Ana içeriğe atla

Bir Satış Öyküsü

1800 dönümlük arazi üzerine kurulu, fabrika binası ve müştemilatı, 185 adet lojman ve diğer varlıkları ile Balıkesir SEKA Kağıt Fabrikası. Özelleştirilmesi için yapılan kıymet takdirinde 51 Milyon Dolar değer biçilir.

1.1 Milyon Dolara satılır. Tarih 13 Mayıs 2003. Özelleştirme Yüksek Kurulu 24 Haziran 2003 tarihli onayıyla fabrikayı devreder.

Bursa 2.İdare Mahkemesine "satışın iptali" konusunda dava açılır.

"Satılmasında kamu yararı ve özelleştirmenin amacına uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle Mahkeme Yürütmeyi Durdurma kararı alır ve daha sonra da Satışın iptali kararı verir. Bilahare 5 ayrı mahkemeden bu doğrultuda kararlar alınır. Fakat, bir türlü fabrikanın iadesi sağlanamaz. 9 yıldır kapısı kilitlidir.

***

Memleketi Hükümet yönetir. Alınan idari kararlar, çıkarılan yönetmelikler, Tüzükler hep Hükümetin yetkisindedir.

Hükümet, mecliste çoğunluğu bulunan grup tarafından kurulmaktadır. Öyle bir çoğunluk ki, bir araya gelip parmaklarını kaldırdıklarında otomatige bağlanmış gibi Kanunlar jet hızıyla geçmekte ve kanunlaşmaktadır. 

Hükümet başkanının, gönderdiği kanun tasarılarına, mümkün müdür bir vekil muhalfet etsin. Ya da fikir söylemeye kalksın! Alim Allah, tefe korlar. Bu itibarla kimse sesini çıkaramaz.

Dolayısıyla, Hükümet Yasa da çıkarıyor durumundadır. Yani, hem memleketi idare ediyor hem de yasaları çıkarıyor konumundadır.

Birde, yapılan işlerin, kanunlara uygunluğunun, çıkarılan yasaların anayasaya uygunluğunun denetlenmesi vardır. Bu görev Yargı'nındır. Bazı zamanlarda Hükümetin isteği hilafında kararlar alındığı vakidir. Bu durum hiçte hoş bir hal değildir. Bu durumu düzeltmek iktiza eder. Yargıyı By-Pas etmelidir.

***

Bizde yol çoktur. Biri olmazsa diğeri. Hallediriz abi.

***

Yasaların onaylattırıldığı Meclis gece yarılarına kadar çalışır (!).

Milletvekillerinin, yorgun, argın, uykusuzluktan bitap düştüğü gece yarılarında, farklı konudaki bir kanun çalışması sırasında araya sokulan bir önerge ile halledilir çözümsüz konular.

işte böyle bir zaman, bir kanun çalışması yapılıyor, kimi vekiller uyuklama modunda, kimi hava almak üzere koridorda dolaşıyor, kimi geçmiş hatırlarını daha genç vekillere anlatmakla meşgul.

Tam sırası.

Görüşülmekte olan kanun tasarısını hiç ilgilendirmeyen, uzaktan yakından hiç alakası olmayan bir önerge araya girer.

"Özelleştirme uygulamalarına yöhelik açılan davalarda, ihaleyi kazanan yatırımcıya devrin ardından iptal kararı verilmesi sebebiyle oluşacak fiili imkansızlık karşısında geri dönülemeyecek bir yapının çıkması halinde Bakanlar Kurulu, Yargı Kararını uygulamayabilecek."

***

Siz ne derseniz deyin;

Ben sevdim bu "İleri Demokrasi"yi.

***

NOT: Hikayemizdeki kişiler, yer ve olaylar tamamen bir sanatçının kurgusudur.

Yorumlar

  1. Kemalettin Tulgar:

    SEKANIN SATIŞI İLE İLGİLİ

    YanıtlaSil
  2. Fikret Kazıcıoğlu:

    Seka'yı alan ve geriye vermeyen, Başbakanın dünürü Albayraklardır. Aldıklarında Şirketin kasasındaki para ve mamül kereste miktarının toplam değeri 1.1 milyon dolardan kat kat fazla idi. aldıkları malın parasını kasadan ödeyip kalanını ceplerine attılar. Mallar BONUS olarak kaldı. Nasıl geri varsinler şimdi..???

    YanıtlaSil
  3. Harun Meral:

    Rekabet ve üretim, pazarlama hususlarında özel sektörün gerisinde kalmış olan Kamu,Devlet işletmelerinin zararırın önlenmesi için bir kaç yol vardır. Bunlardan en iyisi Özelleştrmedir.
    Ancak özelleştirme kavramı ve uygulaması istismara çok açık bir mahiyet taşımaktadır.
    Devlete yük olan bir ticari müessenin karlı hale getirilmesinde bir yöntem olacağı gibi, HIRSIZLIK'ın meşrulaştırılmasının yolu olarakta tatbik edilebilir. Yukarıdaki yazı, Özelleştirmenin nasıl Hırsızlığa dönüştürüldüğünün teknik olarak izahıdır. Önemli bir yazıdır.

    İktidar çoğunluğunu elinde bulunduranlar, el çabukluğu ile yasa veya yönetmelikler çıkararak, yandaşlarını zengin etmeye çalıştıkları operasyonlara maalesef özelleştirme adını veriyorlar.Az gelişmiş toplumlarda, Özelleştirme kavramı sayısal üstünlüğü elinde bulunduranların zenginliğe adım attıkları basamak haline getirilmiştir.

    YanıtlaSil
  4. Ali Haydar Zülfikar:

    ‎Mahmut Emin bey, teşekkür ederim. Bir hırsızlık hikayesinin nasıl kanunla kamufle edildiğini, ileri demokrasilerin en güzel uygulaması olan Özelleştirme teriminin nasıl kuşa çevrildiğini çok güzel izah etmişsiniz.

    Harun beyin yazdıklarınıa katılıyorum. Taraftarlarını zemgin etmenin bir aracı olarak özelleştirme istismar edilmektedir.

    YanıtlaSil
  5. Saffet Görmüş:

    ‎70-80 YILLIK BİRİKİMLER bir çırpıda satılmakta, stratejik anlamı olan müesseseler satılmakta, kanun kılıfına uydurularak mirasyedi gibi davranılmaktadır. Bunun adı özelleştirme olamaz. Özelleştirme bir ekonomi kavramıdır, özelleştirmeden murat satmak kurtulmak değil, karlı ve faydalı hale getirmektir. AMA MAALESEF TÜRKİYEDE ÖZELLEŞTİRME, SADECE İKTİDARLARIN CAN SİMİDİ OLARAK TATBİK EDİLMEKTEDİR.

    YanıtlaSil
  6. Ali Sertelli:

    Bir soygunun analizi. Sağolasın Mahmut emin.
    Nasıl güzel hayali senaryolar kurgulayabiliyorsun !

    YanıtlaSil
  7. Atila Göray:

    Zaten Özelleştirmeleri anlamayan kafa fazlada milli konularda pek de ahkam kesmese lehine olur.Bir anlamda özelleştirme politikasına, özelleştirmelere karşı olup olmama çok önemli ayraçtır..Özelleştirmelere duyulan sempati ve savunu doğrudan Kapitalist -Emperyalist sisteme sempatiyle, savunuyla alakalıdır.

    YanıtlaSil
  8. Fikret Kazıcıoğlu:

    Yine ETİ-Bakırı Cengiz inşaata 20 Milyon Dolara sattılar. Yeminle söylüyorum Satıldığında ETİ-Bakırın sahalarında 60 Milyon Dolar değerinde Bakır Curufu mevcuttu..


    Kemalettin Tulgar:

    TELEKOM SATILDIĞINDA KASASINDA 1 MİLYAR DOLAR NAKİT MEVCUTTU ABİ..


    Fikret Kazıcıoğlu:

    Telekomun Hükümetler elimden alır diye yurt dışında saklanan 4 Milyar dolarını Hariri ve rte nin dizinin dibinde resim çektirdiği molla ve rte paylaşmıştır.

    Kemalettin Tulgar:

    AAHH ABİ AAHHH NELER VAR

    Kemalettin Tulgar:

    NELER


    Fikret Kazıcıoğlu:

    Telekomun vatandaşlardan alacakları BONUS olarak alanlara kalmıştır. Faiziyle birlikte icra ile vatandaş ödemiştir.


    Fikret Kazıcıoğlu:

    Hele bir SEYDİŞEHİR ALİMİNYUM satışı var ki. Evlere şenlik.

    Kemalettin Tulgar:

    BUNLAR SADECE DİKKATİMİZİ ÇEKENLER..YA ARADA KAYNAYANLAR...

