5 Temmuz 2016 Salı

Alkış ve Alkışlar…


Önceki Başbakan Ahmet Davutoğlu görevi teslim aldığında, Tayyip Erdoğan’ın yanında “restorasyon hükumeti olacaklarını” söyleyerek, geniş anlamıyla Erdoğan’ın yaptıklarının tamire ihtiyaç gösterdiğini anlatarak hem de yanında eleştirmişti. O gün büyük alkış kopmuştu salonda, ne de olsa yeni Başbakan alkışlarla taltif edilmişti AKP seçmenince. Zaman geçti, Türk tarihinin en acı azil eylemi yapıldı ve Davutoğlu çok sevdiği koltuğundan uzaklaştırıldı. Koltuk boş kalmazmış fehvasınca, yerine aynı ağızın seçtiği tek seçici, Binali Yıldırım’ı getirdi. Yeni Başbakan’ın İlk hitabında söylediği söz şudur; “Düşmanları azaltacağız, dostları çoğaltacağız.” Bu söylemde de tek bir mana vardı, dostları azaltan, düşmanları çoğaltan Ahmet Davutoğlu’nun eleştirisi. AKP destekçileri olanca güçleriyle yeniden alkışladılar.

Bir iş yapıyorlar alkışlıyorlar. Yaptıkları işi muhalefet eleştirdiğinde acımasızca, hakaret ve hatta küfür içeren cümlelerle saldırıyorlar. Lakin gün geliyor yapılan o işi kendileri eleştirdiklerinde, yine alkışlıyorlar. Diyemiyorsun ki, ‘yahu biz bunların yanlış olduğunu söylediğimizde, bizi acımasızca eleştirmiştiniz, şimdi ne oldu da bizim safımıza geçtiniz?’.

PKK’ya verilen tavizleri söylediğimizde, nasıl da karşı durmuşlar ve bizlerin ‘kandan beslendiğini’ filan söylemişlerdi. Ne oldu? Nasıl oldu da saf değiştirdiniz. Irkçı denilebilecek kadar sert sözleri neden halkın huzurunda söylemeye başladınız? Rüyanızda mı korkuttular yoksa, yakında planladığınız seçimlerde milliyetçi oylara ihtiyacınız mı var?

Tek tek örneklemeye gerek yok, Ergenekon soruşturmalarında, Balyoz ve daha nice isimlerle yapılan soruşturmalarda ve tutuklamalarda hep bize karşı sert tutum içine girdiler. Ama sonunda bizim dediğimiz yere geldiler.

Yargı sisteminde böyle, eğitim sisteminde böyle, yanlış borçlanma politikasında böyle, Arap Baharı politikası ve uygulamalarında böyle, yaptıkları doğru bir iş yok. Yanlışı yapıyorlar sonunda ama en sonunda düzeltme uygulamasına geçtiklerinde yine yavuz hırsız çevikliği ile önümüze geçiyorlar. Aydın sıfatlı, pahalı kalemşorları vasıtasıyla tabii.

Son potları da şöyleydi: “bana mı sordunuz giderken!”. Bu sözü eleştirenler çok oldu. Kastımız eleştirmek değil. Olabilir, dış politikada yapılan manevra için gerekli bir cümle olabilir. Yazık ki, yıllar önce İHH gemisi, Dış İşleri bakanlığı ve Başbakanlık yardımıyla Akdeniz’e çıkıyorken, yine yapılanın yanlış olduğunu söyleyen ve hatta dünya dış politika literatürüne bir derneğin kullanılmasını hediye edildiğini söyleyen bizler olmuştuk. Karşı saldırı olarak, Başbakan’ın ağzından söylenenleri şimdi hatırlamaya gerek yok. Umarım pişmanlık yaşamışlar ve bilinçli bir politika değişikliğine gitmişlerdir. Aksi takdirde ‘günü kurtarmaya’ yönelik politikalarla nasıl bir tehlikeli yarın başına geldiğimizi görmeyen, bilmeyen yok!.

Rus uçağının düşürülmesi yanlıştı. Düşürülmesinin hemen ardından “Rus uçağının düşürüldüğünün” C. Başkanı ağzı ile açıklanması ve “bir daha girerlerse bir daha düşürürüz” gibi sakil bir cümleyle açıklanması en yanlışıydı. Bu düşürülme olayının Haklılığına içeriden hiç kimseyi ikna edemediler, yandaşlar hariç. Onlar, alkışlamaya devam ettiler.

Şimdilerde unutturmaya çalıştıkları bir de “BOP ve eş başkanlığı” var. Yabancı bir devletin Türk Başbakanı’na emir vermesini içimize sindiremediğimizden, karşı durduğumuz BOP ve eş başkanlığı. Aynı zamanlara isabet eden ‘Medeniyetler ittifakı’ oluşumu da benzeri bir politika sonucuydu. Bundan vaz geçmiş görünüyorlar. Lafını bile etmediklerinden yanlıştan dönmüş kabul ediyoruz. Bizler karşı durdukça, Aman Allah’ım neler söylememişlerdi. Ne hakaretler, ne yanlışlar… Neyse ki, ufaktan ufaktan yanlışları fark ediyorlar. BOP ve medeniyetler ittifakı, emperyalist bir saldırıydı ülkemiz ve milletimiz üzerinde, en başa da içeriden devşirilenleri yerleştirmişler ve hedefe iç güçlerle ulaşmaya çalışmışlardı. Bilmem artık BOP ne durumda.

Bakmayın ne durumda dediğimize.

Bakınız; Almanya meclisinin almış oldu, hem de bir Türk’ü kullanarak almış olduğu sözde ‘Ermeni soy kırımı’ kararı, İngiltere’nin AB’den çıkış için yapmış olduğu referandum eş zamanlıdır. Kesinlikle inanıyorum ki, BOP politikalarının bu uygulamalarda tesiri vardır. Durun bitmedi; daha dün İstanbul’da patlayan IŞİD bombaları doğrudan BOP politikaları sonucudur. Durun, durun bitmedi. PKK’nın gemi azıya alarak yaptığı saldırıların tamamı bu hain politikaların sonucudur. Haa, onlarla dün yapılan sözde ‘çözüm süreci’ uygulamaları mı dediniz? O süreç olmasaydı, PKK ve yavrusu PYD-YPG bu kadar semirebilir miydi dersiniz?

Bütün bu karmaşanın yanında bir de MHP’ye bakalım. Bulunulan durum için bir hatırlatma ve yoruma gerek yok. 22 Haziran 2015 tarihinde şunları yazmışız: “Dans, yolsuzluklarla başlar, BOP ile devam eder. Çözülmenin Türk Ruhu’na yüklediği yorgunluk makamındaki resitale geçerken, Beştepe’nin ağır baskılarından bunalarak ortaklığı bozmak da var. Ve erken seçim (ağaları tekrar seçim demişti). İşte kapanış sinyalleri. Bu durumdan sonra yapacağınız hiçbir şey kalmaz ki, AKP’nin MHP’yi getirmek istediği yer burası olabilir. Muazzam medya gücü, sahip oldukları sınırsız para gücüyle yapılacak propaganda ile son hazırlanır. Baraj altında kalacak MHP oyları AKP’ye akarken hedefe ulaşılmış olur. İkili parti sisteminin diğeri ise Türkiye Partisi sınıfına terfi ettirilmiş HDP. Birisi iktidarda, diğeri muhalefette kardeş kardeş ülkeyi götürürler. Kimin muhalefette, kimin iktidarda olduğu önemli değildir artık.”

Ortaklık gerçekleşmemiş ama kapatılmaya doğru sürükleniş tüm hızıyla devam ediyor. Doğrusu BOP politikaları burada da kendini gösteriyor. Milli duyguları törpülemek, milli dayanışmayı kötülemek, milli düşüncenin önüne set çekmek. Yaptıkları bu. Eğer MHP’yi kapatabilirlerse, önemli bir engeli daha aşacak BOP’cular.

Tabi,

Bir yandan alkışlar devam ediyor hiç hız kesmeden. Çünkü hala ekonomik musluklar onların elinde. Medya Yüzde Yüz oranında onların elinde. Şana şöhrete kavuşmak isteyenlerin uğrayacağı noktalar onların elinde. Makam sahibi olma niyetindekiler hala onlara doğru koşmak zorunda…

Durum bu iken,

Haydi ya alkışlara biz de katılalım,

Ya da kavgaya devam edelim ve kavgayı kızıştıralım.

Tercih sizin!...

(Bayramınız kutlu olsun.)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder