7 Kasım 2015 Cumartesi

Nasıl Olduysa Oldu


Büyük depremde yıkıntı altında kaldık. Sorumlu aramaya lüzum yok. Sorumlular belli. Binanın temelinden, duvarlarından, kolonlarından, sıvalarından, boyalarından başından itibaren bakımını yapmayanlar, gerekli yenilemeleri zamanında yapamayanlar, yıkıntıdan sorumludur. Kaldı ki, depremin yıkıcı gücü, anlatıldığı kadar da büyük değildi. Elde sıfır bina kalma ihtimali bile vardı, hedefe ulaşamayan organize birlik mensupları oturup yapamadıklarına yansınlar. Bu ihtimali, mesai aralarında arkadaşlarımızla yürüyüş sırasında dillendiriyorduk. Biz ki, siyasi meselelere, siyasi kişiliklere, siyasi yapılara o kadar uzak olmamıza rağmen görebiliyorduk. Siyaset mihverini oluşturanlar görememişler yazık ki!.

Bazen böyle olur. Hatalar zincir halinde bir birini takip eder. Kurtulmak zordur. Çünkü yaptıklarının doğruluğuna eminsindir, girdiğin yolun doğru istikamet olduğuna inanıyorsundur. En zoru da bu değil midir? Bir kere inanmak, yanlış da olsa o yolda inadı gerektiriyor. Ve inat, yarın başına kadar devam eder gider.

Şu yapılmıştı, şöyle olmuştu demenin âlemi yok. Olan oldu. Bundan böyle yapılması gereken doğru siyasetlerin planlanması ve uygulamaya geçilmesi önem arz ediyor.

Her şeyin başı eğitimdir. Unutulmuş bir gayedir eğitim bizim için. Eğitim araçları olarak, koca koca binalar, derslikler, laboratuvarlardan filan bahsetmiyoruz. İki kişinin bir araya gelmesiyle eğitim faaliyeti rahatlıkla yürütülebilir. Kaldı ki, belki de Türkiye’nin en büyük teşkilatına en güçlü teşkilat yapısına sahip bir kurumun bunu dert etmemesi gerekir.

Siyasi yapının reorganizasyonunu ilgililere bırakarak ve kendi işimizle meşgul olmakla, bu amaçla, öncelikle Ortadoğu Gazetesi’nden başlanılmalı. Okunma sayısı sıfır olan bu yayın organının canlandırılması, ilk başta zorunluluktur. Öyleyse ilk yapılandırma çalışması orada yapılmalıdır. Siyasi bülten seviyesini aşamayan bu yayının yöneticilerinden başlayarak, yönetiminin ve haber, yorum, resim ilahır çalışma alanlarının elden geçirilmesi zaruret olarak duruyor. Mesela, ilk Altı ayda 100 Binlik satış rakamına ulaşılması hedeflenmelidir. Bu faaliyetler ise, yurt sathına yayılmış teşkilatlar işin içine dâhil edilerek yapılmalıdır.

Devamında, internet gazeteciliği (veya dergiciliği) yapmaya çalışan, sayısını bilemediğimiz adette fazla olan sitelerin yönetimini, yazarlarını bir araya getirerek yapılması gerekenler tespit edilmelidir. Her kafadan ayrı bir sesin çıktığı ortamlarda, kafalar çabuk karışır ve kime, hangi bilgiye inanılacağı çelişkileri yaşanır. Amatör çalışmalar kıymetlidir. Ancak, amatör ruhla, profesyonel çalışmaların önünde kimse duramaz. Bu itibarla internet medyası adıyla çalışma yapan sitelerin, bir mesleki disiplin, mesleki ahlak kalıbına alınması çok çok önemlidir.

Gazete ve internet dergisi okunması zamanımızda çok önemli bir eğitim faaliyetidir. İnteraktif uygulamalar olduğundan, insanların karşılıklı alış verişini de sağlamaktadır. Böyle olmaz ise, günümüzdeki gibi olur. Bakınız okunma sayılarına, sıradan bir AKP övgüsü ile dolu yazıyı yandaş sitelerden 30 Bin civarında okunma (tık) aldığı dikkate alınırsa, bizim en baba yazarımız, mesela A. Bican ERCİLASUN ki, sahasında aşılamazdır, yazıları ancak 300-500 civarında okuyucu bulabilmektedir. Hiç düşünüldü mü, üzerinde hiç tartışma açıldı mı? Ben hatırlamıyorum. Bu yanlışlıkların düzeltilmesi geleceğin Türk’e yaraşır bir şekilde yapılandırılması açısından hayati derecede öneme haizdir. Bu çalışmaların içine, tüm teşkilatlar dâhil edilmelidir. Aksi halde başarıya varılamaz.

Ha, eski tas eski hamam mantığı ile de yürütebilirsiniz işlerinizi. Söyleyecek lafımız olamaz.

Ya da, ilk yapılması gerekenler içinde anlattığımız yapılandırmayı hallederek, Ülkücü geleceğin kurulmasına yeni baştan ilk adımı atabiliriz.

Komisyonlar kurarak, yenilginin sorumluluğunu başkalarına yüklemek değil, komisyonlar kurarak gelecek için yeni vizyon ve yeni hedefler belirlenmelidir.

Geçmişi unutmak değil, geleceğe inanç, iman ve özlemle bakmak…

Allah, doğruların, iyilerin yardımcısıdır.



1 yorum:

  1. Halil Kaya :
    Herkes,eski deyimle nefsini terbiye etmeli,çekinmeden bir özeleştiri yapmalı.Yazınızda atıf yaptığınız,gerçekten de camianın çok önemli bir değeri olan büyüğümüz de neden az okunduğunu sorgulayabilmeli.Nicelik olarak da ülkenin en büyük fikir hareketi olduğunda ısrarlı ve iddialı olduğum camiamızın tamamının mütefekkir ve edibi olma misyonuna doğru yüzünü çevirmeli Sayın büyüğümüz.Daha açık ifade edeyim,Sayın Genel Başkan ile beraber olan her ülkücü de "işte benim ilim adamım,mütefekkirim" diyerek gönül rahatlığı bir duruşta olamıyor ise,bunun kabahati sadece okumayanlarda değil,biraz da kendisini bir oluşum içinde,dışarda kalanlara göre vaziyet alan ürünün müellifindedir.Ben aidiyet duyduğu oluşum veya yönün muhalilfi de değilim,bilinmeli.Ama değer olarak addedilenler,bir camianın anonim varlığı olmayı tercih etmelidir.Muhteva ve öz olarak yazınızı imzalıyorum.Madem ki,bir fikri hareketi bir organizasyon haline getirdiğimiz iddiasındayız,o halde o iddianın birikim vurgusu neyi gerektirirse,öyle davranıp,icabını yerine getirmeliyiz.

    YanıtlaSil