4 Aralık 2015 Cuma

‘İdeloji’sinin Körü, Paraya, Makama Kavuşunca…


Gözü kör olsun şu ideolojinin, şu yandaşlığın. İnsana doğru dürüst düşünme zamanı bile tanımıyor. Varsa yoksa ideolojisinin yörüngesinde ve onun menfaatleri doğrultusunda düşünüp, sonuç çıkartacaksın. Bir örneğini birlikte inceleyelim:

İbrahim Karagül, Yeni Şafak Gazetesi genel yayın müdürü. Vaktiyle yine aynı gazetede yazdığı muhteşem, Ortadoğu ve dış politika analizlerini hatırlıyoruz. Ne olduysa, gazetede idari göreve geldikten sonra oldu. Yazılarının konusu, dokusu, gidişatı, varacağı sonuç, vermeye çalıştığı mesaj hemen değişiverdi.

Şimdi son yazılarından birine bakalım: şu paragrafı yerleştirmiş:

“Coğrafyamız yüz yıl sonra ilk kez derin bir parçalanma yaşıyor. Hiçbir ülke bu senaryonun dışında değil. Kuzey Afrika'dan Pakistan'a hatta Endonezya'ya uzanan geniş coğrafyada büyük oranda haritaları değiştirecek küresel bir proje uygulanıyor. Bütün kimlikler ayrışmaya ve çatışmaya ayarlanıyor.”

Tamam, ayniyle katılıyoruz.

Ama bununla sınırlı değil, makalesine giriş cümlelerinden biri de şu: “On üç yıldır sağlam adımlarla devam eden büyük yürüyüş, büyük dönüşüm, Üçüncü Altın Çağ'a yöneldi. Daha büyük düşünme, daha cesur hareket etme, o büyük yürüyüşü daha da hızlandırma dönemi başladı.”

Bu ne tenakuzdur Sayın Yönetmen?

‘Coğrafyamızın Yüz yıl sonra ilk kez derin bir parçalanma yaşaması’ hangi olayların nasıl gelişmesi, kimlerin kimler tarafından kullanılması sonrası yaşanmıştır? Sorusunu asla cevaplayamıyor, cevaplayamıyorlar. Es geçiyorlar. Ya idrak edemiyorlar, ya da ideolojilerinin, inançlarının, maddi kazanma hırslarının esiri oluyorlar.

Bu ne aymazlıktır, bu ne körleşme, bu ne körlüktür? Aynı makalenin bir altındaki cümle ile bir üstteki cümle nasıl bu kadar çelişir. Hem “son On Üç yıldır sağlam adımlarla devam eden büyük yürüyüş” diyeceksin, hem de “Yüz yıl sonra ilk kez derin bir parçalanma yaşıyor” diyeceksin. Nereye koyalım, nereden çıkartalım, hangi sonuca varalım? Ya kafanız karışık, ya da yemeye mecbur ediyorsunuz.

Yazının bundan sonraki satırlarını okumaya gerek görmedim. Ne yazdığından haberim yok. Okumaya da lüzum yok. Niye okuyayım? Ne anlatacak bana?

Aslında inançlarını idelojileştirmiş, idelojisine tanrı gibi bağlanmış kişilerin yazılarını okumamalı, sohbetlerini dinlememeli, yanlarına bile yaklaşmamalı…

İşte durum ortada. Hem sağlam adımlarla gidiyorlar, hem de son Yüz yıldır parçalanmanın zirvesi yaşanıyor. Neyin uğruna parçalanma? Elbette BOP aşkına. Parçalayan başkan ise, BOP eş başkanı. Bunlardan bahsetmiyorlar, bahsedemiyorlar. O kadar yürekleri yok. O kadar cesaretleri yok. Ne uğruna? Sırf, oturdukları koltuklar, kazandıkları paralar uğruna.

Yazıklar olsun.

Tamam;

Doğruları söylemek zordur, olması gerekeni ısrarla anlatmak zordur, karşının bilmediğini ona öğretmek belki de mümkün değildir.

Lakin biliriz ki, şartlar ne olursa olsun, doğruyu haykırmak insanın görevidir. İmkânı varken doğruları söylemeyene de insan demek mümkün değildir.

Evet, Sayın Yayın yönetmeni, Yüz yıl sonra ilk defa parçalanmanın eşiğinde miyiz, yoksa On Üç yıldır sağlam adımlar gidiyor muyuz?

Haydi, bir daha tekrar et, hangisi?

Ama İnsan’ca!...




2 yorum:

  1. İlhan Yalçın :

    "Yüz yıl sonra ilk defa parçalanmanın eşiğinde miyiz, yoksa On Üç yıldır sağlam adımlar gidiyor muyuz?" sorunuzun cevabını ben vereyim Hocam...
    Dünya parçalanıyor, biz ise sağlam adımlarla koşuyor, büyüyoruz (!)

    YanıtlaSil
  2. H Seval Poyraz :

    BOB un hedefini çizenler,piyon olanlar belli belli olmasına ya,sonradan değişenler ne karşılığında satın alınıyorlar ki?

    YanıtlaSil