16 Ağustos 2014 Cumartesi

İsrail Saldırısı Planlıdır


Dış dünya benim için hassas bir şekilde dengelenmiş ve bu dengeli mekanizma daima benim lehime işliyor ve gelişiyorsa, bu düzeni ve bu mekanizmayı neden değiştirmeye çalışayım ki?

****

Gezi olaylarının başlaması;

Ellerinden iktidarın kaymakta olduğunu gören iktidar yöneticilerinin, halk içerisindeki hoşnutsuzluğu tahrik etmesi ve geniş halk kitlelerinin nefretle zehirlemesini becerebilmesidir.

Böylece, %50’yi zor tutuyorum gibi abes lakırdı, tamamen partisine ait sandığı ve oraya mal ettiği kitlelerin, kendilerini güçlü hissetmelerini sağlamış ve partilerine ve genel başkanlarına bağlılıklarını artırmışlardır.

Çalsa da, önemli değil lafı buradan doğmuştur.

Mahalli seçimler arifesinde, taraftarlarının umutlarının ve hayallerinin sağlam ve dik kalmasını sağlayarak, meydanları doldurmayı başaran Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmak uğruna sarıldığı ‘Yeni Türkiye’ söyleminden arta kalan döküntüleri saklayamazsa, yolsuzlukların üstünü ‘Paralel’ filan diyerek kapatamazsa, bu sefer %30’larda kalma ihtimali yüksek görülüyor ki, bu durum AKP’nin yargılanmak ve zindanlara tıkılmak korkusu yaşayan yüzlerce, hak yiyen, torpil yapan, yeteneksiz, ahlaksız, düzeysiz taraftarının uykusunu kaçırmaktadır.

Bunların en önemlilerini tahmin etmek zor değildir. Kabinenin tamamı, grup başkan vekilleri, komisyon başkan ve üyeleri, milletvekillerinin büyük çoğunluğu, müsteşarlar, genel müdürler…

Kâbuslar gördüklerine bahse girerim.

Erdoğan’ı, ulaşılamaz, aşılamaz, karizmatik olarak algılara yerleştirilmesi, yeni bir tanrının imalat aşamasıdır.

Yandaşlarınca, peygambere atıf yapılarak, Erdoğan anlatımı ve en sonunda Erdoğan ağzından “Rahmetim gazabımı geçecektir” sözünün söylenilmesi, Kur’an’ı Kerim’de bildirilen bu mananın Allah’a ait olduğu gerçeğini örterek, taraftarlarının sahte bir cennet vaadiyle kandırılmasından başka bir şey değildir.

Çünkü ulaşılmaz tek varlık Allah’tır. Onu bile geçtiyse, taraftarları cennet keyfi içinde yüzebilirler demektir.

2001 krizi, her şeyin sonu geldi düşüncesinin zihinlere kazındığı bir dönemdir.

Soros renkleriyle Türkiye’yi saran AKP alevi, insanlara belletilen sonu gelmekten korku ve kurtuluş, değişim fikrinin cazibesiyle, akılları başlardan aldı götürdü. Kitlenin aleyhinde olabilecekleri yaşatılması ve değişim nutuklarıyla kandırılması. Olanlar budur kısaca.

Kendisinin kurtulacağını sanan kalabalıklar, idarecilerinin çalmalarına da göz yumarlar. Bu anda yapılacak bir şey yoktur inancı da muhaliflere belletilir, çünkü yine kara propagandayla, muhalefetin olmadığı, çok zayıf olduğu, iktidarın alternatifinin bulunmadığı belletilmiştir.

Bu kadar tanıtım yeterli, şimdi yazı başlığının konusuna geçebiliriz.

Van Minit hadisesini hatırlamayan var mıdır? Kimisi gururlanarak, kimisi de iğrenerek hatırlar, hani ikiye bölünmüştü ya halkımız o sebeple. Davos tiyatrosu bir kurgudan ibaretti. Rejisörün talimatı ayniyle uygulandı, sahnedeki oyuncuların becerileri de alkışlara değerdi doğrusu. Müslüman ve Yahudi dünyaya, İsrail düşmanlığını göstermenin iki taraf için kazanç olduğu da biliniyordu çünkü.

Davos gösterisinden kısa bir süre sonra İsrail’de seçimler yapıldı. Ne oldu biliyor musunuz? BOP politikalarının uygulanabilmesi şartı olan, sert İsrail hükumetinin kurulması öngörülmüştü. Ilımlı İsrail hükumeti seçimleri kaybetti ve faşist, Siyonist yapılı yeni hükumet oluşturuldu. İşte tam o seçimin yapıldığı gün, gece yarısı Erdoğan’a, mikrofon uzatan bir gazeteci sordu; 

- İsrail seçimleri hakkında ne düşünüyorsunuz? El cevap: 

- Van minit hedefini bulmuştur.

Şimdi İsrail çetelerinin Gazze’ye saldırıları hakkında da bendeniz böyle düşünüyorum. Şimdi sıra onlarda, ne olacak? İsrail saldıracak, Gazzeli, Filistinli Araplar ölecek, plajdaki çocuklar ölecek, Erdoğan İsrail düşmanlığını artıracak, sesini yükseltecek, taraftarlarının arasını sıklaştıracak ve Cumhurbaşkanlığı’nı kazanacak. Sanki anlaşılmış, planlanmış, biçilmiş ve uygulamaya geçilmiş hain bir oyun. Hem İsrail ve hem de Türk hükumetleri kazançlı.

Bir taraftan Türkiye İsrail arasındaki ticareti 5 katına yakın artıracaksın, OECD ve NATO’ya üyeliklerine Türkiye vetosunu kaldıracaksın, gazetelerin yazdıklarına göre oğlun, İsrail ile ticaret yapacak, petrol taşıması yapacak ve sen İsrail düşmanlığını yüksek sesle göstereceksin!. Gülerler, gülerler!..

Ancak ve ancak, beyinlerini bir şekilde satın alarak ele geçirdiğin, düşünmeden, ölümüne destek veren yandaşlarını kandırabilirsin. Ama oyun bozuldu.

Aksini iddia edenleri dinlemek görevimizdir.

Bu arada Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu: “Bir insanlık trajedisi ile baş başayız. Uluslararası toplum için yüzkarası” demiş.

IŞİD Musul Türk Konsolosluğu’nu bastığı anda, ‘teslim olun’ emrini vermeyip, Musul’a bir bölük piyade gönderseydiniz, bu durumlar yaşanmaz, siz de böyle konuşmazdınız. Geciken dış politika uygulaması, ne büyük felaketler doğurduğunu anlayabiliyoruz. Kerkük gitti, Musul gitti, Telafer gitti, Tuzhurmatu gitti, İsrail saldırıları sıklaştı, Suriye karmaşası giriftleşti, Mısır güvenini yitirdi, Araplar büyük çoğunlukla saygısını bitirdi…

Önermiştik, duyuramamıştık.

Yine de geç değil,

Yapın şu işi. Çözüm, Musul’da!...

 (NOT: Araya güncel yazılar girmiş ve gecikerek yayınlanmıştır)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder