11 Ağustos 2016 Perşembe

Çıkış Var mı?


Ayakları öpülesi analarımızın ağızlarına yakışan o ünlü kelamları şudur; “helal süt emdirdim.”

Allah onlardan razı olsun, göçenlere rahmet, kalanlara sıhhat ve afiyet dileriz. Daima baş üstündedirler. Hiçbir ana arasında ayırım yapmak aklımızın ucundan bile geçmez.

Hz. Resulullah (sav) bir rüyasını şöyle anlatır: “öyle çok süt içtim ki, nerdeyse parmaklarımdan çıkacaktı”. Dinleyenlerden birisi, “Nasıl tevil ettiniz ya Resulullah” deyince, “ilim ile tevil ettim” buyururlar. Burada süt ilmi anlatmaktadır.

Analarımızın ağzındaki süt de aynı manaya gelir. İlimdir.

İlim iki yönlü incelenebilir. Haram olanlar, helal olanlar. İlim diye öğrendiklerimizden hangisi, Allah’tan uzaklaştırıyorsa haramdır. Yakınlaştıran ise helal. Zaten, birinci türe ilim bile denilemez, bir takım gereksiz, olmasa da olur kabilinden bilgilerdir.

Birinci tür bilgilerle hayatını dolduran ve üzerine yeni ve Hakk olan bilgileri biriktiremeyenlerin, özellikle yaşlılık dönemlerinin çok sıkıntılı geçirdikleri bilenen bir gerçektir. Bir zaman sonra özellikle emeklilik günlerinde yapacak, uğraşacak bir iş bulmakta zorluk çekerler. Kendilerini meşgul edecek konuları bitmiştir. Günümüzde, bağ-bahçe sahibi de değillerse, televizyonlarda evlilik benzeri programları seyretmekten, beyinleri iyice düşünemez hale gelir, Allah korusun.

Rahata ermenin yolu, Hakk yolunda olmak ve bu yol üzere bilgileri artırmaktır. Zaten istemesen de bilgi akışı devamlıdır. Çünkü beyin daima o bilgiler üzerine ve artırma eğilimindedir. Bu itibarla, helal ilimler peşinde koşanların, özellikle emeklilik devreleri (ki, tüm hayatları boyunca) çok rahat geçer. Uğraşacakları bir alan daima taze durur. Beyin, yeni bilgilere açık, aldıklarını üretme ve değerlendirme mevkiindedir.

***

Ülkemiz sıkıntılı günler geçiriyor.

Nasıl gelindi bu noktaya dersek;

Hakk ilminden uzaklaştığı ve kendini tamamen dünyaya verdiği halde, yani haram ilimlerle (bilgilerle) meşgul olduğu halde, din, Allah, kitap kavramlarını ağızlarından düşürmeyenlerin, uğradıkları bataklık ortamıdır. Battılar, çırpınıyorlar, kaçmak niyetindeler, çıkış arıyorlar… Nafile.

Yardımcıları da vardı ve hatta destekçileri. Aslında darbe yapanları onlar besleyip, büyüttüler. Haram ilimlerde ortaklıkları vardı. Ve hatta bu haram bilgileri, hoyratça halkın arasına yaydılar ve kendileri gibi yaşamaları için gereğinde, kanun ve yetki zorlamalarıyla halkı bastırdılar, halkın düşünebilme yeteneği üzerinde daimi bir baskı uygulayarak, düşünemez ve ne verilirse kabul edecek bir düzlemde isteklerine razı ettiler. Geniş halk kesimlerinin, kolaycılığa kaçması, savunmasız ve bilgisiz olmaları işlerini kolaylaştırdı.

Cumhuriyet, Atatürk karşıtlığındaki birliktelik, güç paylaşımının belli bir tonda talep edilmesi sürecine kadar sürdü. Karşıtlık, Hakk ilminin karşısındaki haram ilimlere ve bu bilgi sahiplerine değil, sahip olduğu gücün paylaşılması isteğinedir. Burada da bir yanlışlık seziliyor. Hâlbuki tarihin büyük kavgaları, mal, mevki paylaşılması ve iktidar hırsları için değil, Hakka Davet söz konusu olduğu zamanlarda, Hakk söyleyenlere karşı yapılan saldırılardır. Bütün tarih boyunca böyledir. İktidar paylaşımı talepleri ikinci belki de üçüncü sıralarda yerini alır. Ve akıllı kurmaylar asla, para, mal, mevki için savaşmazlar, milli ve Hakk amaçların içinde sonraki sıralardadır bunlar.

Terk etme, geri çekilme, vazgeçme gibi politikalar kimi zamanlar kazanmanın ilk şartlarından olur. Tarihin büyük savaşları bu siyasetin uygulanması sonrasında kazanılmıştır ki, Hudeybiye ve Sakarya Savaşı bu duruma önemli bir örnektir. Zamanında, bu stratejinin devreye sokulamaması sonu karanlık günlere gebe kalınacağının resmidir.

***

Çıkış var mı? Diye sormuştuk. Elbette var.

Geri çekilme çıkış için ilk şart gibi duruyor.

Yapılan hatalar, ortaklıklar, yanlışta ısrarlar, yeteneksiz kişilerin işbaşına getirilmesi, haram bilginin yaşanılması ve yayılması hususundaki, iyi niyetten ari, hırs ve kinden müteşekkil dayatmalara gidilmesi gibi hususlar artık yönetimin dinlenmesi gerekliliğine işaret ediyor.

Terör örgütüyle etkin mücadele için, soruşturmaların ve yargılamaların adalet içinde makul bir süreç dâhilinde görülmesi için bir bakıma sebep olanların hükumetten ve işbaşından ayrılması zorunluluk olarak ortaya çıkıyor.

Bu itibarla,

Hükumetin işbaşından ayrılması ile yerine kurulacak bir terörle mücadele, yargılama ve yeniden yapılanma hükumeti isabetli bir karar olacaktır.

Peki, kabul etmiyor musunuz?

Genel Kurmay Başkanı, İç İşleri Bakanı, Adalet Bakanı, Milli Eğitim Bakanı (öncesi Savunma Bakanlığı) ve MİT Müsteşarını değiştiriniz. Yerlerine işini bilir, liyakati tam, güvenilir adamları getiriniz. Çünkü 15 Temmuz belasında her birinin dahli vardır, ama tedbirsizlik, ama bilgisizlik, ama…

Bakınız,

Bu söylenilenler yapılırsa nasıl da büyük başarılar kazanılacaktır?

Helal ilim hâkim olacak ve haram ülkemizden kaçacaktır.

‘Hakk şerleri hayr eyler…”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Devlet Kuracaklarmış!

AKP’nin eski MKYK üyesi Ayhan Oğan ne demişti? “Yeni devlet kuruyoruz, kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan.” Bu söz söylendikten s...