27 Ağustos 2016 Cumartesi

FETÖ Sadece FETÖ mü, Tetikleyicileri Kimlerdir?


Askere Doğru, Hücum Emri Yıllar Önce Verilmişti;

Bir kere barış içinde yaşamanın ilk şartı, güçlü bir orduya sahip olmaktır. Güçlü ordu, gücünü milletten alır. Millet kendini güçlü hisseder ve ekonomik, siyasi, kültürel yatırımlarını rahatça yapar. Bilir ki, ardında ordusu vardır.

O halde milleti zayıflatmanın yolu, ordusunu elinden almakladır. Ordu, zayıflayınca, kafası dağılınca, proje üretemeyince, tahlil yapamayınca, zamanında gerekli emirleri vermeyince, ha ordun olmuş, ha olmamış ne fark eder?

Ergenekon, Balyoz mevsimlerini atlattık diye düşünürken, daha beteri ile karşılaştık. Meğer ordunun önemli, stratejik noktalarına hainler doldurulmuş. Haydi, biraz yumuşak olsun, hainler sızmışlar. Aslında sızdırılmak da tehlikelidir. Uyuyan devlete rahat sızılır. Ha uyumuşsun sızmışlar, ha bile isteye yerleştirmişsin, sonuç değişmez. Suç her halde vardır. Suç noktası yargıyı ilgilendirir. Bu hainleri üç tipte incelemek mümkündür.

1. İkbal peşindekiler; her zamanda kolaylıkla bulunacak tiplerdendir. Bir bakıma her devrin adamlarıdır. İktidar gücünden nemalanmanın yolu olarak, dalkavukluk, soytarılık, meslekleri olur. Kandıramayacakları kişi yoktur. Dünyalıkları iyidir, durmadan dünyalıklarına dünyalık eklerler. Bu her iktidar döneminde böyledir değişmez. Elbette suçlu muktedirlerdir, ağam-paşam diyene hemen kanarlar çünkü.

2. Bilinçli tabiler; bağlı olunan gurubun isminin önemi yoktur. Hangisi olursa olsun. Bağlandıkları yer ve kişilerin emirlerinin dışına asla çıkamazlar. Sıralı amirleri daima ikinci sıraya düşer. Bunların yetişme tarzında, dünya sözde sıfırdır. Yetkiyi ele aldıklarında, ilk düşünceleri dünyayı sağlama almak ve ahireti unutmaktır. Hep böyle olmuştur. Yetkiyi ele alana kadar, din, iman, Allah, Peygamber sözleri ağızlarından düşmez, vakit namazlarını kaçırmamaya özen gösterirler, abdestlerini alırken insanların görmesi onlar için önemlidir. Lakin iktidarın itelemeleriyle yetkiye, paraya, mala kavuşunca her şey biter, ahiret unutulur. İşte bu kişiye yaptıramayacağın bir şey yoktur. Çünkü zannınca kaybedeceği çok şey vardır!.

3. Yabancı hocaların elinde yetişmiş, yerli müsveddesi kullan at cinsinden kişiler: bunlar eğitimlerini yabancı ülkelerde tamamlamışlardır. Bu sırada yabancı hayranlığı kanlarına kadar işlemiştir. Beyinleri öylesine yıkanmıştır ki, durumdan vazife çıkartarak, eğitim aldığı kuruluş veya devletin lehine her harekete iştirak ederler. Sanki belli bir noktadan emir almış gibi, hemen tamamı aynı konuda, benzer cümlelerle konuşur ve yazarlar.

Bunların bir ortak noktası vardır; ihanetten yakalandıklarında “etkin pişmanlık yasasından yararlanmak için bülbül gibi konuşurlar” (Ergun Kaftancı, 22.08.2016/Yeniçağ) Hain tabiatlı olduklarından, ihanetleri süreklidir. Dün, anasını babasını yetiştiren, besleyen devletine ihanet ederken, bugün, o ihanete sebep olan ve ihanet ederken sayılamayacak çoklukta mal zengini yapılan bu hainler efendilerine ihanet etmekten imtina etmezler. Canları çok tatlıdır, tehlike anında ray değiştirmeyi iyi bilirler.

İşte, felakette bu aşamada belirir. Yalan söylemeleri ve inandırıcı olmaları, karşıyı aldatmada etkilidir ve yüzde yüzü olmasa da başarırlar. Başarırlar ve belki de daha etkili görevlere terfi ettirilirler.

Günümüzde, tüm bu saydığımız hainlerin tamamı FETÖ rumuzuyla anılıyorlar. Böyle demekten maksadımız, yalnızca F. Gülen’e tabi olan ve 15 Temmuz darbesinde rol alan bir guruptan değil, onların daima yardımcısı ve destekçisi olan sayısız odak, lobi, istihbarat yönlendirmesi ajan-provokatörün bulunduğunu da belirtmek içindir. Hepsini FETÖ diyerek, aynı çuvala doldurursanız, ileride telafi zor hatalara şimdiden düşersiniz.

Nitekim sivil giyimli olup, Bakanlıklarda, Genel Müdürlüklerde ve sair devlet kurumlarında görev almış pek çok NATO yetiştirmesi zevat muhtemelen hala görevlerinin başındadırlar. Mümkün değil ki, 15 Temmuz hain kalkışmasında rol almamış olsunlar. Ama az, ama çok mutlak surette bir rolleri vardır, ama bilinçli olarak, ama bilmeden ve istemeden ve fakat bir lobinin, bir derneğin, bir ajanın dürtüklemesi ve yönlendirmesiyle.

Şöyle bir düşünelim hele; Türkiye’de federasyon yaygarası nasıl çıkarıldı, Kürtlerin ayrı bir millet saçmalaması nasıl yeşertildi, Ermenilerin soykırıma uğradığı yalanı nasıl dolaştırıldı, dağlardan taşlardan ‘ne mutlu türküm diyene’ özdeyişinin silinmesi gerektiği kimler tarafından yönetenlere kabul ettirildi, dış politikada komşusuz kalmamız nasıl sağlandı, Yeni Osmanlı vaveylası kimler tarafından çıkartıldı, askerin (bizim için ordudur) siyaseten etkisizleştirilmesini kimler ölesiye savundu, durmaksızın Atatürk düşmanlığını canlı tutanlar kimlerdir, PKK-IŞİD-DHKPC ve FETÖ örgütleriyle birlik olup, Türk Milletine saldırıları bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek tetikleyenler kimlerdir, 12 Eylül anayasa oylamasına nasıl gelindi ve kimler desteklediler?...

Evet, bunlar kimlerdir, eğitimlerini nerelerde tamamlamışlardır, hangi örgütler veya lobiler onları yurtdışına taşımış ve harcamalarını karşılamışlardır? Soralım bu soruları ve korkmadan cevaplayalım.


Görülecek ki, F. Gülen cemaati mensupları oyuna gelmişler ve düşüncesizce hareket ederek, dünyanın büyük istihbarat örgütlerinin emrine girmişlerdir. Ve bu emir, yukarıdaki sorulara doğru cevap verilebildiği takdirde, o kişiler tarafından verilmiş olmalıdır. O halde bu kişileri devlet idaresinden derhal uzaklaştırmak zaruret olmuştur. Fikir bize aitse de, uygulamak size düşer. Geleceğin Türkiye’sinde, tam bağımsızlığın yaşanabilmesi için, kafalarıyla, gönülleriyle başka ülkelere bağımlı olanların işbaşından uzaklaştırılması ilk öncelikli olmalıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder