20 Ekim 2012 Cumartesi

“Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur”



Atatürk’ün söylediği bu vecizedeki ‘vücut’ kelimesini, millet, ‘kafa’ kelimesini de münevver-yönetici olarak okursak söylemek istediğimiz daha rahat anlaşılacaktır. ‘Kaht-ı rical’ hangi zamanlarda ortaya çıkar? Sorusu epeyce uğraştırmış olmalı düşünürleri. Kalkınma nasıl ki, bütün kurumlarıyla birlikte olursa, geriye düşüş de toptan ve bütün kurumları ile birlikte olmaktadır. Bütün bunların başında da ‘vücudun’ (milletin) sağlığından olması, toplumun hastalanması, vücudun zafiyet geçirmesi yatmaktadır. Millet hastalanınca, münevverleri -yöneticileri de- hastalanmaktadır. Kurtuluş ise, ancak nesillerin birkaç göbek devrinden sonra olabilecektir. Öncelikle sağlıklı bir vücuda sahip olunmalı, münevverler ardından sökün edecektir.

Geçenlerde CNN-Türk Televizyonunda bir haber izledim. “İngiltere’de etkili bir tıp dergisinde yayımlanan bir raporda, doktorlar ve resmi sağlık yetkililerinin harekete geçerek aynen alkol tüketiminde olduğu gibi çocukların televizyon ya da bilgisayar ekranı önünde geçirdikleri zamana da kısıtlamaları gerektiği çağrısı yapıldı.

Rapora göre çocukların TV, bilgisayar ve ekran oyunları saplantısı hem gelişmelerine zarar veriyor hem de uzun vadeli fiziksel hasarlara neden oluyor. ABD, Kanada, İngiltere ve Avustralya’da çocukların ekran karşısında 6 – 8 saatlerinin geçirdiklerinin” tepsinin yapıldığı ve bu sürenin kısıtlanmasının istendiği bildiriliyordu haberde. Ayrıca bu durumun, “Obezite ve kalp sorunlarına sebep olduğu” değerlendirilmiştir.

Görüldüğü gibi haber, çocukluk devresindeki eğitim ve gelişme hatasından söz etmektedir. Biz biraz daha ileri gidelim.

“İnsan türü daha ilk döllenme anından itibaren tamamen evrimsel açıdan programlanmış bir şekilde gelişiyor ve muazzam bir bilgisayar olan beyni de teşekkül etmeye başlıyor, daha ilk 3/5 aydan itibaren de amigdala (badem demek) denen derin beyin çekirdeği teşekkül ediyor. Zamanla üst tabakalar oluşuyor. Amigdala emosyonel tepkilerin hatırlanmasının da regülatörü ve duyguların düzenlendiği limbik sistemin bir parçası.

Dünyaya gözümüzü açtığımızda beynimizde modüler şekilde çalışmaya hazırlanmış set-programlar mevcut. Mesela insan lisanı öğrenmeye ve kullanmaya programlı olarak doğuyor.” (Mehmet Kerem Doksat / 26 Kasım 2008)

“O süreç başladığında, O’nun elvermesi dışında, hiçbir nefs konuşamaz! Onlardan kimi şaki (imanı olmayan, sonsuza dek cehennemlik) kimi de saiddir. (imanı olan sonsuza kadar cennetlik) (Hud/105). İşte tefekkür noktası. “O süreç”! Nasıl bir haldir ki, süreç başladığında, “şaki”ler ve “said”ler birbirinden ayrılıyor? “Said saiddir anasının karnında, şaki şakidir anasının karnında” kelamı ayeti kerimeyi tefsir ediyor adeta. Vakı’a Suresi 38. Ayette Said, “ashab-ı yemin” , 41. Ayette Şaki “Ashab-ı şimal” olarak da belirtilmektedir.

Milletin sağlığı, çocuklarının sağlığı ile çocuklarının sağlıklı yapısıyla tanımlanır, tanımlanmalıdır. Çünkü çocukları milletin geleceğinin temsilcileridir. Kafa, vücut, düşünce sağlığı tam olabilmesi çocukların sıhhatli, sağlıklı, sorunsuz olarak dünyaya getirilmesi ve çocukluk çağlarının da sağlıklı ortamlarda, sorunsuz olarak geçirilmesine bağlıdır. Ailenin sağlığı, çocuğun sağlığı, çocuğun sağlığı ise milletin sağlığıdır.

Anne rahminde meydana gelen (sevgi ile) döllenme sonrası ilk olarak beyin vücuda gelmekte, beyin, dünyada bir insanı taşıyacak ve rahat bir ömür sürdürecek diğer organların meydana gelmesi için emirler göndererek oluşumun ve insan vücudunun meydana gelmesini sağlamaktadır. Beyin “muazzam bir bilgisayar” olduğuna göre ve vücudun diğer organlarına emir veren ve oluştuğu anda akıllı olan bir varlık olarak tanımlayabiliriz. O halde, doğum henüz gerçekleşmeden evvel anne karnında, bebek (cenin) ile dış dünya arasında da iletişim sağlanmaktadır. Bu iletişimi bebek, annenin gözü, kulağı, elleri ile yapar. Annenin gördükleri, duydukları, bebeğin de gördükleri, duydukları olur. Annenin hoşlanmadığı ortamlarda bulunması, canının sıkılması, nefret etmesi gibi hissiyatları da bebeği doğrudan etkiler ve aynı duyguları annesi ile birlikte yaşarlar. Demek ki, çocuğun eğitimi ve gelişimi daha anne karnında iken başlamaktadır.

Öyleyse, sağlıklı bir millet olabilmek için annelere (aileye) büyük görevler düşmektedir. Karınlarındaki bebeğe bir emanet olarak bakarak, onun hoş kokular içinde, güzel musikiler eşliğinde, hoş sohbet adamlar arasında, yabancılardan, kötü niyetlilerden uzak durarak ve ana rahmindeki devreyi kusursuz tamamlayarak dünyaya getirmeleri bir zorunluluktur.

Çocuğun doğumundan sonra ise;

İçinde bulunduğumuz ekonomik zorluklar sebebiyle artık anneler de bir işte çalışmaktadırlar. Çocuğun dünyaya gelmesinden itibaren (aslında doğuma bir-kaç ay kala) çalışan anneye izin verilmelidir ve bu izin çocuğun okula başlayacağı güne kadar devam etmelidir. Çocuğun anne ve aile sevgisi ile büyümesi, anne sütü içmesi, beslenme zamanının, oyun zamanının, uyku zamanının anne sevgisi ve hassasiyeti ile ayarlanması ve bakımının yapılması çok büyük önem arz etmektedir. Çocuğuna bakmak ve yetiştirmek üzere işinden izinli sayılan annenin sosyal güvenlik primlerinin devlet ve/ya bir sigorta fonu tarafından karşılanması gerekecektir. Milletine sağlıklı, kafası sağlam, vicdanı hür, beyni hür, irfanı hür bir evlat yetiştiren bir anne için yapılacak her türlü fedakârlık, milletin bekası adına helal olacaktır.

Sağlıklı kafa yapısına sahip insanlar çoğaldıkça da millet -vücut- sıhhatine kavuşacaktır.

Doğruyu Allah, Resulü ve Dostları bilir.

3 yorum:

  1. Harun Meral :
    Batı toplumlarını en fazla tehdit eden husus, dağılan aile ve aile de verilemeyen terbiyedir. Ayrıca sağlıksız beslenmeden başlayan, aile ortamı dışında ayaküstü yiyecekler ile başlayan sağlıksız insanların sayısı küçümsenemeyecek kadar çoktur. Bu nedenle Türk çocuklarının hem beden hem de ruh sağlığı ve betin olarak çok itina ile yetiştirilmesi gelecek açısından stratejik bir önem taşımaktadır.

    YanıtlaSil
  2. Harun Meral :

    Çocuklar geleceğimizdir, bu düsturla hareket edilmelidir.

    YanıtlaSil
  3. Mustafa Tekinkuş:

    Bir Çin atasözü imiş.."Bir yıl sonrasını düşünüyorsan buğday ek, on yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik, OTUZ YIL SONRASINI DÜŞÜNÜYORSAN İNSAN YETİŞTİR...Gelecek ve geleceğimiz onlar...Allah herkese salih evlatlar nasip etsin...

    YanıtlaSil