27 Ekim 2014 Pazartesi

Okuduk, Düşündük ve Yorum Yazdık


Kaleminiz var olsun Hocam.

‘Kendi düşen ağlamaz’ diye bir sözümüz vardır. Lakin kuruların yanında yaşların da yanacağı vakitlerdeyiz. Sebep olanlar, malı götürdüler. Onların, gidecekleri çok yerleri var.

Buralarda kalıp, bir şeyler yapmak, yine bağımsızlık ve hürriyet için, kısaca devletleri için canları pahasına savunmaya ve gerekirse kavgaya tutuşacaklar.

Düşman, çok cepheden saldırıyor. Terör örgütü bu cephelerden sadece birisi.

Şimdi, Güneyimizde, Sünni IŞİD (güya Arap) devleti ile Barzani’nin uzantısı Yahudi Kürt devletinin kurulması neredeyse tamamlandı. Bu aşamada anlamadığım şey şudur: Neden, Ayn-el Arab denen bölgede yaşayan Kürtleri elediler, hemen tamamını Türkiye’ye sürerek oraları Barzani kuvvetlerine peşkeş çektiler?

****

Durup dururken ne istediler Suriye’den? Hala, yok halkna eziyet ediyormuş, yok öldürüyormuş gibi lafları sıralıyorlar. Bunlar kafa karıştırmaktan başka işe yaramıyor.

****

Sıranın Türkiye’ye geldiğini galiba bizi yönetenler anlamış vaziyetteler. Ama bir türlü uslanamıyorlar ve inatlarının kurbanları olarak hala oturdukları kucaktan kalkmak niyetinde değiller.

Çok yakın geçmiş verilen kararların nasılda değiştirildiğini gösteriyor.

Yönetimi dolduranların ‘devlet’, özellikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti gibi bir dertleri yok. Onlar, iki rekat namaz kılabilecekleri kadar bir zaman için, seccadelerini serebilecekleri bir yerleri olsun kafi görüyorlar. Tabi, bu durum saf ve temiz Müslümanları kandırmanın yoludur. Aralık 2013’teki yolsuzluk olaylarında, malı nasıl da götürdükleri anlaşılmış olmalıdır. Bu itibarla devlet, onlar için önlerinde settir. Bu devleti dönüştürmek ve beyinlerinin derinliklerinde bulunan 90 yıllık (olmayan) zulmün intikamını almak tek hedefleridir. Bu düşüncelerle beyinleri yıkanmıştır, silinmesi ve temizlenmesi mümkün değildir.

Şimdi yaptıkları yanlışlardan dönmenin tek çaresi, Tayyip Bey’i suçlamaktır. Nitekim bunların örneklerini: Ekonomi Bakanı’nın söylemlerinden, yandaş tesmiye edilen yazarların satır aralarına sıkıştırdıkları şikâyete varan cümlelerden anlıyoruz.

Millet, terörün hortlatılmasından mutazarrırdır. Lakin sesini çıkaramıyor. Çünkü tamamı bankalara, finans kuruluşlarına, gayr-ı menkul şirketlerine, otomobil satan firmalara borçlandırılmış vaziyettedir. Seslerini çıkartırlarsa veya desteklerini çekerlerse, bir anda borç batağında boğulacaklarını biliyorlar.

Bu duruma bilinçli olarak getirilmişlerdir. Küreselleşme niyetindeki idarenin, getirdiği, dayatılmış bir bilinçli son.

Maalesef, hıyarı gören halk, bir tutam tuzla yağmaya koşuşturmuşlar ve cacık yapmak isterlerken cacıklaşmışlardır.

Söz uzar gider, dertler bitmez.

Var olunuz. Kaleminiz sağ olsun.

Saygılarımla.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder