8 Mayıs 2015 Cuma

Etkili Propaganda Teknikleri –II


Yezit, Ehl-i Beyt kinini camilerde vaazlara varana kadar kusmaya devam etmişti. Vaazlar tam anlamıyla beyin yıkama, Yezit’in istediği yönde Müslümanları ayarlama propagandasından ibaretti. Yeryüzüne ne kadar diktatör gelmişse ortak yanları etkili propagandayı kullanabilme yetenekleridir. Firavun hali. Allah ile bilek güreşi yapma isteği. En kuvvetlinin kendisi olduğunu ilan etme isteği. Ortadoğu’da Yezit yanlılarının Müslümanlara yaptıkları da farklı değil. Tekbir getirerek kafa kesiyorlar, tarihi eserleri balyozlarla kırıyor. Ne adına? Din!. Amaçları nedir bu güruhun? İslam’ı bidatlerden arındırarak Hz. Muhammed (sav) ve halifeler dönemindeki din anlayışını yeniden dünyaya egemen kılmak. Tıpkı, Suudi atalarının başlangıçta, İngiliz desteği ile yaptıkları gibi, uygulanması ise kendilerinden olmayan herkesi kâfir yaftalamak ve kelle kesmeye devam etmek. Yaptıkları etkili propagandayla dünyanın her tarafından militan sağlamaktalar.

Anlatılan bu durumdan Allah’a sığınırız.

****

Propaganda amaçlı olarak STK dedikleri örgütleri kuruyorlar ve mantar gibi, her yerde ve her konuda yayılıyorlar. Bu STK yöneticilerini radyolara, televizyonlara çıkartarak programladıkları konularda yalan söyletiyorlar ki, bu durumu Ergenekon soruşturmaları sırasında sıkça şahit olduk. Gece gündüz aralıksız yalanlarını devam ettirdiler. Seçimlere gidiyorken şimdi de, siyasi getirim hesaplı yalanlarını yine bu dernekler vasıtasıyla kullanıyorlar. Çünkü yalan Goebbels’in dediği gibi: “Gerçek, sürekli tekrarlanan yalandır.”

Yalan kısa vadede kazandırır. Ancak gelecekte yalanın öğrenilmesi ile her şey terse dönecektir. Bu itibarla yalandan kaçınmak şerefli insanların yoludur.

Metin Boşnak’ın şu cümlesi ne de güzel özetliyor meramımızı: “Başarılı bir propaganda mekanizması, uyanışı uykuya dönüştürmekte ne iyi yoldur.” (haber7,31.7.2011)

Abdullah Alagöz’de; “Kitle ulaşım araçlarının yoğun bir şekilde insan iradesini algı dönüşümüne zorladığı, kara propaganda ve bilgi çarpıtma gibi psikolojik harp tekniklerinin çepçevre sardığı insan, var oluş mücadelesiyle karşı karşıyadır.” (14.2.2014, turansesi.com) demektedir.

****

Propaganda öylesine düzenliyor ki hayatımızı, doğru, iyi, güzel diye sarıldıklarımızın önemli bir kısmı, anlayarak, idrak ederek, gerçekten okuyarak anlamını öğrendiğimiz vakit, gerçekte bizim dünyamızın dışında, inançlarımıza ters, kabullerimize aykırı şeyler söylediğini fark edeceğiz. Ziyadesiyle, yazar, çizer, şair, felsefeci, sosyolog kısmında böylesi işler gelir başımıza. Anlayamayız, bir arkadaşımız ya da sevdiğimiz bir dernek, basımevi gibi bir kurum tavsiye ettiği kitaplar, yazarlar başımıza büyük dertler açar. Bir de bunların renkli ekranlarda reklamları varsa, dayanmak neredeyse imkânsızdır. Bu konuda örnek vermekten imtina ediyorum, kavgaya neden olmamak için.

****

Bazı büyük zevatın sohbetlerinden veya yazılarından bazı parçaları, cümleleri, kelimeleri alarak, o zatın aleyhinde propaganda konusu yapılması ne kadar ahlaksızca bir iştir. Bunun örneklerini, Ehl-i Beyt mensupları, Hacı Bektaş-ı Velî, Mevlana, Atatürk gibi büyük zatlarda görüyoruz. Her birisinin hakkında olumsuz, aleyhlerinde propaganda vasıtası yine kendilerine ait yazılardan alınmış birkaç kelimelik cümleciklerle yapılmıştır. Biz bu duruma, gıybet, iftira, yalancılık diyoruz. Bu tür propagandanın insanlık ve vicdana aykırı ve Allah nazarında haram sınıfından sayıldığını da belirtmeliyiz.

Nobel edebiyat ödülü verilen romancımız Orhan Pamuk’un ödüle, “Türkler bir buçuk milyon Ermeni’yi kesti” sözüyle ulaştığını da hatırlatırım. Benzer bir yalan propaganda yolunu da Elif Şafak, hiç bilmediği, hiç anlamadığı güya Mevlana ve aşkı anlattığı romanında karşılaşıyoruz ki, Dücane Cündioğlu, “Elif Hanım, romanınızı dikkatle okudum, ve şu kanaate vardım ki siz sanat değil, resmen propaganda yapıyorsunuz! Ortak değerlerimizin içini boşaltmakla kalmıyor, o boşalan alana, sözüm ona aşk diye diye modernliğin en çiğ, en batıl inançlarını boca ediyorsunuz.” diyerek eleştiriyordu. (30 Ağustos 2009, Yenişafak)

Propagandaya yönelerek yıkma ve zehirleme işlerine girişenler, sahip oldukları sanatı ilimi ve teknolojiyi kullanırlar. Yetenekleri dâhilinde bulunan güzel cümleler kurma, şiirler yazma gibi imkânlarla insan zihnini bulandırıcı eylemlere girişmekteler. İyi ve güzel işler yapılması, insanları doğru yola iletecek manaları anlatmak üzere verilmiş güzel sanatları yanlış yollarda kullanmak, zihinleri bulandırarak insanları ve toplumu istenilen yönde eğip bükmeye harcamak, Allah’a ihanet değil de nedir?

****

Propagandacının amacı, hâkim kültürü gasp ederek, bu kültür dairesinde yaşayanlara kendi çıkarlarını söyletmektir. Ki, bu durumun gerçekleştirilmesi başarıldığının göstergesidir.

Oysa hâkim kültürü gasp etmek yanlıştır. Zaten, doğruyu olduğu gibi aktarmak yoluyla kendini anlatanın asla böyle bir amacı olamaz.

O kültürü köreltmek değil, o kültür içinde adam gibi yaşamayı becerebilmek.

Yalandan kaçınarak, hedefleri, doğruları, bildiklerimizi olduğu anlatarak kendimizi kabul ettirmek en sağlıklı yoldur.

****

İsteyenlere ise şöyle bir propaganda yolu önerebiliriz:

Özellikle Cuma günlerinde, kameralar eşliğinde Cuma Namazına gidilir. Cami çıkışında cami ve cemaat fona alınarak demeç verilir. Konuşurken, hüzünlü bir tavır takınılır. Ve çekilen filim, saat başı televizyonlarda yayınlat(tırı)lır. İşte size bomba bir propaganda tekniği. Alıcısı bol olur, becerebilene tavsiyemizdir…




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Devlet Kuracaklarmış!

AKP’nin eski MKYK üyesi Ayhan Oğan ne demişti? “Yeni devlet kuruyoruz, kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan.” Bu söz söylendikten s...