Bırakın yol almayı, bırakın
büyük büyük hedeflere doğru yürümeyi, bırakın bir zamanlar medeniyet kurmuş
muhteşem imparatorluk hayallerini;
Nasıl oldu da Türk Gemisi
karaya oturdu?
Aç bıraktılar:
Karın tokluğu değildir amacımız.
Karnı doysa da, yeterli gıdayı alamadı. Biyolojik beden, dünya hayatını
sürdürebilmesi için dünyanın verdiği çok çeşitli gıdaları (mineralleri,
yağları) almak, beslenmek zorundadır. Aldığı yeterli gıdalarla, beyni çalışır,
daha iyi düşünür, hatta daha doğru düşünür. Doğruya varmasını önlemenin çaresi
de, onları toplam gıdadan mahrum bırakmaktır. Bunun da sonucu, kendilerine
bağımlı bir toplum;
İşsiz bıraktılar:
Emeğe dikkat çekmek
isteriz. Emeğin önemsiz bir sınai ve hizmet girdisi olarak ele alınmasıyla,
emeği ile çalışanların değerleri göz ardı edildi. Böylece toplumsal bir
çatışmanın kapısı aralandı. Sendikasızlaştırma, yükselen sigorta primleri,
kazanç üzerinden alınan gelir vergilerindeki acımasızlıklar, emeği ile
çalışanların iş piyasasından kaçmasına bu da işsizliğe neden oldu. Yapılan
yasal düzenlemelerle bilinçli (mi) olarak süregitti. Kayıt dışına çıkan emek
sahipleri, emeğinin değerini bulmadan adeta köleleştirildiler.
Eğitimsiz bıraktılar:
Birbirine bağlı maddelerin
en önemlisidir eğitimsizlik. ‘mış gibi’ yapılarak, güya okullaşmanın hızını
artırdılar. Derslikler çoğaldı, öğretmenler artırıldı, ders kitapları bedava
verildi. Güya eğitim seferberliği yapıldı (ıyor). Bunların tamamı
göstermeliktir. Dünyada ve ötesinde hiçbir işe yaramaz bilgilerle doldurulan
kafalarla, sadece kendilerine oy verecek seçmenleri tavlamaya yarıyor verilen
eğitim. Devletine bağlıymış gibi yetişen insanlar, mühendisliği biliyormuş
yetişen üniversiteliler, hekimmiş gibi olan doktor unvanlılar.. Bunlar tamamen
mış gibi yapılan eğitim sisteminin çarpıklıklarındandır. Millet evlatları okula
gittikçe, cehaletleri arttı. Öğrendikçe Hakk’tan, Hukuk’tan uzaklaştılar.
Adaletten yoksun yaşadıklarından, kendi adalet çözümlerini de kendileri bulma
derdine düştüler. Sebep? Hep, eğitimsiz bırakmanın sonucudur.
****
Memleketin her hangi bir
meydanından rastgele 10-15 kişiyi toplasak. Bu insanların ortak paydalarını
araştırsak, ne buluruz acaba?
Birlikte söyleyebilecekleri
kaç tane türkü vardır, yaşadıkları memleketin siyasi amaçlarında kaç tanesi
ortak karara varabileceklerdir, birbirlerine kaç tane cevabını bilebilecekleri
(ortak kültür) bilmece sorabilecekler, babalarının da ortak bildikleri hangi
yakın geçmiş hikayesini zevkle anlatabilecekler veya dinleyebileceklerdir, yakın
- uzak tarih bilgilerinden kaç sayfa,
kaç hadise, kaç tarih hakkında ortak bilgilerini paylaşabilecekler, günlük
gazetelerden o gün yayınlanan kaç haber, kaç makale, kaç yorum kaç kişi
tarafından ortak okunmuş olabilecektir?... Sorular artırılabilir. Sorular
artıkça da batağa saplandığımız su yüzüne çıkacaktır.
Ortak idealleri olmayan,
ortak kültür yaşamayan, ortak gayeleri paramparça edilmiş insanlar
topluluğundan, medeniyet başarıları nasıl çıkar? Bunun sonucu medeniyet değil,
anarşidir, karmaşadır, kavgadır.
Medeniyet, Huzur’dan zuhur
eder.
Huzur içinde bulunmayan hiç
kimseden, doğru düşünce, ideal çalışma, başarılı sonuca varma bekleyemeyiz.
…
Milleti HUZUR’a
yöneltebilmek için;
Öyleyse, ilk yapılacaklar
listesinde: 1-aç milleti doyurmak, 2-işsizlere iş vermek, 3- eğitim kalitesini
yükseltmek olmalıdır.
Evlad-ı vatanın karnı tok,
sırtı pek, boynu dik olursa…
Eğilmeyen dallar kırılır,
aşılmayan dağlar yol olur gider.