    YanıtlaSil
  9. Yorumlarınız için teşekkürler ediyorum.

    Meşhurdur söz; Hırsıza kilit vurulmaz, kilit dostlar içindir.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

“Kâh Çıkarım Gökyüzüne…”

Tahir Karagöz gençliğinin baharında yaşadığı olayı bizatihi anlatmıştı. Saadetin Kaynak’ın öğrencisidir. Müziği, besteyi, şarkı okumayı, ondan öğrenmiş, ses eğitimini onun yanında yapmıştır. Sonraları çok güzel şarkılara, çok güzel bestelere de imzasını atmıştır. Eserlerinde Kaynak’ın tesiri hemen göze çarpar. Mesela sözleri Yunus Emre’ye ait olan “Sordum sarı çiçeğe” isimli beste ona aittir. Tahir Hoca namıyla maruftur. Camii Musikisi üzerinde çalışmaları vardır. Gençliğinde nadir bulunan bir ses ve müzik eğitimine sahip olduğu için, özellikle mübarek gecelerde (kandillerde) zengin evlerinde ‘Mevlit’ ,’İlahi’, ‘Kur’an’ okumaya davet edilirmiş, o sıralarda Ankara Kale semtinde, Aslanhane Camii müezzini olarak çalışmaktadır.
Aslanhane Camii’ne yakın bir evde otururlar. O gün Ramazan’ın 27. Gecesi Kadir Gecesi kutlanacaktır. Ankara’nın Çankaya semtinde bir eşrafın davetlisidir. Hem oruç açılacak, hem de teravihten sonra Mevlit okunacaktır. Siyah takım elbiselerini, beyaz gömleğini, krava…

“Zeytindağı”ndan Cümleler; Falih Rıfkı Atay

Karargâh Kudüs’te, Zeytindağı’nın tepesindeki Alman misafirhanesinde idi. Şehre vardığım zaman iki gümüş çeyrekten başka param yoktu. Hemen karargâha yerleşmezsem, ne geri dönebilir, ne de otelde kalabilirdim.
***
Karargâha yirmi yaşında gitmiştim; şimdi yirmi dört yaşındayım. Ümit hayal ve iyimserlikten yoğrulan bu altın çağ, bir dede başı kadar yıpranmış, çileden geçmiş ve ağırlaşmış, onu omuzlarımın üstünde güç tutuyorum.
***
En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı.
***
Bütün devlet iktidarını teslim alıp da, hükümeti eski devir adamlarına bırakan başka bir devrin partisi tarihte görülmüş müdür, bilmiyorum. İttihat ve Terakki, Büyük Harbin ortalarına kadar, bir türlü sadrazamlığı kendine lâyık görememişti.
***
Muharrirlerden biri şair Abdülhak Hâmit’i tenkit eder. Hâmit, Sait Halim Paşa’ya sızlanır. O da Hikmet Bey’i çağırıp; -Bir gazetecinin âyan-ı kiramından bir zata dil uzatmak ne haddi? (Bir gazetecinin soylu bir kişiye dil uzatması ne haddine?…

Yalan ve Siyaset Üzerine

Yazının başlığı “Siyasette yalan caiz midir?” Umberto Eco, Tempo Dergisi.
Başlık dikkat çekici, okutmaya sevk ediyor kendisini. Yalan ve siyaset! ve siyasette yalan caiz midir?
Siyasetçiler her konuştuklarında mangalda kül bırakmazlar, konuşamayacakları bir konu, bilmedikleri bir husus yoktur. Maşallah bilgi küpüdürler. Acaba böyle mi?
Yoksa meşhur olan bir Türk sözünde “şeyh uçmaz, müridi uçurur” denildiği gibi, siyasetçinin taraftarları mı siyasetçiyi yalancı konumunda bırakır? Sustuğu zaman eleştiririz, konuştuğu zaman eleştiririz. Bir eylem yaptığı zaman, eylemsiz kaldığı zaman eleştiririz. Bu kaderidir siyasetçinin. Sanırım bu durumu da bilerek siyaset yaparlar. En sağından, en soluna kadar durum böyledir.
Layık olduğu için siyaset yapan (yaptırılan) kaç kişi vardır bilmiyoruz. Onlar televizyonlardan, röportajlardan uzak bir hayat yaşıyorlar. Tek işleri, kendilerine verilen görevlerdir. Sessiz sedasız işlerini yaparlar. Onlara sözümüz yoktur. Sözümüz, bilinen, tanınan daima göz önünd…