24 Ağustos 2012 Cuma

İncinmek



Hiçbir şey olmamış gibi sustu, başını önüne eğdi. Gözleri kapalı mıydı? Seçilemiyordu. Anlaşılmaz bir sessizlik kapladı cihanı. İçinde fırtınalar koptuğu, dev dalgaların kayaları parçaladığı yanağındaki seyrimeden anlaşılabilirdi. Ayağa kalkıp üzerine yürüyen densizliğini hala fark etmemiş olmalı ki, homurdanıp duruyordu. Oysa daha birkaç gün evvelki görüşmelerinde, kavgadan da, gürültüden de geçtik biz, artık sükûn bulmalı hayatımızda.. Gibi laflar edilmişti. Her gün, sıradan konuşulan bir laf edildi diye, ayağa kalkıp, üzerine yürümek ile sükûn bulmanın ilişkisi bilinemezdi. Anlaşılamazdı. Söylenilen söz kaba da olsa, yanlışta olsa kavga, dövüş kastıyla üzerine yürümek gibi hoyrat davranış nasıl affedilir ki?

Af insana yakışandı. Tövbe insana yakışan.

Tamam, af tövbeden sonra gelir, özürden sonra…

*

“Dokunma kalbime zira çok incedir kırılır
 O tıpkı bir mabede benzer ki orda hıçkırılır”
*

İki hatalı durum var bu tabloda.

İlki, her okuyanın hemen anlayacağı kabilden bir hata, ortada önemli bir durum yokken birinci kişinin hemen, samanın alev alması gibi parlaması ve kavga yaparcasına diğerinin üzerine yürümesi. Bu avamın halidir, hemen daima her tarafta görülebilecek vaka-i adiyedendir.

İkincisi ve üzerinde duracağımız husus; ikinci kişinin suskunluğa bürünmesi, hiç laf etmemesi, kırılması, üzülmesi… Bu da hatalı bir durumdur.

Ve eğer ortada bir suç varsa ikinci kişinindir. Önceki konuşmaları değil, kavgaya davet edenin hareketine kırılması suçtur. Küsmesi suçtur. İncinmesi suçtur. Aslında ‘suç’ kelimesi uygun düşmüyor fakat anlaşılmasını kolaylaştırmak için bu kelimeyi kullanıyorum.

Şu soru akla gelebilir. Ne yani, ikinci kişide ayağa kalkıp, kavgaya mı başlasalardı? Makul bir soru, fakat bizim kastımız bu değildir. Kavgadan beri yaşamak niyetindeki bizlerin, barıştan, güzellikten yana tavır alışımız, kavgadan kaçmak anlamına da gelmez. Suskunluğa bürünmek, kavgadan kaçmak, korkmak anlamına da gelmez. Böyle anlaşılmışsa, hata anlayanındır.

Kişi kendi ile barışmadıktan, kendi hali ile sulh sağlamadıktan sonra, diğerleriyle, komşularıyla, cihan ile nasıl sulh sağlar?

“Bir kötülüğün karşılığı, onun benzeri bir kötülüktür! Kim affeder ve barışırsa onun ecri Allâh’ın üzerinedir… Muhakkak ki, O zâlimleri sevmez.” (Şûrâ/40)

İşte affetmenin üstünlüğü. Bu sebeple, suskunluğa bürünen ikinci kişinin ‘suç’lu olduğunu belirttik. Ne olacağı, nasıl olacağı bilinemez.

Neden suskunluğa büründü? Ayağa kalkanın hareketini ondan beklememeliyiz, tabiî ki ayağa kalkmayacak, tabiî ki sinir buhranı geçiren kişinin hareketini yapmak katı bir kavgaya sebep olacaktı. Buna gerek yoktu. Sumak en iyisi idi. Allah’a sığınarak. Af dileyerek ve zikir ederek. Kalbini kırgınlıktan sıyırarak. Vurgumuz burayadır. Ne acılar, yaşanmış, ne yaralar açılmıştır sırf bu sebeple. Hakk ehlinin kalbinin kırılması Allah Muhafaza karşıda onulmaz yaraların açılmasına sebep olacaktır. Kalbinin kırılmamasına çalışacaktır. Bu itibarla incinmesi yasaklanmıştır. Ehil olmayan incitmeye çalışsa da (ki, bu onun görevidir) O’nun incinmeme gibi bir vazifesi vardır. “Neylerse güzel eyler” kelâmı buraya işarettir. İncinmedikçe Hakk katındaki derecelerinde yükselmeler olur. İnsan’ın yetişmesi böyledir. Nice badirelerden geçer, nice sınavlar yapılır. Her birinden iyi derece ile geçmek olgunlaştırır, pişirir, “Hamdım, yandım, piştim”.

“Velî ârif olan lutfa sevinmez kahre incinmez
 Eyü kim cümleten halka âtâsın ol amin etmiş” (*)

Bütün hadise bundan ibarettir.

Hakk’a yakınlaşan İnsan’a dünyanın hiçte aşina olmadığı görevler yüklenir. Her başarılan görevden sonra bir yenisi… Asıl imtihan budur.

+++++++++++++++++++++++++
(*) “Velî ârif olan lutfa sevinmez kahre incinmez / İyi ki hepsini o halka ihsanlarını umumî etmiş” Niyazî Mısrî

2 yorum:

  1. ''En iyisi susmak'' diye yazdıktan sonra, sizin yazınıza denk gelmek okumak çok hoş bir tesadüf oldu. Olgunlaştım teşekkür ederim. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Efendim ne saadet,
      uzun süredir görmemiyorduk,
      Çok teşekkürler..
      Var olunuz.
      Saygılarımla

      Sil

Devlet Kuracaklarmış!

AKP’nin eski MKYK üyesi Ayhan Oğan ne demişti? “Yeni devlet kuruyoruz, kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan.” Bu söz söylendikten s...