11 Kasım 2015 Çarşamba

Tartışma Mecraı doğru mu?


“Bugün kupkuru gördüğün bir mecrâ, yarın dağları devirecek bir seyl-i müdhişe güzergâh olur “
(Cenap Şahâbeddin)


“Nush ile uslanmayınca” hakkımız olan ‘kötek’ devreye girdi. İyi de oldu. Biraz aklımız başına gelsin.

Hayırlı bir tartışmanın ortasındayız. Gerçi, akordu bozuk sazlar gibi, herkes farklı telden çalıyor, anlatılmak istenen pek anlaşılamasa da olsun, yeter ki, herkes fikrini söyleme cesaretini göstersin, yanlış bile olsa düşüncesini açıklamaktan çekinmesin. Söylenilenler dinlenilir mi? Bunu bilmiyoruz. Üst teşkilatta bir masa kurulup bu eleştiriler not edilse ne iyi olurdu!

Aslında eleştirilerin mihverinde Genel Başkan var herkesin malumu. Ama kişi ve isim üzerinden probleme çözüm aramak, kafa yormak bir sonuca ulaştırmaz. Tam aksi, tartışmaları mecrasından çıkartır ve karmakarışık bir hale sokar. Esastan uzaklaşmadan, fikirleri sıralamak ise başarıya ulaştırır. Meşveretin farziyeti asla unutulmadan.

Sistem ortaya konulmalı, yönetim dâhil hatanın, eksikliğin sistemden kaynaklandığını görmeli, kabul etmeli.

Vaktiyle, her konuda teşkilatlanılmıştı. Öğrenciler, öğretmenler, memurlar, işçiler, köylüler, işadamları.. Aklınıza hangi sosyal kesim gelirse bir teşkilata sahip idi ve bu örgütler koordinasyon içinde çalışırlardı. 80 sonrasının dayattığı siyasetsiz hayat, Ülkücü Toplumu rehavete sürükledi. İş, aş kavgası dostların arasını açtı. Görüşmeler askıya alındı. Böylece iletişim koptu. Birbirlerinden haberi olmayan topluluk mensupları, ne yapacaklarını şaşırdılar. Öyle bir boşluk ve karmaşa içinde 99 genel seçimlerine yakalandık. Yakalındık diyorum, dağınık teşkilat mensuplarının birbirinden bile haberinin olmadığı, kim nerede çalışıyor, kimler hangi köylerde, hangi memlekette yaşıyorlar teşkilatların bilgisinin bile olmadığı sonraları anlaşıldı. Devlet dairelerinde çalışanlar, umutsuzca görev beklediler. Nafile, onları bir türlü bulamadılar.

Evet, 1 Kasım’da bir yenilgi var. Yenilginin sebebini taa 90’larda arayın. 80 yıkımından sonra, toplanabilmeyi beceremeyen bizlerde arayın. Sistemi unutup, münferiden bir şeyler yapmaya çalışan Yalnız Kurtlarda arayın. Birleşmeyi unutup, tarikatlar, tekkeler, yabancı örgütler, başka siyasi partiler de kurtuluş ümidi arayanlarda arayın. Dünya telaşesini, iş gailesini, çocuk-çoluk geleceğini toplamın, bütünün geleceğine yeğleyip, aman sendeci olan bizlerde arayın. Kitap okuyacak zamanım yok diyen, bir gazete almaktan bile uzak duran, internette neymiş bırakın yahu diyebilen, benim facebook hesabım da yok, tiwiter hesabım da yok diye övünebilen biz zavallılarda arayın. Kültürel gelişime değil de, kısır siyasi mülahazalar içinde boğulmuş, havasızlığın çaresini yabancı tabiplerde bulmaya çalışan biz gariplerde arayın…

Tamam, yapılan seçimde hile var kabul ediyorum. Tamam, yapılan seçimlerden evvel torpillenen korku seçmenlerde hedefini buldu ve iktidara yönelmeyi kuvvetlendirdi. Tamam, 7 Haziran seçimlerinden 1 Kasım seçimlerine kadar 2,6 Milyon seçmenin nasıl oldu da arttığını kimse bize izah etmedi. Tamam, patlamalar, bombalamalar, kanlı sokak gösterileri seçmenin korkusunun artmasına neden oldu ve istikrara! yöneldi. Tamam, ABD, AB, Rusya gibi devletler iktidarın yanında durarak bazı olumsuz raporlarını açıklamayı erteledi. Tamam, özellikle Suriyeli göçmenler konusunda Türkiye gerekli tavizleri verdi ve Avrupa’nın desteğini aldı…

Bütün bunlara tamam. Lakin bunlar seçimler öncesinden de biliniyordu. Hangi muhalefet partisi hangi eleştiriyi getirdi de biz atladık! Millete bunlar anlatıldı mı? Hepsi sustular, sanki AKP’nin kazanması için sustular.

