8 Aralık 2015 Salı

Ehliyetli Seçmen!.


Hayatın bütün alanlarında dikkat edilmesi gereken ilk husus ehliyettir, liyakattir. İş, ehil olanlara teslim edilmelidir. İşbaşına getirileceklerin ehliyeti kadar, işbaşına getireceklerin de ehliyetli olmaları bahis konusudur. Nasıl ki, fırınında ekmek ustası çalıştıracak kişi, çalıştıracağı kişiyi o işi iyi bilenler tarafından seçilmesini isterse, onlara danışırsa herhangi bir işin başına getirilecek kişilerin de, ehil seçiciler tarafından yapılması zarurettir. Aksi halde, işi bilmeyenler, işle ilgisizler, havailer, daima şahsi menfaatlerini göz önünde tutanlar, har vurup harman savuranların işbaşı yapması kaçınılmaz olur. Bu durum ise, bir milletin felaketinin başlangıcı olur.

Öyleyse, seçicilerin liyakat sahibi olmaları ilk şartlardandır.

“İyi ama demokrasi”.. Aması maması yok. Durum budur. Demokrasi lakırdılarıyla geçirilecek zamanımız yoktur. İş, demokrasiyi uygulamaksa, seçimi de demokrat ve demokrasiyi içselleştirmişler yapacaktır o kadar. Adalet duygusuna sahip olmayanlardan, adil davranışlar beklemek beyhudedir.

“Muhakkak Allâh emanetleri ehillerine vermenizi ve insanlar arasında âdil olarak (herkesin hakkını vererek) hükmetmenizi emreder.” (Nisâ’ Suresi/58)

Görüş, duyuş, düşünüş ve kavrayışın mükemmelliği ancak bilebildiğin kadarına eştir. Ufuk çizgisi ne kadar uzaktaysa, kavrayışın da o nispette uzaklara ulaşabilir. Ve ufuklar, kişinin kendini bilmesine paralel olarak genişler, yücelir. İşte o zaman attığını vuran usta avcıdır, kararları isabetli, işleri dirayetli, sonuçları hayırlıdır. Tersi, ehil olanın karşılığı olan cehil halidir. Adımları yanlıştır, hedefleri boştur, yemeleri hoştur, vermeleri yoktur, hep bana, hep bana halinin hamallarıdır. Kararları kötüdür, gidişatı fecaattir, sonuçları şerlidir.

‘Cumhuriyet’ sistemi şimdiye kadar bulunmuş en iyi yönetim şeklidir. Atatürk, “cumhuriyet fazilettir” özdeyişi ile hakikati vurgulamıştır. ‘Sürü’ olmaktan kurtulan insanların, şuurlu varlıklar olarak, hür iradeleri ve vicdani kanaatlerinin öz hâkimiyetiyle işbaşına getirdikleri vekilleri tarafından işlerin yürütülmesi sistemidir. Düğüm de buradadır. Ehil olanın seçimi, ancak ehil ellerle yapılabilecektir. ‘Demokrasi’, yönetime getirilecekleri, halkın  tamamının katıldığı oylamalarla seçilmesi sistemidir. Seçimler sırasında bir kısıtlama getirmek, bugüne kadar düşünülmemiş (düşünülse de başarılamamış) bir sistemdir. Belli bir eğitim, belli bir hayat tecrübesi, belli bir mesela vergi verme, üretime katılma, tüketimden kısma, tasarrufa meyletme gibi kıstaslar belirlenerek, seçimlere katılacakların tespiti mümkün görülmektedir. İyi olanı, kötü kalpliye gösteremezsiniz. Onun hülyası olanlar, düşük seviyededir. Ulvi hedefler ancak, ahlakı tam, dürüstlüğü tescilli, iradesi sağlam beyinler tarafından takip edilebilir. Gayrısı heva ve hevesleri peşinde koşan eksiklilerdir. Bu sebeple, toplumun tamamının seçimlere katılması gibi bir lüksü vatandaşların tamamına yaşattırılması demokrasi değil, ancak demokrasiyi bozucu etkiler yapar. Ayrıca, anlayamadığı halde oy vererek desteğini ortaya koyan ve sonradan oy verdiklerinde ortaya çıkabilecek olumsuzluklar, anlamadan oy vereni huzursuz edecektir, ıstırap duyacaktır, pişman olacaktır. Nitekim Peygamber’imiz (SAV) “ehil olmayana hikmeti söylemeyin, ona zulmetmiş olursunuz” buyurmuşlardır. Ehil olmayandan istenecek iş, sonu karanlık ve kolaylıkla düzeltilemeyecek yaralara sebep olabilecektir.

Nasıl yapılacak?

İki yoldan bahsedilebilir. Birincisi, seçmenin ehil hale getirilmesi. İkincisi, ehil olduğu kabul edilebilecek kişilerin seçmen olarak belirlenmesi.

Birinci yol çok uzun ve çok pahalı bir yoldur ve hatta ulaşılması imkânsıza yakındır. İkinci yol ile işe başlamak en doğrusudur.

Biliyorum, bize antidemokratik, faşistlik suçlamaları yapılacak. Bildiğimiz için de o kadar rahatlıkla fikrimizi açıklıyoruz. Eğer bir yanlışlık işleniyorsa ülkede ve bu yanlışlık ısrarla devam ettiriliyorsa, bilinsin ki, bu durum ehil olmayan seçicilerin iş başına getirdikleri sebebiyle olmaktadır.

Bir yöntem bulunur ve öncelik, seçicilerin seçimine verilir. Ve onların seçeceklerinin yönetiminde yeni, yepyeni bir hayata merhaba diyebiliriz.

Sonumuz hayır olsun…


3 yorum:

  1. Fatih Serdar Akıncı :
    Bazı alanlarda yaş sınırı yerine "zeka seviyesi sınırı" ölçüt alınmalı

    YanıtlaSil
  2. Halil Kaya:
    Muhterem dostum,tam da benim söylemek istediğim,ama söyleyemediğimi dillendirmissiniz.Bir zaman,bir manken kızın oy'unu onemseyen bir sözü linç vesilesi olmuştu.Araştırdım,kızın öğrenim düzeyi hiç de fena degil.Ana o seçmen dalkavukluğu yok mü?Ülkenin yaşadığı en büyük açmaz.Kurnaz politikacı o dalkavukluğu olabildiğince sergiler,ülke umurunda olmaz.Seçmen nasıl herşeyin iyisini bilebilir?Bu seçmen sandıkta kirlilik ibra ediyor,ülkeye rejim devşirmeye teşebbüs ediyor,toprak bütünlüğünü etkileyecek sonuçlara karar verebiliyor.Peki bunların ne anlama geldiğini bilecek kadar irfana,analiz yeteneğine sahip mi?Bunların seçtiği,kabul ettiği yasa'yı yorumlama yeteneğinden dahi mahrum ise,seçenin niteliğini sorgulama vakti gelmedi mi artık?

    YanıtlaSil
  3. Baştan sona haklısınız. Yorumcular da haklı da bu "dalkavuk seçmen" herkesin işine geliyor. Dükkanındaki motor yağının satılması için Tayyibe oy verilmesini savunan -ki seçimde oylanan Davutoğlu idi- seçmen profili yine seçici olarak seçileceğine göre sizin son cümleniz duamız olacak.. Sonumuz hayır olsun…

    YanıtlaSil