11 Aralık 2015 Cuma

Bağımsızlık Düşüncesi, Allah’ın Lütfudur…


“Bir bakınız Ortadoğu’ya. Her kafadan çıkan seslerin verdiği rahatsızlık, nerdeyse dünya çapında yayılmakta. Ve hepsinin tek ısrarı var. ‘Benim düşüncem, benim imanım doğru’. Birisi Allahuekber diyerek silahını ateşliyor, diğeri Allahuekber diyerek kelle kesiyor. Ne garip bir durum. İzahı zor.”

“Ortadoğu’dan hareketle ilim ve medeniyet” başlıklı yazımızda bunları söylemişiz.

Şimdi şu iki cümleyi okuyalım:

“ABD başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti’nin aday adayı olan emlak imparatoru Donald Trump terör belasından korunmak için tüm Müslümanların Amerika’dan kapı dışarı edilmesini önerdi.”

“NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, ittifakın IŞİD’e karşı savaşmak üzere Suriye’ye asker göndermeyeceğini açıklarken “Bu savaşta Müslümanlar ön cephede, kurbanlar Müslüman. Bu mücadeleyi onlar için yürütemeyiz.” Dedi.”

“Stratejik Derinlik” dehalarından nasip-dâr olmadığımızdan, yüksek politikanın! Ne demeye geldiğini, neler anlatmak istediğini de pek tabi anlayamıyoruz.

Bizimkisi ‘bodoslama’ tabir edilen cinsinden olacak. Şöyle düşünüyorlar:

-“Mahallenin itleri kavgaya girmiş, bırak kırsınlar birbirlerini.”

Dert bizim. Dert bizimle. Dermanı, ABD’lerde, NATO’larda aramaya lüzum yok. Yine kendi derdimizde arayacağız çözümü. Çünkü şifa, derdin mütemmimidir. İlaç, derdin içinde gizlidir.

Hiç istemediğimiz halde bir Rus uçağının düşürülmesine sebep oluyoruz. Böyle olmasını istemediğimiz halde yine kendi maharetimizle Suriye Türkmenleri üzerine bombalar yağıyor, asla istemediğimiz halde Türkiye içeriden parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya… hem istemiyoruz, hem de gelişen olaylara sebep oluyoruz. Anlaşılması zor durumlar. Beynimizin içinde başkalarının iradesi mi var yoksa? Elektronik güçlerle gönderilen sinyallerin, beyin çalışmasında arızalar yaptığı ve sinyal gönderenin isteği doğrultuda faaliyete geçtiği tartışılan bir husustur. Başarılı ilim adamlarına, işini doğru dürüst yapan mühendislere, bagajında çok kıymetli yolcular taşıyan uçak pilotlarına, aradığı adresi bulmaması gereken karanlık casuslara uygulandığı varsayılan beyin faaliyetlerinin felç edilmesi hususu, acaba bizi idare edenlere de mi uygulanmıştır? Sormadan edemiyoruz.

Son aylarda Güney Doğu’muzda meydana gelen terörist faaliyetlere bir anlam vermek ne kadar zor. Mantarın yayılması gibi bir anda oluverdi her şey. Hazırlanan ortamı analiz eden yok artık. O aşamayı çoktan geçtik.

Kanallar kazılmış, hendekler açılmış, bombalar yerleştirilmiş, silahlar döşenmiş, savaşçılar yetiştirilmiş… biz burada suçluyu değil aramak, kendi derdimize düşürülmüş, nasıl bu beladan kurtulmanın telaşındayız. Yakılan kültür eserleri, yıkılan evler, tarumar edilen ormanlar, hançerlenen sineler, yollara vuran göç kervanları, ailesini terk eden genç fidanlar, devletine karşı silahlı direnişe geçen terör örgütü mensupları… say sayabildiğin kadar.

Artık, suçlu aramanın bir anlamı yok. Bu beladan nasıl kurtulacağız derdindeyiz.

Dedik ya, kolay.

Derman daima derdin içindedir. Uzaklarda aramaya gerek yok.

Öncelikle yanlışları tespit etmeli, öncelik sırasına göre listelemeli. Yapılan hatalardan dönülerek, gereği duraksamadan uygulanmalı. Hepsi o kadar.

İlk bakılması gereken yer ise, Suriye ve üzerinde uygulanan hatalı politikalar.

AB’ye, ABD’ye, NATO’ya güven ve onların sözünden çıkmama inadından vaz geçme ve bağımsız Türk-Atatürk politikalarına geri dönüş.

Unutulmasın, güvenilen dağlara zamanı gelince kar yağar.

Unutulmasın, Türk’ün, Türk’ten başka dostu yoktur.


1 yorum:

  1. Mehmet Kınacı ;

    Biz NATO üyesi değil miyiz?Nato komutanı aynı zamanda NATO orduları komutanı değil mi??NATO mermer NATO kafa!!!

    YanıtlaSil