10 Haziran 2015 Çarşamba

Toplam Aklın Teveccühü


Herkesin yapacağını biz de yapalım, diye bir düşünceye kapıldım. Fakat bunun yanlışlığını bildiğimden hemen vaz geçtim. Biz yine anladığımızı, bildiğimizi sandığımızı söylemeye çalışalım:

Seçim sonuçları hakkında uzmanlar ahkâm kesiyor, biz kim oluyoruz ki?

Şunu kimseden duymadım: sahaya inen Cumhurbaşkanı, %52 ile kazandığı seçimi, bu kez %40’a kadar düşürdüğünden, meşruiyetini kendi kendine tartışmaya açmıştır sonucunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bağımsız olduğunu söyleyen dilbazlar nedense bu konuya dokunamıyorlar. Akıllarına geliyor, lakin bir türlü söyleyemiyorlar. Çünkü hala parasal kaynaklarının, oturdukları makamlarının, sahip oldukları şöhretlerinin onun elinde olduğunu ve bir süre daha o ellere mahkûm olduklarının farkındalar.

Yenilenleri kesin olarak ayırmak zorluğu var. Şöyle ki; seçim, siyasi partiler arasında olmadı. Devletin bütün gücüyle, havuz ve merkez medyanın bütün imkânlarıyla iktidar partisinin arkasında olarak, üstelik diğer siyasi partilerinin sırtına binerek ve gittikçe ağırlığını artırarak yarışa mecbur edilmeleri adaletsizliğin kesin tarifidir. Öyleyse, yenilen tarafları açık bir dille ortaya koymalıyız.

1. Aslında tek büyük kaybeden, Cumhurbaşkanı’dır. Oylarında toplam da %12’lik bir kayıp görülmüştür ki, daha 7 ay evvelki sonuca göre bir ölçüm.

2. 12,5 yıldır ezici bir çoğunlukla iktidar koltuklarını dolduran siyasi parti gücünün çok önemli kısmını kaybederek, tek başına iktidar olma imkânını yitirmiştir. Bu noktada söylemeliyiz ki, kısa bir süre Başbakan’lık görevini yapan Ahmet Davutoğlu, seçimlere iddialı ve anlamsız iddialı girerken “tek başına iktidar olamazsam istifa ederim” dediğinden ve sözünde de duracağından emin olduğumuzdan, artık önümüzdeki yıllarda Davutoğlu’nun siyaset arenasında sadece yardımcı oyuncu olarak göreceğimizi tahmin etmek zor değil. O halde Davutoğlu’nu kaybedenler sırasına yazmak hakkımız olacaktır.

****

Bu yazacaklarımız muhalefet partileri (CHP ve MHP) için ortak satırlardır: ekonomi uzmanlarının gördüğü kadarıyla ekonomide büyük çöküş beklentisinin olduğu, eğitim sisteminin tarumar edildiği, adam kayırmacanın pik yaptığı, hırsızlıkların ayyuka çıktığı, devlet imkânlarının iktidar partisinin lehine hoyratça kullanıldığı, iktidar yöneticilerinin edep sınırlarını aşarak hakaretlerini yapması ve hatta yalanlara başvurduğu bir ortamda aldıkları oyları önlerine koyarak düşünmeleri gerekmektedir.

Her iki parti de bırakın oylarını artırmak, kendilerine oy veren gerçek seçmenlerinin bir kısmını yeniden kendilerine oy vermelerini bile sağlayamamışlardır. (Buradaki sorunun analizi ayrı bir çalışma meselesidir.)

****

3. CHP ve genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, önüne serilen imkânlar göz önünde bulundurulduğunda büyük bir hayal kırıklığıdır. Kendi öz seçmeninin bir kısmını bile kendine oy vermeye ikna edememiş bir durumdadır. Sebep ne acaba?

a) Kemal Derviş: Üçlü koalisyon döneminde Türkiye’ye nasıl gönderildiği kamuoyunca malum. Tamam, ekonomideki yapısal düzenlemeler açısından başarılı bir süreç yaşadı. Lakin koalisyonu bozan oydu, birlikte hareket ettiği arkadaşlarına ihanet eden oydu, milletvekili seçildiği CHP’den ayrılarak küresel güçlerin teklif ettiği görevi kabul eden oydu… Bu halde, neden ısrarla Kemal Derviş!

b) Merkez Türkiye Projesi: Çözüm süreci safsatasıyla ülkenin bölünme aşamasına getirildiği bir zamanda, kendine has kanununun olduğu bir sanayi, bilim ve ticaret merkezinin hayata geçirileceğinin proje olarak sunulması ne anlama geliyordu? Ülke içinde ayrı bir kanton, ayrı bir özerk (adeta ülke kurulması) milletten onay almamıştır. Zaten, eleştirilerimizi seçim sonrasına bırakmıştık ve bu konu çalışmaya değer. Ve asla milli, yerli değil, bilakis dış güçlerin dayattığı zararlı bir proje, nitekim onay almamıştır ve bence ağır yenilgiye sebep olmuştur.

c) Kürt Meselesi: Hem iktidar partisi ve hem de CHP Kürtleri bir sorun olarak görmektedirler. Oysa sorun olan Kürtler değil, terör silahıyla Kürt Bağımsızlığının dayatılmasıdır. Burada kullanılan PKK’dır. Şimdilerde Suriye içlerinde yeşertilen PYD ve Türkiye içinde bizatihi iktidar eliyle yeşertilen KCK’dır. Terörle mücadele, yasal kurumlarla karşılıklı görüşme teklifini bir türlü yapamadı CHP. Şimdi sonucunu yaşayacaktır.

4. Asla bir başarı olarak göremiyorum MHP’deki ufacık bir oy artışını. Mesela, İstanbul’daki %2 civarındaki artış! Oysa okyanus üzerindeki kelebek kanadı çırpışı sahilde fırtınalara sebep olurdu? Ne oldu? Niye Anadolu’ya İstanbul’daki artış tesir etmedi? Bunun incelenmesi gerekir. Kişisel tahminlerin öngördüğü oy oranına sahiptir MHP. Ancak, buna rağmen kaybedenler arasında saymak da kalemin namusudur.

Bu aşamada şunu söylemeliyiz: bazı kanallarda yorum yapan özellikle yandaş ağızlar, gelecekte bir AKP ve MHP koalisyonunun göründüğünden bahsetmektedirler. Böyle bir tuzağa düşülmemelidir. Böyle bir ortaklık kurulursa, bunun adı temize çıkarma ortaklığı olur.

Parti içi gelişmeler hakkında görüş bildirmek haddimiz değildir, lakin bu yönde gelişmeler olacağı malumumuzdur.

****

HDP’ye ayrı bir paragraf açmak lazımdır. Seçimin gerçek galibidir. Salt HDP’yi düşünecek olursak, bu noktada kazanan BOP eş Başkanlığıdır. Gerçekten vazifesini çok ama çok güzel yapmıştır. HDP’nin başarısının altında Tayyip Erdoğan ve BOP vardır.

****

Seçimlerin sonucu şudur:

13 yıldır astığım astık, kestiğim kestik yönetimini sürdüren iktidara önemli bir ders verilmiştir.

Hak kazanmıştır. Demokrasi kazanmıştır.

Kendisinde sonsuz güç vehmedenlere ağır bir ders verilmiştir.

****

Artık yapılması gereken şudur:

Yarından tezi yok:

Anadolu adım, adım gezilerek ve meydanlar asla ihmal edilmeden halka her şey en ince ayrıntısına kadar anlatılmalıdır.

Olan olmuştur…

Önümüze bakalım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder