17 Mayıs 2017 Çarşamba

Politikacı – Devlet Adamı


‘Politikacı refleksiyle’ hareket eden kişilere değil, ‘Devlet Adamı’ ciddiyetiyle karar veren yüksek ruhlara ihtiyaç var. Devlet adamı, Allah adamıdır. Politikacı refleksli kişi şahsının, nefsinin, hissiyatının, vehimlerinin adamıdır. Örneklendirmeye gerek yok, her gün onlarcasını bilfiil yaşayarak görüyoruz, öğreniyoruz.

Korkularına hapsolmuş, geleceğinin esiri halinde hayatını idame ettiren bahtsızların, hele bir de toplumu idareye yeltenmeleri yok mu? Felaketler bunun üstüne bina edilir.

Felaketin örülmesi, politikacının toplu iletişim araç-gereçlerini ele geçirme hevesiyle başlatılır. Bu isteğin ardında, ‘toplum’u istediği gibi evirip, çevirip, istediği potada eritme emeli yatar. Şimdilerde, ‘toplum mühendisliği’ denen ve tamamı yalan ve haram çalışmalardan ibaret olan, heva ve heveslerin, egonun istediği şekillendirme çabalarıdır. Nefsinin yüklediği ve kendine tamamen ‘doğru’ gelen ve inadına ve hırsla yaptığı çalışmalar, toplumun inandırılması ve tâbi kılınması oranında felaket getirir. Bu çalışmalar, bireylerin körleştirilmesi oranında başarı sağlar. Hamurun olgunlaştırılması gibi, toplumun yalanla, yanlışla, belirsiz hedefle, anlamsız ve istikametsiz gelecekle yoğrulmasıdır toplum mühendisliği. Politikacının ise hep yaptığı budur. Bulduğu her fırsatta toplum önünde attığı diskurlar, hayallerini kabul ettirmeye yöneliktir.

Tabi, rakipleri de vardır politikacının. Onları alt etmek, onlardan daha ilerilerde olabilmek adına, ne yapıp edip rakiplerinin açıklarını aramak, özellikle bir gözünü onların yatak odalarından ayırmamak etkili bir yöntemdir. Örneklerini de gördük yakın geçmişte. Rakibin hatalarını yakalayıp fırsat bulunca da kamuoyuna açıklamak, ne o bilgileri toplayan zavallılara ne de emri verenlere asla şeref kazandırmaz. Zamanı gelince yaptıkları yanlışlar yüzlerine vurulunca utançtan toplum içine çıkamaz hal alırlar, elbette eğer utanma duygusu kalmışsa.

‘Politikacı’, merdivenleri çıkabilmek için ardında destekleyenlerinin bulunmasını arzu eder. Genellikle bu destek için, yabancı ülkelerin düşünürleri, sivil toplum örgütleri, üniversiteleri, devletin üst kademelerinde görevler yapmış ve hala etkili olan beyinleri, parasal kuvveti yerinde olan küresel devleri etrafına toplamaya çalışır. Yurt içi çalışmalardan evvel dışarılarda destekler aramaya koyulur. Ne var ki, bu faaliyetleri büyük bir gizlilik içinde yapar. Çünkü içeride duyulması halinde, milletin bu çalışmaları kabul etmeyeceğini bilir ve sıklıkla, millilikten bahseder. Böylece, yalnızca kendi başına ve halk içinden destekleriyle yolu çıktığını, yine yalanlarla topluma açıklamaya ve kabul ettirmeye çalışır.

Yazık ki, bu çalışmaları yapmayan, yapamayan politikacının, halk nezdinde başarılı olduğu söylenemez. Maddi gücü sınırlıdır. Basın-yayın organlarında kendine yer bulamaz. Üstelik küreselleşmiş hegomanlar, aleyhlerinde kuvvetli kampanyalar geliştirirler. Bu faaliyetlerin onlar tarafından yapıldığı da asla bilinmez. Kalemşorları, düdükleri onları gizleyerek vazifelerini gerçekten çok iyi yaparlar, zira bu konuda iyi yetiştirilmişlerdir.

Küresel emperyalist siyaseti en iyi uygulayan ülke İngiltere’dir. ABD’yi kullanarak, dünyanın hemen her köşesindeki olaylarda parmağı vardır. bugüne kadar hep geri planda kalır, ülkelerinde açmış oldukları kendilerine taraftar yetiştirmenin çabasında olurlar. Yetişen destekçilerini ise ülkelerinde en önemli görevlere getirmek, desteklemek politikalarının başlıcasıdır. Son günlerde bu siyasette bazı değişimler gözleniyor. İngiliz Başbakanı, Ortadoğu-ABD-Türkiye üçgeninde turlar yapıyor. Üst düzey görüşmeler tertipleniyor.. ne görüşmelerden haberimiz var, ne içeriğinden. Dikkatle bakanlar basında karartılmış üç-beş satırdan başka haber-yorum da bulamıyorlar. Neler oluyor? Üzerinde durulan konu Ortadoğu olunca, doymak bilmez çeteler bir bir su yüzüne mi çıkıyorlar? Mesela, çıkıp televizyon ekranından Atatürk aleyhine ağıza alınmayacak laflar edilmesi ile İngiltere’nin bir ilgisi var mıdır? Siyasette en önemli viraj, ancak ‘senin istediklerinin’ konuşulmasıdır. Böyle olmadı mı? Referandum tartışmaları, Suriye konuları, Rakka ve benzeri noktalara yapılacak askeri müdahalelerin dillendirilmesi, hükumetteki revizyon beklentileri ve özellikle İngiliz Başbakanın Ortadoğu-ABD ve Türkiye ziyaretleri ve görüşmeleri…. Bakın hiç birisi konuşuluyor mu? tek konumuz o densizler.

işte size ucuz siyaset ve siyasetçinin yaptıkları.

Bize, nefsi kazanç peşinde koşan politikacılar değil, Allah adamı olan devlet adamları lazımdır. O halde eğitimimizi, ekonomimizi, siyasetimizi, dış ilişkilerimizi, askerimizi, polisimizi… kısaca kendimizi; buna göre düzenlemeliyiz.

Havuç peşinde koşarak, günü kurtarmak bize göre değil.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder