir siyasetçinin. Sanırım bu durumu da bilerek siyaset yaparlar. En sağından, en soluna kadar durum böyledir.
Layık olduğu için siyaset yapan (yaptırılan) kaç kişi vardır bilmiyoruz. Onlar televizyonlardan, röportajlardan uzak bir hayat yaşıyorlar. Tek işleri, kendilerine verilen görevlerdir. Sessiz sedasız işlerini yaparlar. Onlara sözümüz yoktur. Sözümüz, bilinen, tanınan daima göz önünd…