Olan oldu, çıkan sonucu saygıyla karşılıyoruz. Biz önümüze bakıyoruz. Yeni hedefler, yeni amaçlar belirleyip yolumuza devam edeceğiz.

Siyasi sonuçlardan dersler çıkartmak şöyle olur:

Geçmişin hatalarını gündeme getirmeden, tarihi verileri kullanarak planlamayı yeniden yapmak gerekecektir. Çünkü hatalara odaklanmak, oralarda kalmak demek olur. İleriye bakanlar, geçmişten yalnızca derslerini alanlar ve oralarda kalmayanlardır.

Kâhir ekseriyet, yenilmişlik duygusunun da esaretinde olarak, beklenmeyen (ki, biz bekliyorduk, şükür ki baraj altında bırakma hedefi gerçekleştirilemedi) yıkıcı, yakıcı sonucu Genel Başkan’a yüklüyorlar. Tabi ki, sorumlusu O’dur. Bizler siyasetin dışında, işiyle gücüyle meşgul kişileriz. En baş en sorumludur mantığıyla düşünürsek, eleştiriler önemli ölçüde haklıdır. Umarız ki, bu tenkitler öncelikle Sayın Genel Başkan ve diğer ilgililer tarafından dikkate alınır. Böylece, çalışma azmi tavan yapmış bulunan yeni Genel Başkan adaylarına fırsat yaratmak ve görevi devretmek üzere; yakın bir tarihe olağan üstü genel kurul kararı almalıdırlar ve o kurultayda Sayın Devlet Bahçeli aday olmamalıdır. Danışma meclisinin başına ak saçlı olarak geçmeli ve geminin seyrini biraz uzaktan, biraz dışarıdan, biraz yukarıdan seyretmelidir.

Genel Başkan adaylarının dikkatine:

Kuru milliyetçilik söylemleri, kuru vatan gidiyor konuşmaları, kuru 80 öncesi ülkücülük anlatımları para etmiyor artık. Bırakın para etmesini, eğer para ediyorsa hala büyük bir yanlışın içinde olduğumuzu kabul edelim.

Kurultayın karşısına, sağlam araştırmalar, derinlikli analizler, çalışılmış raporlarla çıkılmalıdır. Niçin kaybettiğimiz değil, nasıl kazanırız sorusu sorgulanmalıdır. Çünkü kazanmaya mecuburuz!.

Bu anlamdan olarak,

1. Bütün teşkilatlar (siyasi parti, sendikalar, gençlik, işçiler, memurlar.. gibi) tamamıyla yeniden yapılandırılmalıdır. Yeniden iç tüzükler hazırlanmalı, yeniden göreve talip olan gençlere şans verilmelidir.

2. Medya alanı gözden geçirilmelidir. Ortadoğu Gazetesi ilk Altı ayda 100 Binlik tiraja eriştirilecek bir yapılanma içine gidilmelidir. Eski yöneticiler yıpranmıştır, yazar-muhabir olarak görevlerine devam ederken, yeni bir yönetim oluşturulmalıdır. Bizim safımızda olmakla birlikte, bazı sebeplerle bizden uzaklaştırılmış gözüken diğer gazetenin ve gazetecilerimizin saflarımıza dâhil edilmesi çalışması mutlak surette yapılmalıdır.

3. İnternet medyası adı altında faaliyet gösteren ve güçleri oranında hizmet üretmeye çalışan siteleri de aynı mantıkla bir araya getirmeli ve çalışmaların koordineli bir şekilde yürütülmesi sağlanmalıdır.

4. Bilgi, haber, yorum akışını sağlayacak (ileride ajans olabilir) bir yapı kurulmalıdır. Bilgiye ve habere ulaşmakta zorluk çeken, ilim adamlarımızın, yazarlarımızın, sanatkârlarımızın bu yapıdan kolayca beslenmeleri sağlanmalıdır.

5. İlim adamları ve kültürel alanda hizmet yürüten Yazar ve sanatkârlara, medya alanında çalışan gazete ve internet medyası ile koordineli olarak görevler verilmeli, mesela her hafta yurdun pek çok ilinde, ilçesinde seri konferanslar, sohbet toplantıları tertip edilmelidir.

6. Hedef olarak, ilk Altı ayda gidilmemiş köy-kasaba kalmamalıdır ve bu seferlere devam edilmelidir.

7. Eski Ülkücü, Yusufiyeli.. Gibi kavramlar asla kullanılmamalı, arkadaş, dost sohbetlerine saklanmalıdır. Gençlerin önünde yapılan bu sohbetlerin onların korkulu rüyaları olduğu bilinmelidir.

Dikkatinizi çekmişse önerilerimizde siyaset yoktur. Ve bugüne kadar özellikle gençlerin siyasetten, siyasi kavgalardan uzak tutulması gerektiğini vurguladık. Siyaseti, Siyasilere bırakmalıyız. Gerekirse ve daima eleştiri yapmaya hazır olarak ve siyasiler ve teşkilat yöneticileri de bu eleştirilere kulaklarını açarak ve üzerinde çalışarak ve mutlak surette cevap verilmesi yöntemiyle hayatiyetimizi devam ettirmeliyiz.

Gazeteler, televizyonlar, internet medyası, yazarlar, çizerler, sanatkârlarla her ay mutlak surette toplantılar yapılması ve siyasi, ekonomik, sosyal bilgilerin ve meclis çalışmalarında karşılaşılan ve aktarılması icap eden bilgilerin onlara verilmesi hayati önemdedir. (Bugüne kadar bir-kaç seçilmiş gazeteci ile yapılan toplantılar yetersizdir, anlamsızdır. Kişi ayırımı yapmak bize göre değildir. Önemli değil toplantılar kahvaltısız olsun)

***

Bismillah ile başlayalım. Yorulmayalım. Çalışalım.

Tevfik Allah’tandır.

“Görelim Mevlâ neyler / Neylerse güzel eyler”




7 yorum:

  1. Abdullah Mehricihan :
    Yazının içeriğini bir çok büyüklerimin yanında dile getirdim nasıl bir teşkilatı nasıl olduk diye anlamak istemediler belki işlerine gelmedi. ÜLKÜCÜ tanırdı birbirini şimdi hepsi bihaber birbirinden 90 yıllarında öğrendiler birinin sırtına basarak sıçramayı sonrası bencillik liyakatsız karakterler baş aktör oldular. Kimyamızı bozdular. Şimdi tam zamanı yine yeniden teşkilatlanmanın. Kopmuş olan zinciri bir bütün yapmanın.

    YanıtlaSil
  2. Ahmet Rasim Sağ :
    Pozitif Ülkücülük örneği bir yazı olsa gerek...

    YanıtlaSil
  3. Erol Uraz :
    Seçimden bir hafta önce sayın Erdoğan ile sayın Bahceli'nin bir villada gizli bir toplantı yaptığı soyleniyor. Konu her neyse verilmiş kişisel sözler olduğu kesin. Eğer sayın Bahçeli başkanlığı bırakırsa kişisel sözler de hükümsüz kalır ve partinin onu açılır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yamtar Alaşorda .
      Erol bey;

      Etrafta söylenen Bahçeli-RTE görüşmesi yalandan ibaret...

      Böyle bir görüşme yapılmadı...

      Sil
  4. Kemalettin Tulgar :
    NEREDEN BAŞLASAM...
    İlçesindeki sandıklardan haberi olmayan ilçe yöneticisinin vebalini başkası mı ödesin..
    Yönetici olmanın mağrurluğu ile seçim çalışmalarına katılmayan, kaçan, yapmayan insanların vebalini başkası mı ödesin..
    Listede nasıl olsa garantiyim diye çalışmayan aymazın vebalini başkası mı ödesin..
    Listede iyi yerde ise çalışan yeri iyi değilse firarda olan sıralama adamlarının vebalini başkası mı ödesin...
    Birilerinin ayağı dolaşsa da bana alan açılsa diye düşünen dava fakirlerinin vebalini başkası mı ödesin..
    Her Allah'ın günü kendi arkadaşlarına demediğini bırakmayan seçim zamanı inşallah başarısız olurlar diye dualar okuyup kerhen destek isteyen isterken bile köstek olan insanların vebalini başkası mı ödesin...
    Bir koltuk uğruna yüzlerce şehidi bir tek gün hatırlamayan fırsat bulduğu ilk anda davasını ve arkadaşını satanların vebalini başkası mı ödesin..
    Mühür elindeyse yönetenler iyi mühür alınınca yönetenler beceriksiz diye bağıran ahlaksızın vebalini başkası mı ödesin..
    Zayıf noktasından yakaladıklarından makam satın almaktan utanmayan, satmaktan utanmayan hayasızların vebalini başkası mı ödesin..
    Sözüyle dava adamı kalbiyle fitne, kibir, yalan, bölgeci, sahte dava adamlarının vebalini başkası mı ödesin..
    Kendi arkadaşlarından başka herkese inanıp o inandıkları ile arkadaşlarını suçlayıp mahkum eden davasız adamların vebalini başkası mı ödesin...
    Bizden görünüp önce bizi satan gazeteci, vs bilmem ne diye dolaşan münafıkların vebalini başkası mı ödesin..
    velhasıl kelam neyi değiştirirsek değiştirelim..
    bu kafa da olduğumuz sürece duranın da , gidenin de ,
    gelenin de işi zor..
    BİZE ÖNCE ŞUUR İNKILABI LAZIM..
    TÜRK-İSLAM ÜLKÜSÜNÜ ÖZÜMSEMİŞ, İNANMIŞ DAVA ADAMLARI OLMADIĞIMIZ SÜRECE...
    ANCAK KONUŞURUZ
    ANCAK YAZARIZ..
    VE DÜŞMANIMIZI GÜLDÜRÜRÜZ..
    DÜŞMAN BİZİ YOK ETMEDEN BİZ BİZİ KARA TOPRAĞA GÖMERİZ...

    YanıtlaSil
  5. Yamtar Alaşorda :
    Elbette bazılarının işlediği suçların cezasını başkalarına ödetmek insafsızlık olur...

    Bu sebeple yazıyoruz ki...

    Hem "Ülkücü Düşünce" de ve hem de "MHP" de "Yeniden Yapılanma" dan bahsediyoruz...

    Bu yapılanma en kısa sürede gerçekleştirilmelidir...

    Biz Genel Başkanın kim olup olmadığına bakmıyoruz...

    Ancak...

    Miadı dolmuş siyaset argümanları ile siyaset yapılamayacağı ve bu argümanlarla siyaset yapmaya çalışan bir Genel Başkan ile de yola devam edilmesi mümkün görülmemektedir...

    Hatırlayınız...

    Bahçeli'nin Davutoğlu ile son görüşmesi sonucunda Bahçeli; her hangi bir açıklama yapmadan insiyatifi Davutoğlu'na bırakmış ve geç saatlerde sadece iki satırlık yazılı bir açıklama yapmakla yetinmiştir...

    İşte bu durum; seçim sonuçlarını etkileyen çok önemli bir davranış biçimi olmuştur...

    Sayın Bahçeli'nin kişilik yapısına söz söyletmeyiz ancak kendisi görevi ehil olan birisine bırakmalı ve Parti Çekirdeğinde oluşturulacak bir Danışma Meclisinde Başkan olarak görev almalıdır...

    Ayrıca;

    Ahlak Kurallarından yoksun kişilerle de yola devam edilemeyeceği açıktır...

    MHP ye yeniden teşkilatlanma yeteneği kazandırılmalı ve teşkilatta arınmaya gidilerek "9 Işık" ilkelerine bire bir uyumlu yeni bir teşkilat ortaya çıkarılmalıdır...

    Eski-Yeni Ülkücü söylemleri behemahal terk edilmelidir...

    Bilindiği gibi Boynuz her zaman kulağı geçer...

    En başta dedik ki;

    Siyaset Akılla yapılır, hissiyat ile değil...

    Aksi halde MHP ye çok yazık olacaktır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Murat Alparslan Tekoğlu:
      Bahsettiğiniz değişim ve yenilenme için 18 Mart 2018 tarihine kadar beklemek zorundasınız hocam. Yani Çanakkale zaferinin yıldönümünde Çanakkale Geçilmez misali "Bahçeli Geçilmez" mesajı verildi.

      Bu arada MİT MHP'yi karıştırıyormuş haberiniz olsun. Dolayısıyla olağanüstü genel kurul talepleri karşısında kurmay kadro aslanlar gibi dik duracak bilginize. Hatta o kadar ki oyunları bozmak için parti gerekirse kayyuma bile devredilebilir.
      Beğen · Yanıtla · 1 · 15 Kasım, 23:49

      Yamtar Alaşorda Bizler; Kimin Genel Başkan olacağı konusunda saplantılı değiliz...

      Bizim için önemli olan "Yeniden Yapılanma" dır...

      Sil

Devlet Kuracaklarmış!

AKP’nin eski MKYK üyesi Ayhan Oğan ne demişti? “Yeni devlet kuruyoruz, kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan.” Bu söz söylendikten s...