16 Aralık 2011 Cuma

Terör Üzerine Düşünceler


Terör: özellikle büyük devletlerin, dış politika amaçlarına ulaşılmasında kullandıkları önemli bir araçtır. Örgütü kurarlar, büyütürler, geliştirirler, amaçları uğruna istedikleri eylemleri yaptırırlar en sonunda bu örgütü ortadan kaldırmanın yolunu ararlar. Hatta ordularını bile bu örgütün üstüne sürdükleri görülmüştür. Bu aşamada örgüt artık düşman sayılır. Düşmanlığına karar verildikten bir müddet sonra ya örgütün bizatihi kendisi veya yan kuruluşları ile yeniden çalışmalar başlatılır. Bu devam eden ve sürdürülecek bir döngüdür.

Afganistan, Pakistan, Mısır, Yemen, Sudan, Libya ve son günlerde Suriye’de örneğini gördüğümüz terör olayları yukarıdaki cümleyi doğrular niteliktedir. Olayların başındaki örgüt bir yerden beslenmektedir, örgütün başındakiler aynı yerde eğitilmişlerdir, para, silah ve lojistik destekleri aynı yerden sağlanmaktadır. Bu bilgiler, gizli şeyler değildir, yazılıp çizilmiş çok çeşitli gazete, makale, inceleme-araştırma yazıları ile internet medyası alanlarında dillendirilmiştir. Herkesin bildiği gerçeklerdir.

Toplumun, dininden, kültüründen, örf-âdetinden, tarihinden gelen direncinin kırılması çalışmaları etraflıca düşünülerek ortaya çıkarılmış hain bir planın parçasıdır ve ilk uygulanacaklardandır. Uygulama alanında yine aynı toplum içinden seçilmiş ve itibar sahibi aydınlar, üniversite üyeleri, yazarlar, şairler, sanatçılar, sivil toplum kuruluşları, gazeteler, televizyonlar ve gençlik kuruluşları “ve hatta devlet kurumlarına sızarak politikalar geliştirmek ve uygulamak” biçilmiş kaftandır. Saldırı toptan başlatılır. Ne hikmetse, kiralık kalemler, kirli ağızlar, karartılmış ekranlar, karanlık araştırmacılar, belirsiz uçlu dernekler.. hep bir ağızdan benzer şeyleri tekrar eder dururlar…

Kendini unutturmak, umutsuzluğa itmek, kargaşadan gına getirmek ve teslim alınmak. Sırasıyla uygulanan stratejileri hep budur.

Aynı eylemlerden, benzer zevkleri alan millet gün gelir ki, şöyle düşünmeye başlar:

‘Yapacak bir şey yok!’tur; ‘En ufak bir umut ışığı görülememektedir’ , ‘Her gün her şey daha kötüye gitmektedir’…

Bu söylem toplumu ele geçirdikçe, toplumsal bunalım büyür, emperyalizmin savaş bandosu amacına ulaşmış olur…” (Banu AVAR)

Atış yapılmış, hedef tam isabet vurulmuştur.

Artık, istenilen kanunlar rahatça çıkarılır, anayasalar istenildiği biçimde değiştirilir, ülkenin sahip olduğu ekonomik değerler istedikleri kişilere hesapsızca geçirtilir, milletin üzerinde titrediği ve gözü gibi koruduğu değerleri bir bir cezaevlerine tıkılır, iktidarları istedikleri gibi değiştirirler, kimleri istiyorlarsa iktidar koltuklarına oturturlar, mekteplerde okutulan derslerin konularını istedikleri gibi yazarlar, hangi konuların nasıl verileceğine karar verirler, hangi tür insan tipinin yetiştirilmesi gerektiği kendi plânlamaları üzerine olur, değerli bilim adamı ve mühendislere çalışma konuları talim ettirilir, istedikleri yoldan çıkmaları halinde rahatça ortadan kaldırılır…

Hesapsız, kitapsızdır bu işler…

Arayan olmaz, soran olmaz, savunan olmaz, karşı duran olmaz…

Bir dönem önce, sömürge ve sömürgeci ilişkisi denilen dayatmalar artık sıradan ama parasal anlamda güçlü, çok ortaklı şirketlere geçer. Ele geçirilen devletlerde, bu şirketlerin menfaatleri neyi gerektiriyorsa o yönde yasalar çıkartılır ve uygulanır. Hatta ülkenin önemli görevleri bu şirketlerin istedikleri kişilerin idaresine terk edilir. Bu şirketler her ne kadar çok ortaklı gibi görünseler de esas ağırlıklı yönetim, dünyanın diğer büyük şirketlerini de yöneten beş – on aileden ibarettir. Görünürde olanlar ya ülke içinde elde edilen hainlerdir, ya da yine dışarıdan getirilmiş gafillerdir. Her halükarda kaleyi feth etmenin yolu, tarihler içinden bilindiği gibi, içeriden fetihdir. Bu yol daima uygulanacak taptaze bir politikadır.

Dünyanın herhangi bir bölgesinde, isimleri bile bilinmez bir ülkenin hikâyesinden bir sayfadır okuduklarınız…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Devlet Kuracaklarmış!

AKP’nin eski MKYK üyesi Ayhan Oğan ne demişti? “Yeni devlet kuruyoruz, kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan.” Bu söz söylendikten s...