31 Temmuz 2016 Pazar

Hayret, Meğer Hepsi FETÖ’yü Biliyorlarmış!


Dün akşam Habertürk Televizyonu’na, herkesin tanıdığı yandaş sakallı bir gazetecinin idaresinde, 4-5 tane Prof unvanlı, ilahiyatçı, sosyolog, araştırmacı yazar kişileri çıkarttılar. Sabırla dinledim. Hatta bu isimlerden birisi de, iktidar partisinden milletvekili aday adayıydı. Maşallah hepsi, Fethullah Gülen (şimdilerde FETÖ diyorlar modaya uygun olarak, vaktiyle biz derken bize saldırıyorlardı.) örgütünü meğer yıllar yıllar evvelinden bu kadar tehlikeli, bu kadar acımasız olduklarını biliyorlarmış.

Birtakım teorik, bilimsel lakırdıdan sonra, seyircilerin, moderatörün makinesine gönderdikleri sorulara kaçamak verilen cevaplar…

Şu soruyu sormak istedim,

Ya Hu, madem biliyordunuz, hazır desteklediğiniz bir iktidara da sahiptiniz, neden yöneticilerin dikkatlerini çekmediniz, neden anlatmadınız? Şimdi bunun adına günah çıkartmak denir.

Şunları söyledik, bunları yazdık gibi bir iki kelam da etmediler değil. Lakin dikkat çekmek, bütün ömrünün içine sığdırdığın bir-iki yazıyla olmaz. Eşik aşındıracaksın, kafa şişireceksin, seni gördüklerinde köşe-bucak kaçırtacaksın ki, görevini yapmış olasın.

Bence,

Hükumet idarecilerinden daha büyük suçlu olanlar dün seyrettiğim kişilerdi.

Kim ki, üzerine düşen vazifeyi bihakkın yapmadı, yakasına yapışılıp sorulmalıdır.

Hepsi de, dini bütün insanlardı. ‘Vazife’ kavramını araştırıp, ne manaya geldiğini öğrenmemişler.

Biz söyleyelim;

“Bir kimsenin yapmak zorunda olduğu iş, görev” tanımlaması var sözlüklerde. Dikkat ‘zorunda’ diyor. Yapılmazsa ne olur? Suç teşkil eder değil mi?

O halde, hepiniz suçlusunuz. Özellikle, ‘Ben yıllardan beri biliyordum’ diyerek ahkâm kesen Profesörlere duyurulur.

Bunun vebalini nasıl ödeyeceksiniz?

Heey, alnı secde görenler, söyler misiniz, bu vebali nasıl ödeyeceksiniz?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder