Ana içeriğe atla

Hayvan; Hayvan Oğlu Hayvan!..


Geldiğimiz noktada tespit edilen sonuçlar:

1. Açıklanan değil, gerçek işsizlik oranı %27

2. Fakirlik sınırında yaşayan nüfus sayısı yaklaşık 30 Milyon kişi.

3. Açlık sınırında yaşayan nüfus sayısı yaklaşık 3 Milyon kişi.

4. Asgari ücret 950.-Tl.

5. Ne istediniz de vermedik diyebilen, har vurup harman savurmayı maharet sayan dangalaklar ülkesi.

6. Tecavüze uğrayan bir kadın için, tecavüzcüsüne ceza vermek yerine, kadının ruhsal zarar görüp görmediğinin incelenmesinin istenmesi!.

7. Vatanın bir bölümüne devletin girememesi, savunma güçlerinin kışlalarında hapis hayatı yaşaması.

8. Jeeplere binenlerin çoğunluğunun başörtülü Müslüman görünümlü kişiler olması, kenarda yürüyen halkın onlara kıskançlık ve haset ile bakmaları.

9. 90 yıl boyunca, dişinden tırnağından ayırarak kurduğu milli fabrikaların, ekonomik değerlerin, yok pahasına satılması, karşılığında alınan paraların nerelere harcandığının bilinememesi..

10. Aralıksız olarak üzerinde oynanan eğitim sistemi, bozarlar, yaparlar, yaptıklarını yine bozarlar. Vaktiyle eleştirenleri akılsızlıkla suçlamışlardı.

11. Okula gönderilen kızların fahişeliğe yürüdüğünün açıklanması ve yönetimden bir ikazın gelmemesi.

12. Pantolon giyen bir genç kızın, tahrik edeceği hesabıyla tecavüze uğramasının normal olabileceğinin yüksek ağızlardan bildirilmesi.

13. Halk içinde, kanunlara güvenin sıfırlanması.

14. İslamiyet’in başörtüsü, sakal, cüppe, namaz.. gibi şekil şartlarından ibaret öğretilmesi.

15. işsizlik, fakirlik, açlıkla uğraşan toplum, bir sabah kalkıyor görüyor ki, milyarlara mal olmuş bir sarayımız var ve iktidar gücüne sığınmış 1150 küsur kişi özel odalarında keyif çatıyorlar.


İsmin güzelliğine bakar mısınız: ÖZgeCAN.

****

Bataklıktan ancak sivrisinekler ürer. Kan emiciler, can alıcılar.

****

Yukarıda özetlenen ortamda ancak bataklık oluşur ve buradan da ancak sivrisinekler ürer.

****

Mesele cinsel dürtülerle işlenmiş sadece adi bir suç değil ki, bataklıkta üreyen sivrisinekler durmaksızın kan emmeye saldırıyorlar, saldıracaklar.

Çünkü hak olarak görüyorlar. Kendisine tanınmış bir hak. Ve tereddüde düşmeden yapıyor. Zihnine torpillenmiş hayvani dürtülerle. Bu hayvanların yaptığını, hayvanlar bile yapmaz. Bataklık sadece hayvan yetiştirir. Çokça örneğini yaşıyoruz…

İdarecilerimiz ise tedbir almaktan aciz.

İktidar günlerini uzatmanın çabasında!.

Yaşanan feci hadise, münferit bir olay olarak değerlendirilirse yanlış yapılır. Hatırlatması bile büyük acılara sebep olan vahim olay sosyolojik bir felakettir. Tüm toplumun bu acıyı yaşayacağını filan sanmayınız, öyle bir hal içindeki toplum, fırsat yakalarsa her bir ferdin bu vahameti yapacağını (varsayarak) düşünerek tedbirler üretilmelidir.

Zannımca ilk tedbir, bu iktidarın layık olduğu yere gönderilmesidir.


Yorumlar

  1. Yaşar Kiraz :
    Toplumların içtimai hayatında, düzeni ve güvenliği sağlayan en önemli öge "sosyal ahlaktır."
    Bu kural yok olmuş, yozlaşmış ise aşağıdaki kurallardan bahsedemeyiz.
    – Din kuralları
    – Görgü kuralları
    – Hukuk ve adalet kuralları...
    Kısaca "er/hatun kişi niyetine."
    ***
    Çok acı bir durumla karşı karşıyayız...Hocam eline sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Abidin Dağli :
    Lütfen hayvanlara hakaret etmeyelim Hayvanlar böyle şey yapmaz

    YanıtlaSil
  3. Durmuş Gökpolat :
    Başbakan Davutoğlu’na sesleniyorum medyanın veya kameranın önünde şov yapmayın bu ülkede acilen idam kararın çıkması lazım böyle şerefsiz cani köpeklerin ve pkk piçlerinde asılması için idam kanunun çıkması lazım kimseyi kandırmayın 12 haziran seçimlerde halkın önüne referandum sandığını koyun bu millet yüzde 80 evet oyla geçer şov değil icraat istiyor bu millet bu ülkede cani ve şerefsizlerin yaşama hakkı kadar namuslu ve şerefli insanların yaşama hakkı devlet tarafından korunması lazım milleti bu hükümete baskı yapmaya çağrı yapıyorum.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

“Kâh Çıkarım Gökyüzüne…”

Tahir Karagöz gençliğinin baharında yaşadığı olayı bizatihi anlatmıştı. Saadetin Kaynak’ın öğrencisidir. Müziği, besteyi, şarkı okumayı, ondan öğrenmiş, ses eğitimini onun yanında yapmıştır. Sonraları çok güzel şarkılara, çok güzel bestelere de imzasını atmıştır. Eserlerinde Kaynak’ın tesiri hemen göze çarpar. Mesela sözleri Yunus Emre’ye ait olan “Sordum sarı çiçeğe” isimli beste ona aittir. Tahir Hoca namıyla maruftur. Camii Musikisi üzerinde çalışmaları vardır. Gençliğinde nadir bulunan bir ses ve müzik eğitimine sahip olduğu için, özellikle mübarek gecelerde (kandillerde) zengin evlerinde ‘Mevlit’ ,’İlahi’, ‘Kur’an’ okumaya davet edilirmiş, o sıralarda Ankara Kale semtinde, Aslanhane Camii müezzini olarak çalışmaktadır.
Aslanhane Camii’ne yakın bir evde otururlar. O gün Ramazan’ın 27. Gecesi Kadir Gecesi kutlanacaktır. Ankara’nın Çankaya semtinde bir eşrafın davetlisidir. Hem oruç açılacak, hem de teravihten sonra Mevlit okunacaktır. Siyah takım elbiselerini, beyaz gömleğini, krava…

“Zeytindağı”ndan Cümleler; Falih Rıfkı Atay

Karargâh Kudüs’te, Zeytindağı’nın tepesindeki Alman misafirhanesinde idi. Şehre vardığım zaman iki gümüş çeyrekten başka param yoktu. Hemen karargâha yerleşmezsem, ne geri dönebilir, ne de otelde kalabilirdim.
***
Karargâha yirmi yaşında gitmiştim; şimdi yirmi dört yaşındayım. Ümit hayal ve iyimserlikten yoğrulan bu altın çağ, bir dede başı kadar yıpranmış, çileden geçmiş ve ağırlaşmış, onu omuzlarımın üstünde güç tutuyorum.
***
En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı.
***
Bütün devlet iktidarını teslim alıp da, hükümeti eski devir adamlarına bırakan başka bir devrin partisi tarihte görülmüş müdür, bilmiyorum. İttihat ve Terakki, Büyük Harbin ortalarına kadar, bir türlü sadrazamlığı kendine lâyık görememişti.
***
Muharrirlerden biri şair Abdülhak Hâmit’i tenkit eder. Hâmit, Sait Halim Paşa’ya sızlanır. O da Hikmet Bey’i çağırıp; -Bir gazetecinin âyan-ı kiramından bir zata dil uzatmak ne haddi? (Bir gazetecinin soylu bir kişiye dil uzatması ne haddine?…

Yalan ve Siyaset Üzerine

Yazının başlığı “Siyasette yalan caiz midir?” Umberto Eco, Tempo Dergisi.
Başlık dikkat çekici, okutmaya sevk ediyor kendisini. Yalan ve siyaset! ve siyasette yalan caiz midir?
Siyasetçiler her konuştuklarında mangalda kül bırakmazlar, konuşamayacakları bir konu, bilmedikleri bir husus yoktur. Maşallah bilgi küpüdürler. Acaba böyle mi?
Yoksa meşhur olan bir Türk sözünde “şeyh uçmaz, müridi uçurur” denildiği gibi, siyasetçinin taraftarları mı siyasetçiyi yalancı konumunda bırakır? Sustuğu zaman eleştiririz, konuştuğu zaman eleştiririz. Bir eylem yaptığı zaman, eylemsiz kaldığı zaman eleştiririz. Bu kaderidir siyasetçinin. Sanırım bu durumu da bilerek siyaset yaparlar. En sağından, en soluna kadar durum böyledir.
Layık olduğu için siyaset yapan (yaptırılan) kaç kişi vardır bilmiyoruz. Onlar televizyonlardan, röportajlardan uzak bir hayat yaşıyorlar. Tek işleri, kendilerine verilen görevlerdir. Sessiz sedasız işlerini yaparlar. Onlara sözümüz yoktur. Sözümüz, bilinen, tanınan daima göz önünd…