17 Ağustos 2015 Pazartesi

Milliyetçi Söyleme Sarılmak


Bülent Arınç, Bebek Katili’nin “bir zamanlar dindardı, namazını kılardı” güzellemesini yaptığı günlerde, hükumet edenlerin, karşılarında İmralı’yı tek yetkili görmek istediklerini anlamakta zorlanmıştık. Kim bilirdi ki, ‘Çözüm’ denilen süreç, tepe takla olacak ve verilen tavizler bile yetersiz görülecekti. Çözüm aleyhinde konuşanlar bunları söylemişlerdi gerçi, dillerinde tüyle bitmişti lakin dertlerini bir türlü anlatamamışlardı o günün Başkanı’na ve çözüm sevdalılarına. Mantık şuydu, eli silahlı militanların şehirlere kadar indiği zamanlarda, onlarla ne konuşacaksın? Onların anladığı lisan, ellerinde görülüyor, görmüyor musun?

Oysa istenen çok basitti. Silahlarınızı bırakın ve gidin. Aslında ‘gidin’ kelimesi yerine ‘teslim olun’ denseydi, devletin yaptırım gücünün, hala var olduğu kabul ettirilseydi, Habur gibi rezalet yaşanmasaydı da, gelenler, anlaşmalı mahkeme heyeti önünde değil de, devletin ağırlığının hissedileceği, baba hâkimler önünde yargılanıp gereken kararlar verilseydi, inanırım ki, hiçte bugünkü durumlar yaşanmazdı. Tarihle, ‘saydı’ şeklinde tahminleri öne alarak konuşulamaz biliyorum. Bu cümleler aslında yapılması gerekenleri yapmayıp, daima tavizler vererek hayatiyetini sürdürmek isteyenlere bir eleştiri olarak algılanmalıdır.

Nitekim girdikleri yanlışlar çukurundan bir türlü kurtulamıyorlar. Bebek Katili’ni parlatma çalışmalarından da geri durmuyorlar. Başbakan Yardımcısı’nın ağzından, çok ilginç övgüler duyduk yakın zamanda. Kandil’e ve PKK’nın meclisteki temsilcilerine eleştirilerini söylerken, “İmralı’nın onları sopayla kovalayacağını” filan anlatması, oraya yakılan bir ışık gibi geldi bize. Sonra, yandaşların üzerinde durduğu, “Apo’nun milli olduğu ve fakat Demirtaş’ın, ABD-AB’nin ajanı gibi” faaliyet gösterdiği fikirlerini sıklıkla zikretmeleri de, Çözüm Sürecinde yeni bir döneme geçileceğinin sinyallerini veriyordu. Bizim oralarda bir söz vardır: şaşıran ördek geri geri yüzermiş. Düştükleri bataklıktan kurtulamıyorlar bir türlü. Her hareketleri, batağa biraz daha oturtuyor.

Bir AKP milletvekili de şöyle söyledi: “Şehitlerimizin vebali HDP’ye oy verenlerin üzerinedir. Allah onların belasını versin.” Hani bunlar, işlerine geldiği sıralarda “Milli irade” söylemine sarılırdı ya, ne oldu, milli iradenin bir bölümü, sana göre yanlışta olsa, verdiği oylar milli iradeden sayılmayacak mı? Niye bela anıyorsun ki, be hey vekil! Bela geldiğinde seni mi ayıracak? Fethullah Hoca’nın aleyhinize yaptığı bedduayı hatırladım da, o gün o duaya karşı çıkmıştık. Bugünde bu sayın vekilin sözüne karşı çıkıyoruz. Azıcık edep, çok kalın cehaleti perdeler.

Sanki, Oslo görüşmelerini, Habur rezaletini, Diyarbakır Nevruzu’nu.. Daha pek çok olmaması gerekeni, HDP’ye oy veren seçmenler yapmıştı da… İşleri güçleri ayırımcılık, işleri güçleri bölücülük.

Şimdi,

Vaziyeti anlamak üzere derin derin düşünelim. Ne yapmak istiyor bu AKP yöneticileri?

AKP yöneticilerinin, MHP ile yapacakları görüşmeden evvel düşünmelidir;

Bendeniz şu karara varıyorum:

7 Haziran seçimlerinde, AKP’den giden %9 civarındaki oyların ¾’ü MHP’ye gitmişti. Biraz daha milliyetçi söylemlere ağırlık vererek hem bu giden oyları geri alırız, hem de MHP’nin ana seçmeninden de alacağımız oylarla, MHP baraj altında kalır ve biz yine istediğimiz oranlara ulaşırız.

Diye düşünüyorlar.

Çünkü biliyorlar ki, MHP içine salınan, bir takım ajanların, MHP tabanında yaptığı provokasyonlar bugünlerde çok etkili bir şekilde, AKP’nin işine yarayacak şekilde vazifesini yapmaktadır, gelişmeler bunu gösteriyor.

Uyanık olmak, uyuyanların da uyanmak mecburiyetleri vardır.

İki tarafı da keskin bıçak sırtında, nereye kadar gidebilirsek…



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder