16 Kasım 2015 Pazartesi

Unutturulmak istenen Vatan


Yastığınıza başınızı koyup, yatağınızın keyfini çıkarmaya hazırlandığınız anda, uykunuzun gelmesini teminen aklınıza koyunları saymak değil, sahip olduğumuz tek bağımsız Türk toprağında yaşayan 80 Milyonun hatırına ve rastgele bu ülkeye düşmeyen geri kalan 400 Milyonu saymaya başlayın. Bakınız, sizi rahatsız eden uykusuzluk bir anda çözüme kavuşacak ve uyku belasından da kurtulacaksınız. Ve hatta uykuya gerek bile kalmayacak.

Bırakınız şu biraz daha kazanıp, dünyayı rahat bir şekilde bitirme isteğini. Bunun kazancı sonsuzluk hayatında 7-8 saniyelik kısacık bir zamanı tarif eder. Lazım değil, bize lazım olan; sonsuzluk âleminin rahatı ve huzurudur. Yapılacaklar ne ise o yapılacak.

Bugün bir vazife yüklenilmişse üstüne, sakın ola ki, yarına bırakmayasın. Nedir o vazife? Öncelikle çocuk-çoluğun geçimini temine, dünyevi meşgaleyi sağlayan mesleki eğitimi tamamlamaya ve insanlığa karşı vazifeleri tamam eylemeye odaklanılmalı. Ve sonsuz gelecek için yapılan planlamada, sonsuzluğun kazanılması hususunda lazım olan çalışmaları ihmal etmeden. Bunların neler olduğu tarihi bilgilerden ve yeryüzünde daima bulunan kılavuzlardan öğrenilir. Şu unutulmamalı, yola çıkarken mutlak olarak bir kılavuz lazımdır.

Peki, tüm bu istenilenler nerede yapılacak? Elbette bir vatan toprağı üzerinde. Vatanın yoksa eğer, boynu bükük vatansızlar emsali sığıntı bir hayat ise yaşadığın, ne bu hizmetleri yapabilirsin ne de geleceğe hazırlık. Ayağını bastığın toprağa, alnını secdeye koyduğun vatana namusunla sahip çıkacak, mahalleni koruyacak, memleketini savunacaksın. Vatan yoksa, secdeye varmaya yüzün de yok unutmayasın!.

A’raf Suresi 128. Ayeti kerimede buyurulur: “Muhakkak ki, o yeryüzü Allah’ındır… Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar… Gelecek korunanlarındır”. Vatan deyip geçilemez. Vatan, emanettir. O emaneti veren de Allah’tır. Esaret altında yaşarken Cuma namazları bile kılınamazken, herhangi bir toprak parçası üzerinde, hürriyetini kaybetmiş olarak yaşarken, vardığın secdeler de anlamsız olacaktır, çünkü emanete gereği kadar bakamamış ve hıyanet içerisindesindir. Bu sebeple olsa gerek ki, Hz. Resulullah şöyle buyurmuştur: “Yeryüzü benim için bir temizlik vasıtası ve mescit kılındı”(Müslim 523/5). Öncelikle, mescit olabilmesi temizliği ile ilgilidir. Temizlik ‘herkesin kapısının önünü temizlemesiyle’ başlar. Sonra, düşmanlardan arındırılması ile devam eder. Bu aşamada secde vardır işte. Kur’an’ı Kerim yeryüzü (arz) vurgulaması altında, insan vücudunu da anlatır. Bedenin temizliği zahiren kirlerden arınmak olarak anlaşılabileceği gibi, iç temizliği, gönül temizliği manaları asıl olandır. Halis niyet ve safiyet olmadan (namazdan evvel imam efendinin safları sıkı tutalım hitabı bu manayadır) secdeye varılamaz, varılsa da bir anlamı olamaz.

Yeniden hortlatılmaya çalışılan bir konudur; “seccadeni serdiğin yer vatanındır”. Veya geçenlerde havuz medyasından bir yandaş yazarın yazdığı, “alnını onun uğruna secdeye koyduğun yer ise sıla… senin sılan..” cümlesinde olduğu gibi. Bu sözlere nerden baksanız yanlış. Çünkü sıla bir yeri değil, taa ruhlar âlemini, dolayısıyla Allah’ı anlatır. Biz böyle görürüz, böyle kabul ederiz. Nitekim Mesnevi’nin ilk 18 beytinde Hz. Mevlana, kamışlıktan kesilen kamıştan yapılan ney ile anlatmak istediği de budur. Sılasından ayrılanın çektiği ıstırabı haykırır neyin sesi yanık yanık…

Şimdi bu aldatıcı ve yıkıcı fikirleri yayanlara Kur’an’ı Kerim cevap versin:

“Allah’ın sana verdiklerinden, gelecek yurdunu (kazandıracaklarını) iste, dünyadan da nasibini unutma! Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsan et! Yeryüzünde bozgunculuk yapma! Muhakkak ki Allah bozgunculuk yapanları sevmez!” (Kasas Suresi/77)


3 yorum:

  1. Halil Kaya:
    Bazıları o yüce kelama,ayetlere kendilerine göre yorumlayacaklarina inandıklarında müracaat ederler.Kendi çizgileri ve duruşlarınin lanetlendigini hissettiklerinde ayetle irtibatları kesilmiştir.

    YanıtlaSil
  2. Mehmet Kınacı :
    Eğer İslamcı'da "VATAN " hassasiyeti olsaydı ABD-AB onları sırtında taşımazdı...Biz "KENDİMİZE GELELİM!".Dün İngiliz,Yunan subayın koynuna kızını sokmak için takla atanların bugün torunlarıyla yaşıyoruz ki,bir de buna Yunan-İngiliz,Fransız "kırıkları" eklendi...Boşa değildir o İstanbul ortasında baş örtülü bacılarımın "HEPİMİZ ERMENİYİİZ!" diye bağrışları...Boşa değil o başörtülü bacımın ekrandan "İNGİLİZ SÖMÜRGESİ OLSAK DAHA İYİYDİ...DİNİMİ İNGİLİZ SÖMÜRGESİNDE DAHA İYİ YAŞARDIM!" demesi...Vatan yine TÜRKÇÜYE kaldı..Türkçü can verir.İslamcu Türkçü canı üstünde mal vurur...Bakın,Sütçü İmam'ın yurdunda "SÜTÇÜ NİNELER dolaşıyor da TISSSS yok.Üstelik AKP yıkılmaz güç...Devam halkım.Devam....

    YanıtlaSil
  3. Tebrikler, müthiş bir yazı olmuş...

    YanıtlaSil