11 Aralık 2013 Çarşamba

Bağımsızlık Başka Bir Şeydir

Amerika’da çıkan Neo-Con gazetelerinden birinde, MİT Müsteşarı Hakan Fidan hakkında çıkan yorum-yazı ve bu yorumlar üzerine Türkiye’de ileri sürülen görüşler hakkında kendi düşüncelerimizi ‘Uluslararası istihbaratı okuma veya okuyamama’ (http://haberiniz.com.tr/yazilar/koseyazisi79259-Uluslararasi_Istihbarati_Okuma_veya_Okuyamama_I.html)başlıklı üç yazı halinde yayınlamıştık. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Amerika ziyareti sonunda yapılan konuşmalar ve değerlendirmeler üzerine yazıya devam etmenin gerektiği kanaatine vardık…

PKK belasına bulaştırılalı beri ülkemiz başımız salim değil. Türkiye’nin yapacağı her işte, vereceği her kararda dışarılardan belirli güçlerce devletin iradesine tesir edecek hareketlenmeler başlıyor. Tıpkı, karşı atağa geçen düşman kuvvetleri gibi.

Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari’ye söyletmişlerdi: “PKK, Türk Devleti’nin bazı isteklerini yerine getirmiştir. Çatışmalar durmuş ve bir kısım silahlı birliklerini sınır dışına çıkarmıştır. Şimdi top Türkiye’nin sahasındadır.”

Bunun üzerine 16 Kasım’da, (tesadüfe! bak ki, Atatürk’ün Diyarbakır’ı ziyaret tarihi)  Diyarbakır şehrinde yapılanları biliyoruz. Hiçbir şey tesadüf değil, sanki birileri tarafından verilen talimat, devlet idarecileri tarafından anında yapılıyor. Kaldı ki, Davutoğlu’nun Amerika ziyareti de bu Diyarbakır gösterisinin sonuna ertelenmişti. Besbelli verilen ödev yapıldı mı, nasıl yapıldı gibi doğrulamalarına bakılacaktı. Tolga Tanış (Hürriyet), Davutoğlu’nun yapacağı ziyaretle ilgili olarak, ABD Dışişlerinden Türkiye’den sorumlu Bakan Yardımcısı Nuland’a sorar ve şu cevabı alır: “Daha fazla açıklık, daha fazla basın özgürlüğü, daha fazla hesap verme sorumluluğu taşıyan bir hükümet talep eden Türklerin tarafında duruyoruz.”

Böyle diyor Bakan Yardımcısı, lakin Irak’ın Kuzeyinde kurulmakta olan, Suriye’nin Kuzeyi (Türkiye’nin güneyi)’nde özerkliğini ilan etmek üzere olan Kürt devletçiklerinin, Türkiye’de kurulması da planlanmış Kürt devletçiği ile birleşerek büyük bir federasyon haline gelmesinin adımları ve Türkiye’nin Çin’e ihale etmeyi düşündüğü Savunma Füze Sistemlerinin, ABD (dolayısıyla NATO) tarafından itiraz edilmesi hakkında ABD’li uzman görüşleri farklı olarak, “şirketlerin tekliflerini yenileceğini” de ilave ediveriyorlar! Üstelik Türkiye’nin şartlarından olan “teknoloji transferi ve ortak üretim” konuları üzerinde hiç durulmayarak! Yani istedikleri gibi, onların bildikleri gibi...

PKK’nın Kandil’deki ağzı tarafından, “Verilen sözlerin yerine getirmediği ve PKK’nın yeniden savaşa başlayabileceği” dillendirildikten sonra, Irak seyahatinden dönerken Davutoğlu, “Füze ihalesinin yeniden yapılabileceğini” söylemesi de herhalde tesadüf olarak anlaşılamaz. Sanki ABD, PKK’yı konuşturarak kendi isteklerini yaptırır gibi bir hal var. Bunlar enteresan gelişmeler ve yorumlar.

Kendini beğendirme çabaları da oluyor politikacıların zorlama da olsa. Gezi olayları ile ilgili olarak,“Türkiye’deki gösterilerin Avrupa’daki gösterilerle benzer olmasından onur duyuyoruz” demiş. Güler misin, ağlar mısın? Tolga Tanış’ın verdiği istihbarat bilgisi üzerine böyle söylemiştir. Söylemiştir ama doğru mudur? Sanki dünya bilmiyor, bizler de sersem. Devlet idaresi ne zaman yalan söyler? Bir daha o görevlere gelemeyeceklerini anladığı zamanlar. Artık, tutunabileceği yılan bile kalmamıştır. Son kozlar oynanır.

Dışişleri Bakanı Kerrry ikili görüme sonunda; “Bu toplantıdan çok memnunum, Türk-Amerikan ilişkileri birçok farklı seviyede hayatidir. Suriye, İran, NATO ya da ekonomik refahımız konusunda ABD ve Türkiye aynı stratejik amaçları paylaşmaktadır” dedi. Davutoğlu ise “ABD ile aramızdaki model ortaklık ilelebet devam edecek”… bu konuşmaları nasıl değerlendirirsiniz bilmem, ben şöyle düşünüyorum. Savunma Füzeleri ihalesi yeniden gözden geçirilecek ve ABD şirketlerine verilecek.

Kaldı ki, seyahatinin başka bölümünde konuşma yaptığı düşünce kuruluşunda Davutoğlu, Şivan Perver’den bahsediyor, Diyarbakır kalkışmasının faziletlerini anlatıyor… yani, tıpkı aldıkları talimatın yerine getirildiğini üstüne basa basa anlatması gibi.

Bağımsızlık böyle değildir.

Tamam, yalnız bir ülke değiliz. Diğer devletlerle ticari, siyasi, kültürel ilişkilerimiz olacaktır. Ama asla, göbekten bağlanarak değil.

Bağımsız davranabilmenin ilk şartı, ‘Koltuk Kaybetme Korkusundan’ kurtulmaktır.

Ananızdan, koltukla mı doğdunuz?

1 yorum:

  1. Tuncay Altunezen:
    Her şeyi ile AB/D'ye bağlanmış hükümetin, ABD maşası PKK ile sarmaş dolaş olması , sayelerinde parçalanmaya gitmemiz bizi kahretse de, millet sanki uyuşturucu yutmuş gibi sessizce bu yaşadıklarımızı seyrediyor.
    Ne acıdır ki, bu şerefsiszliği destekleyenler, karşı koyanlardan fazla.

    YanıtlaSil