25 Mart 2017 Cumartesi

Avrupa’nın Yaptıkları


Günlerden beri tek konumuz var; Almanya ve Hollanda’nın iktidar mensuplarının, o ülkelerde yapmak istedikleri ‘Evet’ propagandasına izin vermemesi, kiralanan salonların izinlerinin iptal edilmesi, son olarak propaganda için Hollanda da bulunan Bakanın, büyükelçilik binasına alınmaması ve sınır dışı edilmesi.

Fikrimizi baştan söyleyelim de, kimse yanlış düşüncelere kapılmasın: adı geçen devletler tarafından yapılanlar kabul edilemez. Hele hele, konsolosluk veya büyükelçilik binalarına bakanların sokulmaması adeta faşizan bir baskıdır. Üstelik yapılanlar kendi ülkelerinde Faşist-Nazist, ırkçı oluşumların güçlenmesine neden olabilecektir ki, bunu zaman gösterecektir.

Nitekim Hollanda devletinin uygulamalarına teşekkürlerle cevap veren ve destekleyen ırkçı siyasetin lideri Geert Wilders’in twitterde yayınladığı mesajları 2 Milyon civarında beğeni almakta ve reetweet yapılmaktadır. Değerlendirmelerde yalnızca adı geçen lideri alırsak yanılırız. Müslümanlara karşı istemezük cephesi daima taraftarlarını artırmaktadır. Burada NEDEN? Sorusunu sormalıyız. Neden, bulundukları her yerde yüksek kabul görmesi gereken Müslümanlar, istenmemektedir? Araştırılması, incelenmesi ve üzerinde onlarca rapor yazılması gereken bir konu. Üstelik yalnızca, Hollanda ve Almanya’da değil, hemen tüm Avrupa ve ABD’de. Bu aşamada iğneyi biraz da kendimize batırmamız icap edecektir.

Seçmen davranışları incelendiğinde, özellikle Türkiye’de büyük ağızların ve devletlerin dayatmalarının aksine hareket edildiği ortaya çıkar. 12 Eylül ihtilalinden sonra yapılan ilk seçimlerde, devrin adamı Kenan Evren’in işaret ettiği siyasi partiyi ezici çoğunlukla Anavatan Partisi geçmişti. İşaretin zıddına çıkmıştı sonuçlar. Yine, 2015 genel seçimleri öncesi Genel Kurmay Başkanı’nın “ben yazdım” dediği bir bildiri yayınlanmıştı, bu bildirinin de sonucu AKP’nin çoğunlukla kazanmasına sebep olmuştu.  Aynı durum 7 Haziran 2015 seçimlerinde de görüldü. C.B. devlet imkânlarını kullanarak yaptığı propagandalarda, “400 milletvekili” istemesine rağmen, mecliste çoğunluğu kaybetmişti.

Aynı durum Almanya ve Hollanda’da olacaktır ve bilinçli olarak yapılmıştır. Yasalarına aykırı olmasına, aklı eren makul vatandaşlarının fikirlerine ters olarak Türk Bakanların ülkelerine gelmesine karşı çıkmışlardır. Bakınız televizyonlara, radyolara, gazetelere bunlardan başka haber, yorum yok. Daima mağduriyetten nemalanan Ak-parti bu seferde Avrupa’nın yaptıklarından mağduriyet çıkartmış ve her konuşmalarına konuyu ustaca yerleştirmişlerdir. Almanya ve Hollanda’da yapılan yasaklamalar, oralarda referanduma katılacaklara, inadına evet vermelerini sağlayacaktır. Çünkü bu yapılanlardan sonra ‘evet’ demenin bir vatanseverlik olduğuna inandırılmışlardır. Doğrusu iktidar mensupları da bu durumu, sahip oldukları büyük medya gücünü arkalarına alarak, evet lehinde kullanmışlardır.

Bu duruma bilinçli getirilmiştir. Çünkü Avrupa, Türkiye’de rejimin değişmesini istemektedir. Hayallerini demokratik kurallarla işleyen bir meclisten sağlayamamışlardır. Tek adam rejiminde rahatlıkla amaçlarına ulaşacaklarını sanmaktadırlar.

Adamlar Türk Milletinin karakterini bizden iyi biliyorlar. Nasıl davranacaklarını, nerede neyi nasıl yapmaları gerektiğini ezberlemişler.

Tüm bu olanlardan sonra, Avrupa’dan ezici çoğunlukla evet gelmesi beni şaşırtmayacaktır.

Not: Türk Dış Politikasının iflası zamanlarını yaşıyoruz.

Böyle bir Dış İşleri Bakanı olursa, başımız dertten kurtulmaz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder