17 Aralık 2016 Cumartesi

Memleket Kan Gölü, Biz Referanduma Kanatlandık!..


Bir yandan iktidardakiler bütün güçleriyle, halkoyuna sunulacak anayasa değişimi için propaganda faaliyetlerine hız verdiler, diğer yandan, propaganda hedeflerinin Milliyetçi-Ülkücü taban olduğu anlaşıldı. Sanki diğer seçmenler hazır onların emir eri. Böyle olmayacak tabi, her seçim tahmini ve çalışmaları ayrı veriler üzerinde yoğunlaşır. Kazanan ille de doğru yaptı, isabet gösterdi gibi övgülere mazhar olsa da, kaybedeni olmayan sonuçtur halk oylamaları. Nihayetinde, ortaya çıkan sonuç uygulamaya geçildiğinde, milletin tamamını kapsayacaktır.

Muhalefet olmak değil, sunulan öneriye karşı fikirlerimiz olduğu için, ‘hayır’ cephesinde yer alıyoruz. Oluş ve gelişme seyri, kuşkularla dolu bir tasarı çünkü. Hayatının bütün zamanlarında, hem Başkanlığa, hem de Tayyip Erdoğan’a kuvvetli muhalefet yaptıktan sonra, bir kere bile ağıza alınan o laflar ağızdan çıktıktan sonra, nasıl olur da, 180 derece çark edilerek, başkan yapılmak istenen kişinin, fikirleri savunulur olur!. Anlamak zor.

Bizim mahallenin kafası gerçekten karışık. Mesela, ‘terörü bitirmek için’ başkanlık isteyenler varmış. Gülmemek için zor tutuyorum kendimi. Ne alakası var!. Terörü yapan var, ikincisi terörü yaptıran var. Teröristin elinde, terör araçları olan silahları var, bu silahları temin edenler var. Terörü bitirmenin ilk şartı nedir derseniz; başka ülkelerdeki terör gruplarını desteklememektir deriz. Ayrıca, birlikte yola çıktığın kişinin, geçmişindeki yalpalamalarının olmaması veya hiç olmazsa az olması gerekir. Üçüncüsü, kör ideolojilerin esiri olup, beynini bir türlü oralardan koparamayanların, sağlıklı politikalar ortaya getirmeleri de mümkün değildir. Nitekim yıllardır bu durumu ayniyle yaşamaktayız. Oslo’yu, Habur’u, Diyarbakır meydanlarını, megri-megri’yi, Türk’ü dağlardan, taşlardan silme girişimlerini (daha yüzlercesi)… Unutmak mümkün mü? Bu uygulamaları yapanlar mı terörü bitirecek? Güldürmeyin Allah aşkına.

Şimden sonra karşılıklı fikirler söyleme ve karşıyı mat etme çalışmaları dönemine giriyoruz. Sosyal medyada fikirler uçuşuyor. Yandaşlar ve yandaşlara yanaşanlar gruplarını kuvvetlendirmek ve referandumu kazasız savuşturmak heyecanındalar. Bu maksattan olarak, kıymetli bir kardeşimizin sosyal medya yazısını ayniyle alıyorum. Belki, bu yazıdan ilham alanlar da ellerine kalemi alırlar.

Bundan böyle söz bizimdir;

Buyurunuz:

“Diyorsunuz ki biz terörle mücadele edilsin diye başkanlığa onay veriyoruz yani devletin bekası için iktidara destek oluyoruz.

Hatta daha da ileriye gidip iktidarın sizin çizginize gelip "millileştiğini" iddia ediyorsunuz.

O halde şu sorulara cevap vermeniz gerekir:

- Dün ak dediğine bugün kara diyebilen yapıda olan iktidarın yarın aynı şekilde davranmayacağının garantisi nedir?

- Tayyip beyi başkan seçtirdikten sonra yani diğer bir ifadeyle köprü geçildikten sonra sizi dikkate alacağı vehmine nasıl kapıldınız?

- Yasama, yürütme ve yargı erklerine hükmeden bir iktidar oluştuğunda sizin mevcudiyetinizin manası nedir?

- Ülkenin ileride federatif bir yapıya götürülmeyeceğinin garantisi var mıdır?

- Madem iktidar sizin çizginize gelip millileşti. O halde sizin parti olarak kurumsal kimliğinizin bir anlamı kalıyor mu?

- Başkan yardımcılığı teklifi gelirse kabul eder misiniz?

v.s gibi soruların cevaplandırılması şarttır.

Bugüne kadar başkanlığa haklı olarak şiddetli muhalefet eden ve iktidarı eleştiren bir partinin bugün aynı iktidarı desteklemesi ve başkanlık konusunda mutabakata varmasını "devletin bekası"na bağlamak çok inandırıcı durmuyor.

Hiçbir siyasi parti devletin bekasının kahyası olmadığı gibi devletin bekasını savunmak da politikacılara kalmamıştır. Devleti sürdürecek olan yegane kuvvet milletin iradesi ve onun iradesini gösteren erklerdir.

İleride yaşanacak gelişmeler kimi haklı çıkaracak bunu elbette temaşa edeceğiz ama görünen köy kılavuz istemiyor.

"Başkanlık olunca şehit vermeyeceğiz" diyen kafa yapısı nasıl hem kendini hem de milleti uyutmaya yönelikse MHP'nin başkanlık konusundaki tavırları baştan beri sorunludur ve tabanını uyutmaya yöneliktir diye düşünüyorum.

Mevcut siyasi konjonktür ve yaşanan gelişmeler ülkenin büyük bir hızla uçuruma gittiğini göstermektedir ve işin acı tarafı bu duruma milliyetçi cenah da "devlet bekası" gerekçesiyle destek olmaktadır.

Çok bariz bir şekilde ülkemizde "kaht-ı rical" sorununun olduğu ortadadır. Ehliyet/liyakata dayanan, akıl ve bilimle yoğurulmuş vatansever kadroların siyasetin dar kalıplarını bir tarafa bırakarak birleşmeleri ve sorumluluk alarak siyasete müdahil olmaları gerekiyor.”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder