30 Mayıs 2017 Salı

Karmakarışık


“Siyaset bilmeyen!” birileri, “C.B.’nin ABD’ye gitmemesi” gerektiğini söylediği zaman, kıyamet kopa yazdı. Söylenmedik laf bırakmadılar. En hafifi cehalet suçlamasıydı. Gerçi sonunda siyaseti kimin bilmediği ortaya çıktı lakin medyanın bir yanına bakınca öyle değil, büyük bir zaferden dönülmüş zannedersiniz. Bu ne banallik!.


Sonrası, başa dönüş.

Yapılan konuşmalar, geçmişin hatalarını örtme, yapılanları unutturma, hataları başkalarına yükleme faaliyetiydi.

Mesela, ‘yeni atılım süreci’ ne demektir? Tamamen önceden yapılanları eleştiri…

Başa dönüş olunca, eskiden yapılan hataların tekerrürü de kaderimiz olmalı. Nasıl ayağı kaymışsa evvelden, yeniden kaymayacağını söylemek iyi niyetlilik olur.

Zaten kimi cümleler, tekrara düşüleceğinin de göstergesiydi.

Üzerinden hafta bile geçmeden, kendi ağzından tam tersi cümlelerin deklaresi gösteriyor bunu.

‘Nokta olmaz’, ‘AB’siz olmaz’, ‘Stratejik ortaklık’, ‘Kadim dostluk’… Gibi laflar gösteriyor.

Yani, “ne derseniz o”. Manasından başka ne anlamalıyız?

Mesela şu ‘dostumuzu artırmak’ cümleciği. Neyi anlatır? Vaktiyle azaltılan dostlukları değil mi? Peki son Bir yılda hangi artırımı yapabildiniz dostluk artırımında? Hiç!.

Bunlara rağmen, sunum mükemmeldi. Renkli devrimlerin ihmale gelmez yaygarası kusursuz yerleştirilmiş, çığırtkanlar görevlerini eksiksiz yerine getirmişti. Göz boyamak için yapılan her şey olması gereken yeterlikteydi. Televizyon canlı yayınlarına yerleştirilenler görevlerini hakkıyla yaptılar. Her üç cümlenin içine ustaca oturtulan, “kurucu genel başkanımız” sözü, sanki yaklaşık üç yıldır siyasetten uzaklaştırılmış bir mağdurun hayat hikâyesi gibiydi. Tıpkı, ‘şiir söylediği’ için hapsedilen bir mağdurun öyküsünün tekrarı gibi…

Anayasa, kanunlar, teamüller bir yana, kurucu genel başkanın talepleri bir yana. Her şey ona feda olsun.

Bir saat Kırk altı dakikalık konuşmada ne söylendi, Seçim meydanlarında söylenenleri tekrardan başka, ne umut verildi, ne vaat edildi? Klasik siyasetçinin yaptıklarını anlatmaktan maada neler söylendi? Hani, çılgın projeler nerede, ecdattan miras büyük hayaller nerede.. Yok. Geleceği umutla kırbaçlamalar yoktu. Yorulmuş, neredeyse bitmiş bir ‘kurucu genel başkan’. Zaman zaman yükseltilen ses ile kalabalığın sloganlarına karışan kırılmış heyecanları kabartama arayışı, sessizce uzaktan izleyenleri sanki güldürüyordu.

Terör örgütleri aleyhinde söylenen sözler de muhalefeti güldürdü. Hem yap, hem suçu muhalefete at. Bu cinliktir?

Cezaevindeki HDP eş-başkanı Demirtaş’ın, kongrelerine gönderdiği mesajda, ‘ortak vatan’dan bahsetmesi, konfederal bir yapıyı anlatıyordu. Klasik AKP rabiasındaki (parti tüzüğüne de kaydedilen) ‘tek vatan, tek devlet, tek bayrak’ söylemi ne anlatıyor acaba? Aralarındaki fark nedir? Bilemiyoruz.

Bekleyip göreceğiz.

Dualarımız, devletimizi yönetenlerin, basiretinin açık olması, hatalara, kandırılmaya kapalı olması yönündedir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder