12 Kasım 2015 Perşembe

Niçin Susuyorsun?


Fikrini söylemekten korkan insanlarla nereye kadar gidebilirsiniz?

Niye konuşmuyorlar? Sorusuna şu tespitlerle cevap verilebilir:

1. Karşı taraf kazanırsa, önümü şimdiden kapatmayayım.

2. Kim kazanırsa kazansın, kazananın yanında olmak başarıyı getirir.

3. Bir şeyler düşünüyorum, lakin bu düşüncem çoğunluğun hoşuna gitmeyebilir, en iyisi bir-kaç gün daha beklemek.

4. Düşüncemi söylersem belki filanca arkadaşımın kalbi kırılır. Doğruları söylemek bana mı kalmış.

5. Belki de ben yanlış düşünüyorum.

6. Şu evin borçları bitsin hele…

7. İşsiz yeğenime bir iş bulana kadar susmalıyım.

8. Lider, teşkilat, doktrin eleştirilemez.

9. Amaan, bana mı kaldı vatanın hali, ne halleri varsa görsünler.


Maddeler çoğaltılabilir.

Aslında bu soruyu niye sorduğumuzu, düşünenler bulabilir. Suskun ve sorgulamayan toplumların hali içler acısıdır. Biat kültürü diyerek eleştirilen durum, tam da içinde bulunduğumuz hali anlatır.

Soru soramayan, fikrini açıklayamayanlar hodkâm ve geleceğini düşünen, biraz da hasut kişilerdir.

Nurlu gelecek, sorgulamalarla inşa edilir. Atalarını taklitle değil.


5 yorum:

  1. İlhan Yalçın :
    "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." deriz, Hocamızın belirttiği gerekçelerle susarak, dilsiz şeytanlığa razı oluruz.
    Şahsiyetten de bahsetmekten geri kalmayız. Aferin bize (!)...

    YanıtlaSil
  2. Abdullah Mehricihan :
    Ruhunu kaybetmiş bir toplumdan bahis ediyoruz. Bir yazmıştım bir daha yazayım. İlmi siyaset menfii siyaset araştırılırsa ki zor o zaman fikri olarak olgunlaşmaya başlarız.

    YanıtlaSil
  3. Murat Alparslan Tekoğlu .

    Eleştirinin, tartışmanın olmadığı yerde gelişme, ilerleme olamaz. MHP liler siyaset anlayışlarını revize etmeli ve "dogma" haline getirdikleri bazı hurafe inanışları terkederek akıl, bilim ve ahlaki değerlerle donanmış, şahıs değil dava merkezli bir siyaset anlayışına geçmeliler.

    YanıtlaSil
  4. Savaş Keskin:
    Her şartta doğrular söylemek herkesin harcı olmalı

    YanıtlaSil
  5. CUMHUR BULUT:
    “Susmak Güzeldir…” Başlıklı bir yazı yazdı. Bu yazıyı bize cevap niteliğinde alıp, buraya kopyalıyorum. Müsaadeleriyle:
    “Sana bir şeyler söyleyeceğim ama aramızda kalsın, kimse bilmesin ve kimseye söyleme olur mu?

    “Susmak var ya susmak çok güzel bir şey!"

    Dadından yenmiyor!...

    Herkes avazı çıktı kadar bağırdığında sen susuyor; konuşmuyorsun ya işte o zaman muhteşem oluyor…

    Onların feryad-ı figan ettiği sırada sen, sessizlikle koyun koyuna yatıyorsun ya, harika oluyor…

    “Susmak” ne büyük bir nimet, ne büyük hak!

    Hani, “sessizlikte kurşun gibi yere çakılan suskular” dan bahsediyordu ya Kubilay Kavak…

    Gerçekten de öyleymiş; onların ithamlarına siz suskularla cevap veriyorsunuz ya nasıl da kurşun ağırlığı çöküyor üzerlerine, nasıl da çaresizleşiyorlar?...

    Fakat susmak çok güzel…

    Zaten dil belası baştanbaşa insanın kendine yaptığı büyük bir zulüm…

    Gazali’nin böyle bir kitabı olduğunu hatırlıyorum, evet evet “dil belası”…

    Tamam, tamam susuyorum, kızma hemen!

    Hem de biz hep susacağız…

    Tıpkı bize öğretildiği gibi…

    Ha, bir de şunu da anlatmadan geçemeyeceğim; Bir gün zamanın sahibi Büyük Veli Zâta (K.S.A.) sormuşlar: “Efendim siz hiç konuşmazsınız, çok az anlatırsınız, neden?”

    Hak ehli Zât şöyle cevap vermiş; “Siz bizim sustuğumuzdan bir şey anlamıyorsanız, konuştuğumuzdan hiçbir şey anlamazsınız!…” ve devam etmiş mübarek; “Bizden öncekiler her şeyi konuştu, anlattı, bize anlatacak bir şey kalmadı… Biz yapmanın derdindeyiz!”

    Bir siyasetçi büyüğüm de bir vakit şöyle nasihat etmişti ben abd-i acize; “siyasetçi konuştuklarından ziyade yaptıklarıyla temayüz etmelidir, hele hele basın önünde partisinin mahremiyetini zinhar konuşmamalıdır”…

    Ziya Paşa merhum da şöyle demişti zaten; “Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde”…

    Pekiyi, biz ne zaman konuşacağız?

    Hiçbir zaman, evet evet hiçbir zaman!

    Neden? Çünkü bizim yapacak çok işimiz var…”

    YanıtlaSil