10 Mayıs 2014 Cumartesi

Yumruk Üzerine


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na atılan yumruk ile yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin alakası var mıdır? Yumruğu vurdurandan başkası “Vatana ihanet etti, onun için vurdum” gibi bir cümleyi söyletemez. Bu cümle de inanırız ki, öğretilmiş, ezberletilmiş bir sözdür. Parası, pulu olmayan, eve ekmek götüremeyen, işsiz, sabıkalı, polis tarafından aranan, mahpushane kaçkını bir kişinin altından kalkabileceği kabilden bir iş değil.

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, ana muhalefet partisi liderine atılan yumruk, devlete atılmış yumruk gibi değerlendirilir. Çünkü ana muhalefet lideri, protokolün önemli bir figürüdür. Demokrasilerin vazgeçilmezidir. Biz de pek öyle olmasa da, ufak ufak alışıyoruz demokrat düşünmeye.

Yumruk atanın bir partiye kayıtlı olmasının ehemmiyeti yoktur. Alperenlerle ilgisini hemen öne çıkarttılar. Kullandığı facebook sayfası pek karışık. Devrimcilikten, İslamcılığa pek çok çağrışımlar hem de kısa süre önce yerleştirilmiş sayfasına. Uyduruk bir sayfa yani. Tam organize, partiye üyeliğinden itibaren, nerede kullanılacağı tespit edilmiş ona göre yetiştirilmiş birisine benziyor. Danıştay saldırganı ve katili ile benzeşen hareket ve söylemlerine dikkat edilmeli saldırganın.

Saldırıya, devletin manevi şahsiyetine karşı bir husumetin sebep olduğu düşünülebilir mi acaba? Niye bu soru? Devleti idare edenler, devlet idaresinde yeni yöntemler deniyorlar. Diyanet kadrolarından kamu idarelerine memur, yönetici atıyorlar, özel sektörde bir süre çalışmış kişileri devlette çalışmasının yolunu açıyorlar, belli odaklardan kâğıt getiremeyenlerin devlette bir işe girmesi neredeyse imkânsız. Bu demek oluyor ki, iktidar sahipleri devleti yönetmeyi değil, ele geçirmeyi amaç edinmişler bir görüntü veriyorlar. İnançlarını idolojileştiren garip bir kadro hareketi ile karşı karşıyayız. Nitekim daha dün çıktığımız seçim meydanlarında ideolojik taraftarlarına durmaksızın mesaj verildi. Devlete yerleşmiş bir ‘paralel yapı’nın devleti ele geçirmeye çalıştığını ve CHP’nin de bu yapı ile birlikte hareket ettiğini aralıksız vurguladılar. İdeolojik yandaş verilen mesajları beyninde üretir, geliştirir ve eylem planını da (belki de) kendi başına kurar ve uygulamaya koyar. İlle de böyledir demiyorum. Ama bunlar olağandır. Durumdan vazife çıkartmak denen hareket tarzı tam da budur.

Seçim bitti, lakin yeni bir seçim sath-ı mailine girdik. Öyle bir seçim ki, kavgası neredeyse bir yıl önceye kadar gidiyor. 17 Aralık soruşturmaları bile bu seçimle ilgili olabilir. Aynı düşünce, inanç sistemine sahip kişilerin alelade konuşmalarından bile aylardır anlamlar çıkarmaya, düşmanlıklar bulmaya çalışıyoruz. Politika tespitinde muhalefet için fikir egzersizleri olabilir, ancak bu düşünceleri geniş halk kesimlerine yayarak gerçekmiş gibi halk bilinçlendirilirse, aşırı şartlanan çoğunluğun gebeliği, sonu acılı olayları doğurabilecektir.

Kılıçdaroğlu’na geçmiş olsun dileklerimizi sunarken, devletin tüm imkânları devreye sokularak olayın aydınlatılması, gelecekte olabilecek daha vahim hadiselerin önüne geçecektir.

12 yıllık ‘İslamcı’ iktidar olmasına karşılık hala laikliğin dinsizlik olarak algılandığı ve böyle propaganda edildiği vakidir. Özellikle seçim öncesinden başlayan yolsuzluk atakları ve karşı propaganda tekniklerinden bir daha anlamamız gerekir ki, laiklik devlet yönetiminin çok önemli bir şartıdır. Devlet yönetimine dini söylem ve şartları uzak tutmanın önemi anlaşılmış olmalıdır. Siyasilerimize öneririz; konuşmalarında, propagandalarında dini çağrıştıran kelime, söz, kelam, ayet, hadis gibi yüce değerlere yer vermesinler. Kaldı ki, konuştuklarını kendileri bile anlamıyorlar. Devletin yönetimi tamamen ‘devlet yönetimine’ dair kelime ve kavramlardan ibaret olmalıdır. Yoksa bazıları durumdan vazife çıkartarak, milletin meclisinin çatısı altında daha vahim olayların faili olabileceklerdir.

İslamcı kanadın artık;


28 Şubat’ın yarattığı depresyondan kurtulması zamanı gelmiştir.

1 yorum:

  1. Ali Kömürcü:
    Gerçek şu ki, toplum içerisinde her siyasi parti liderinin kendi çapında bir saygınlığı vardır. Hiç bir siyasi parti mensubu veya sempatizanı, lider kobul ettiği kişiye fiili veya sözle ağır saldırıda bulunmasına hoş görü göstermez. Hatta bazıları bu tür saygısızlıklar karşısında kavgayı bile göze alır. Bu çerçeveden baktığımda; Kılıçdaroğlu ve M.İnce T.Erdoğan'a göre çok fazlasıyla tahammül edilmesi zor laflar etmekteydiler. Ki böyle durumlarda her halde birilerinin kendine vazife çıkarıp, hem kendini rahatlatma, hem de meşhur olma adına böyle saldırıda bulunabileciği ihtimali vardı. ki Allah biliyor, ben ilk önce M. İncenin başına bir iş gelebilir diye düşünmüştüm...

    YanıtlaSil

Devlet Kuracaklarmış!

AKP’nin eski MKYK üyesi Ayhan Oğan ne demişti? “Yeni devlet kuruyoruz, kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan.” Bu söz söylendikten s...