26 Mayıs 2015 Salı

Haçlı Saldırıları..


“Bağrıma taş basarım”,
“Kan kusarım, kızılcık şerbeti içtim derim”..

Gibi deyimler başka lisanlarda var mıdır bilmiyorum (sanmıyorum da).

Bu sözlere bir de; “acıyı bal eyledik” deyimini ilave edersek ne demek istediğimiz anlaşılır.

Herhangi bir toplum içerisinde, o toplumun kurallarına tabi olarak ve kurallara mümkün mertebe asla karşı çıkmayarak yaşamaya en yakın millet ferdi Türklerden çıkar. Fıtratındaki misafirperverlik kanı diğerleriyle iyi geçinmeye yatkınlık sağlar. Göç etmek kaderidir Türk’ün. Göç eden ise, hayallerini süsleyen hayat tarzı ile değil, karşılaştığı hayatla yüzleşmek ve onunla anlaşmak zorunda olduğunu anlatır onlara. Yani, vardığı toplumun töreleri, hayat tarzları, kültürleri hiçte yabancılık çekilecek, aşılmaz dağlar değildir. Toplumu kendisine uydurmaya çalışmaz. Ahlakından ve inançlarından taviz vermeden vardığı toplumun devlet ve toplumsal kuralları neyi emrediyorsa o kurallara uymaya çalışır. Ve bunu başarır. Anlatılan vasıf, göç olgusunun atalarından aktarımla kendisine yüklediği bir kaderdir vesselam.

Şu karara varmak kolaydır şimdi; Türkler, komşu olarak seçilebilecek, arkadaşlık yapılabilecek, dostluk kurulabilecek yegâne millettir.

Türk olduğum için değil, buna inandığım ve iman ettiğim için rahatlıkla söylüyorum. Ve iddia ile söylüyorum. Elbette istisnalar konumuz dışıdır. Ancak, bu cümleyi bilerek yazdım. Benim hayalimdeki ve inançlarımdaki Türk’te asla ve kat’a istisna çıkmaz. Bir kişinin Türk olduğunu anladığınız vakit, korkmayın açın evinizi, açın gönlünüzü, verin kalbinizi ve alın bütün varlığını…

Budur ve bu mana üzere vardır Türk.

Tarihin bildiği en korkunç soykırımlar Türklere karşı işlenmiştir. Lakin bu konu asla ne tarihçiler, ne de siyasiler tarafından dile getirilmez. Mesela Atatürk şunları söylemiştir: “Hepiniz bilirsiniz ki, Avrupa’nın en önemli devletleri, Türkiye’nin zararıyla, Türkiye’nin gerilemesiyle ortaya çıkmışlardır. Bugün bütün dünyayı etkileyen milletimizin hayatını ve ülkemizi tehdit altında bulunduran en güçlü gelişmeler, Türkiye’nin zararıyla gerçekleşmiştir. Eğer güçlü bir Türkiye varlığını sürdürseydi, denebilir ki İngiltere’nin bugünkü siyaseti var olmayacaktı…” Avrupa içlerinden ve Trakya’dan çekilirken milyonlarca Türk’ün kırıldığı ve soylarının kurutulmaya çalışıldığı bir tarihi gerçektir. Üstelik yalnızca bu cephede değil, Rusya’da, İran’da, Arap Yarımadası’nda milyonlarca Türk şehit edilmiştir. 50 yıl içinde 20 Milyon Kilometre Kare vatan alanından, 780 Bin Kilometre Karelik bir alana razı olmuşuz. Türk’ün önemli bir özelliği olarak söylemeliyiz ki, dönüp asla geriye bakmaz. Ahlanıp vahlanarak ömür geçirmez. Göz yaşlarını içine akıtarak, kalbini kendi ateşiyle pişirir. Fakat ruhunun derinliklerinde taşıdığı kızıl elması tahakkuk zamanını bekler sabırla.

İçinde yaşattığı bir intikamdan asla bahsedilemez, kin gütmez, sadece Hakkın tahakkuku peşindedir. Kadere rıza gösterir, lakin tembellikle yatarak değil, ne yapılması lazımsa onun bilfiil yapılmasını takip eder, sonucunu görür.

Belki de bu vasıflarına da muttali oldukları Türkleri sonuna kadar bitirmek için, Avrupa üzerinden kurdukları örgütlerle saldırılarına devam ediyorlar. Biraz da, içeriden devşirdikleri yandaşları aracılığı ile işlerini kolayca yapacaklarını sanıyorlar. Aldandıklarını yakında anlarlar. Ermeniler üzerinden yapılan saldırılar ve Kürtlerin başkaldırmasını sağlama çalışmaları hep bu manadandır.

Tarihçi Derya Tulga Hoca, sosyal medya sayfasına gönderdiği mesajda net ifadelerle tarihi gerçeği vurgular: “Komitacı ağalarından birine ‘Siz bu Türklerin damarına bu kadar basmaktan neden korkmadınız?’ sorusuna verdiği ‘Eh ne yapalım, biz onların kanının boşaldığını sanıyorduk’ cevabını ben uydurmuyorum, son günlerde yere göğe konulamayan Kevorkyan Efendi söylüyor, eserinin orijinalinde tabii..”

Bütün bunlara rağmen Türkler, içlerinde kin büyütmediklerinden ve gerçek saldıranların ne Kürtler, ne de Ermeniler olmadığını bildiklerinden bunca soruna, bunca şehitlerine rağmen onlarla kardeşçe yaşamayı hala tercih etmektedirler. Misyonlarının böyle olduğuna inanırlar.

Dedik ya,

“Acıyı Bal Eyledik!..”



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder