8 Eylül 2015 Salı

“Kara Ordumuz”


Son olarak Başbakan’ın ağlayarak mesajını iletmesinin hiçbir anlam ifade etmediğini belirtmeliyiz. Ağlamak için değil, yönetmek için gönderildiğini birinin hatırlatması lazım. Evet, ağlamak insani bir haldir. İnsan olan ağlar ancak.  Evlatlarını şehit verdikten sonra değil, şehitler henüz gündeme gelmezden evvel ağlayan başbakanlar lazımdır. Ki, bunun içinde zamanında tedbir almak, geleceği gözetmek, ihtimalleri sıralamak ve karar vermek vardır. sen vaktiyle bunları yapma, yapmak isteyenlere mani ol, şehitlerin sayısı yükseldikçe de milletin önünde ağla. Olacak şey değil. Peki ağlarken ne söyledi? Söylediklerinde insanların hislerine hitap etmesi, duygularını yükseltmesinden başka ne var? Hiç. Mahalle kahvesindekilerin yaptığı sıradan konuşmalar anlamını geçemedi. Başbakan olarak sen vaktiyle ağlayacaksın, yorulacaksın, uykusuz kalacaksın ki, millet ağlamasın. Senin şimdi gözyaşlarına boğulmanın hiçbir anlamı yok. Kimseye yaptığınız hataları unutturamazsınız.

“Kandırıldık” lafını hatırlıyoruz. Meğer bunlar ‘kandırılmaktan’ bıkmamışlar. PKK terör örgütünün yollara, geçit alanlarına döşediği mayınlar, tonlarca patlayıcıların suçunu da TSK’ya yüklediler. Neymiş, Genel Kurmay, PKK’ya karşı savaşmayalım diyesiymiş. Ve bu sebeple askeri kışlaya tıkmışlarmış. Vurguladığı bu!. O kadar pişkinler, o kadar rahat yalan söylüyorlar. Yüzleri de kızarmıyor.

Bir kere kiminle savaş halinde olduğunuzu bilin. Yıllardır tekrarladığımız şudur. PKK denen terör örgütü taşerondur. Ücretini alarak üzerine ihale edilen görevi yapıyor. Hedef Türkiye’dir. Hani vaktiyle, BOP Eş-Başkanlığını itiraf ettiğinde, karşı duranlara, bunun millilik olduğunu filan anlatıyorlardı. Ortadoğu’ya huzur getirmek olduğunu pişkince anlatıyorlardı ya, şimdi de benzer halet-i ruhiye içindeler. Nasıl olur? Yöneticisi olduğun ülkeyi parçalamak isteyen bir proje de başkanlık yaparsın? Diye düşünen yok. Sizin hakkınızdan Aylan’ bebekler gelir. Gaflet halindeki milletten bir şey beklemiyoruz artık.

Düşmanın başı, ‘kara ordumuz’ diyeli ne kadar zaman geçti? Ve bu zaman içinde aldığınız tedbirler nedir? Neler yaptınız? Seçim kazanma derdine düşürüldükten sonra, ülkeyi de unuttunuz. Milleti de unuttunuz. Haydi itiraf ediniz. İlle de 400 vekil olacak!. Ne yapacaksın 400 vekili arkadaş? 400 vekili aldıktan sonra da söyleyeceğin şudur. 550 vekil isterim. Çünkü sen karşında muhalefet adına konuşanları, karşı fikirler üretenleri istemiyorsun. Tek sesli, tek fikirli stabil bir halk, üretmeyen bir millet istiyorsun. Nasılsa sana eş başkanı olduğun politikalar tarafından yeni yeni fikirler deklare ediyorlar. Düşünene de, fikirlerine de karşıyız.

Hem devleti yönetenler ve hem de yandaş yazarların tamamının söylediklerine, yazdıklarına bakınız. Tamamı, kendilerinin eleştirisi. Biz söylemiyoruz. Bakın C.Başkanı ne söylüyor: “bu zaman içinde PKK silahlanmış, bombaları gömmüş.” Peki, siz ne yaptınız? Uyudunuz mu? Armut mu topladınız? Şu geldiğimiz nokta, mizah ustalarına gerek bırakmıyor. Nereye bakarsanız, hangi yandaşı dinlerseniz dinleyin, kendilerinin eleştirisini yapıyorlar. Gülmek serbest, tabi gülebilirseniz!. Çünkü PKK’nın silahlanmasını, TSK’ya bağlıyor. ‘Çözüm’ denen ihanet sürecini TSK yapmış gibi!. Biraz olsun utanma duygusu, arlanma duygusu olur. 13 yılda neler neler kaybetmişiz.

Fazla söze gerek yok.

Düşmanını tanıyamayan Başkomutanla girdiğimiz savaşta, Genel Kurmayın, ‘KURMAY’ zekâsına ihtiyacımız var. Yönetimin onlara devredilmesi ve siyasilerin kenara çekilmesi elzemdir. Ve bu işlemin gönüllü olması büyük felaketleri önleyecektir.

Kimse bana, demokrasi filan demesin.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder