23 Ocak 2016 Cumartesi

Bidden, PKK, MHP, BOP ve Bilmiyorum!...


Bidden Bey’in gelişinden itibaren,

Kürt politikasında, doğrusunu şöyle söyleriz PKK politikasında acil bir değişikliğe gidilecektir.

Değişiklik dedikse,

Eskiye acil dönüş diyebiliriz.

Zaten, bizimkiler de böyle bir vesile bekliyorlardı.

Yok, silahları bırakacaklardı, yok, yurt dışına çıkacaklardı gibi anlamsız laflar yine söylenilmeye başlanıldı.

Bidden efendi, sen ne büyük bir As Başkan’mışsın…

Bizdeki Eş Başkan(lar) hemence ne demek istediğini anladılar da, senin bile söylemekten imtina ettiklerini uçak yolculuğunda bile olsa söylediler.

Ah,

Ah, dünya reisi olduğuna inanılan yüce devletin ikinci başkanı ah…

Bir toplantı yaptın, çağırdıkların yalnızca PKK’lılardı… Anlayamadığım bir konu şudur;

Niçin, MHP’den çağırdığın kişi O. Vural’dı?  Reddedileceğini varsaydığın için mi çağırdın, yoksa emrinden çıkmayacağını düşünerek mi çağırdın? Bu konu MHP içinde tartışılacak, nasıl tartışılacak, niye tartışılacak bilmiyorum, ama tartışılacak. Bir de, o toplantıya katılmamak, parti merkezinin kararı mıdır? Bu da tartışılacak.

Şimdi şu konuyu tartışmaya açalım:

İki partili bir Türkiye özlemi var özellikle ABD gibi devletlerde ve an itibariyle Türkiye’yi yönetenlerde. Ancak, yanlış algılanan konu şudur: birinci parti iktidardaki AKP ise, ikinci parti CHP değil!... HDP’dir. HDP’nin Türkiye partisi olduğu, ekranlarda saz çaldırıldığı, Cumhurbaşkanı adayı yapıldığı, neo-liberallerin, romantik solcuların desteklediği şu anki siyasi parti HDP’dir. Ve ABD ikinci adamının toplantıya çağırdığı isimlere bakınız. Sözlerimiz çabuk anlaşılır. Çağrılanların tamamı PKK’lı olanlardır. Peki, bu çağrıların içinde O. Vural’ın ne işi vardı? Sanırım, katılmayacağını hesap edemediler.

Katılsaydı ne olurdu?

1. Katılmış olsaydı, belki Türk milliyetçilerinin fikirlerini anlatabilirdi. Bunun ne faydası olurdu? Bence hiçbir faydası olmazdı. Dinleyenler bile olmazdı. Hatta dinleyeceğini söyleyen başkan yardımcısı bile dinlemezdi. Çünkü toplantıya MHP temsilcisi figüran olarak çağrılmıştı.

2. Katılmış olsaydı, diğer katılan PKK’lılar tarafından provake edilebilir ve kavgaya neden olabilirdi. Bu kez, kavgayı MHP’li bir kişinin çıkardığı propagandası bütün gazetelerde yayınlanır ve yenilgi kesin olurdu.

Ben diyorum ki,

1. iyi ki, katılmamış. Her halde kavgadan uzak durmak ve/veya kavgadan uzak durmaya çalışmak iyidir.

2. İyi ki, katılmamış. Yüksek siyaseti okumuş olmak ve ona göre tavır almak önemlidir. Yanlış bile olsa, inandığını uygulamak, zaman gelir doğrulanınca, hakkı verilir.

Doğrusu,

ABD çok acemice hareket ediyor. Bir yandan Türk siyasetinden MHP’yi ekarte etmeye çalışırken, HDP’yi Türk solunun tek temsilcisi seviyesine yükletmek istiyor. Diğer yandan PKK’yı güya düşman ilan ederken, PKK’nın Suriye temsilcisini, ABD’nin kara ordusu ilan ediyor. Bu kadar yanlışı, ancak bir ilk mektep talebesi yapabilir ki, Biden efendi henüz ilk mektebe bile gidememiş gibi duruyor. MHP temsilcisinin çağrısına katılmamasını bile izah edecek durumda değil.

Bu kadar büyük bir devletin bu acemilikleri, akıl almaz derecede.

Hele, hele… Misafiri olduğu bir devlette, en yetkili kişi ile görüşmeyi sona bırakmak demek, artık senden ümidimizi kestik manasına bile gelebilir. Bunu bile yanlış yaptılar bence…

ABD durmadan yanlış yapıyor, elindeki maydanozları görüp, peşlerinden koşuşturanlara bir sözümüz var;

 Sakın ola ki, maydanoz olarak gördüklerinizin, zehirli ot olduğunu hatırlatmadınız demeyin.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder